Geçen gün markette çikolata reyonunun önünde dururken aklıma çocukluğum geldi.
O yıllarda çikolata dediğimiz şey oldukça basitti.
Kakao vardı.
Şeker vardı.
Süt vardı.
Hepsi bu.
Bugün ise dünyanın en büyük çikolata şirketleri çikolatanın içinde kakao olmadan çikolata üretmenin yollarını arıyor.
İlk duyduğumda bana da tuhaf geldi. Kakaosuz çikolata…
İnsanın hemen şunu düşünüyor;
Çikolatanın içinde kakao yoksa ona hâlâ çikolata denebilir mi?
Aslında bu düşüncenin arkasında çok daha büyük bir hikâye var.
Ve o hikâyenin adı kakao krizi.
Dünyanın çikolatası tehlikede
Çikolatanın hammaddesi olan kakaonun yaklaşık yüzde 70'i Batı Afrika'da üretiliyor.
Ancak son yıllarda kuraklık, aşırı yağışlar, bitki hastalıkları ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle üretim ciddi baskı altında kaldı.
Sonuç ortada.
Kakao fiyatları son yılların en sert yükselişlerinden birini yaşadı.
Şirketler ise ilk kez şu soruyu yüksek sesle sormaya başladı:
"Ya yeterince kakao bulamazsak?"
Şirketler şimdi kakao yerine geçecek ikame ürünü arama peşindeler.
Örneğin Mars, iklim değişikliğine ve hastalıklara daha dayanıklı kakao çeşitleri geliştirmek için biyoteknoloji ve gen düzenleme teknolojilerine yatırım yapıyor. Amaç daha sıcak hava koşullarına ve hastalıklara dayanabilen kakao ağaçları geliştirmek.
Nestle ise dünyanın kakao genetik çeşitliliğini haritalandırarak gelecekte daha verimli ve daha dayanıklı kakao türleri geliştirmeye çalışıyor.
Yani sektörün ilk tercihi hâlâ kakao üretmeye devam etmek.
Ama artık tek plan bu değil.
Şirketler B planını hazırlıyor
İşte hikâyenin ilginç kısmı burada başlıyor.
Dünyanın en büyük çikolata şirketlerinden biri olan Mars, bu yıl Almanya'da kakaosuz "çikolata" içeren ürünlerin pilot satışına başladı.
Bu ürünlerde kakao yerine fermente edilmiş ayçiçeği çekirdeklerinden elde edilen alternatif bileşenler kullanılıyor. Amaç çikolataya benzer aroma ve deneyim yaratmak.
Sadece bu da değil.
Bazı şirketler laboratuvarda üretilen kakao yağı üzerinde çalışıyor.
Bazıları hücre kültürlerinden kakao üretmeye hazırlanıyor.
Bazıları ise kakao çekirdeği yerine tamamen farklı hammaddeler kullanıyor.
Bundan birkaç yıl önce bilim kurgu gibi görünen fikirler bugün milyarlarca dolarlık yatırımlara dönüşmüş durumda.
Açıkçası beni düşündüren şey teknolojinin kendisi değil.
İnsanlık tarihi boyunca gıdalar değişti.
Tarım değişti.
Tohumlar değişti.
Üretim yöntemleri değişti.
Muhtemelen çikolata da değişecek.
Acaba gelecekte çocuklarımızın yiyeceği çikolata ile bizim çocukluğumuzda yediğimiz çikolata aynı şey olacak mı?
Belki tadı aynı olacak.
Belki kokusu aynı olacak.
Belki dokusu bile ayırt edilemeyecek.
Ama kaynağı tamamen farklı olacak.
Asıl soru kakao değil
Aslında bu yazı kakao hakkında değil.
Bu yazı iklim değişikliği hakkında.
Bir zamanlar sonsuz sandığımız doğal kaynakların ne kadar kırılgan olabileceği hakkında.
Çünkü bugün kakao konuşuyoruz.
Yarın kahve konuşacağız.
Sonra zeytin.
Sonra başka bir ürün.
Kakao krizi bize sadece çikolatanın geleceğini anlatmıyor.
İklim değişikliğinin artık market raflarına kadar ulaştığını gösteriyor.
Bir gün kakaosuz çikolataya alışabilecek miyiz?
Ya da
Bir gün neden kakaosuz çikolataya ihtiyaç duyduğumuzu gerçekten anlayabilecek miyiz?
İşte cevabını düşünmemiz gereken soru bu.
