Ultra işlenmiş gıdalarla ilgili tartışmalara bir yenisi daha eklendi. Kanada'da yürütülen ve 2.077 çocuğun takip edildiği kapsamlı bir kohort çalışması, erken çocukluk döneminde tüketilen ultra işlenmiş gıdaların davranışsal ve duygusal gelişim üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre 3 yaşındaki çocukların günlük enerji alımının ortalama yüzde 45,5'i ultra işlenmiş gıdalardan geliyor. Bu oran, çocukların aldığı kalorilerin neredeyse yarısının paketli ve yüksek derecede işlenmiş ürünlerden oluştuğunu gösteriyor.
Kaygı, içe kapanma ve saldırganlıkta artış
Araştırmacılar, çocukların beslenme alışkanlıklarını 3 yaşında değerlendirdi ve iki yıl sonra davranışsal gelişimlerini Çocuk Davranış Kontrol Listesi (CBCL) ile analiz etti. Yayınlanan sonuçlar dikkat çekici.
Ultra işlenmiş gıdalardan alınan enerjideki her yüzde 10'luk artış; Kaygı, korku ve içe kapanmayı içeren içselleştirme belirtilerinde artış, Saldırganlık ve hiperaktivite gibi dışsallaştırma belirtilerinde artış, Genel davranış sorunlarında yükseliş ile ilişkilendirildi.
Araştırmacılar, ilişkinin anne eğitimi, gelir düzeyi, anne sütü alma durumu, fiziksel aktivite ve vücut ağırlığı gibi çok sayıda faktör hesaba katıldıktan sonra da devam ettiğini belirtti.
Beslenme değişince duygu durumu da değişiyor
Çalışmanın en önemli bulgularından biri ise "yer değiştirme modeli" oldu. Araştırmacılar, çocukların beslenmesinde ultra işlenmiş gıdalardan gelen kalorilerin yüzde 10'unun minimum düzeyde işlenmiş gıdalarla değiştirilmesi durumunda ne olacağını hesapladı.
Sonuçlara göre bu değişiklik; Kaygı ve içe kapanma belirtilerini azaltıyor, saldırganlık ve davranış sorunlarını düşürüyor, Genel psikososyal gelişimi olumlu yönde etkiliyor.
Araştırma ekibi, bu bulgunun çocuk beslenmesinde küçük değişikliklerin bile uzun vadeli ruh sağlığı açısından önemli faydalar sağlayabileceğini gösterdiğini vurguladı.
En riskli grup şekerli içecekler
Araştırmada ultra işlenmiş gıdalar kendi içinde de incelendi. Özellikle yapay ve şekerli içeceklerin daha fazla tüketilmesi, çocuklarda daha yüksek düzeyde davranışsal ve duygusal sorunlarla ilişkilendirildi. Hazır yemekler ile ultra işlenmiş ekmek ve tahıl ürünleri de olumsuz sonuçlarla bağlantılı bulundu.
Çocukların kalorilerinin yarısı işlenmiş gıdalardan geliyor
Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer nokta ise ultra işlenmiş gıdaların çocuk beslenmesindeki ağırlığı oldu.
Katılımcı çocukların günlük enerjisinin ortalama yüzde 45,5'i ultra işlenmiş gıdalardan gelirken, minimum düzeyde işlenmiş gıdaların payı yüzde 37,9'da kaldı. Araştırmacılar, bu durumun çocukların gelişimi açısından önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturabileceğini belirtiyor.
Bilim insanları neden endişeli?
Araştırmacılara göre ultra işlenmiş gıdaların olumsuz etkileri yalnızca yüksek şeker, tuz ve doymuş yağ içeriğiyle açıklanamıyor.
Olası mekanizmalar arasında; bağırsak mikrobiyotasında bozulma, kronik düşük düzeyli inflamasyon, beyin gelişiminde rol oynayan vitamin ve minerallerin yetersiz alınması, ambalajlardan geçen ftalat ve bisfenol gibi kimyasallara maruz kalma yer alıyor.
Araştırmacılar, sonuçların ultra işlenmiş gıdaların azaltılması ve çocukların daha fazla taze, doğal ve az işlenmiş gıdaya yönlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini belirterek, erken yaşta yapılacak beslenme müdahalelerinin çocukların gelecekteki ruh sağlığı üzerinde de etkili olabileceğini vurguladı.
