Akdeniz’de bu yaz tartışma yaratan mikroplastik kirliliğinde yeni bir ayrıntı ortaya çıktı. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e ulaşan kirliliği henüz 2023 yılında resmi makamlara bildirdiğini açıkladı.
Olağandışı bir duruma rastlanmadı yanıtı
Gündoğdu’nun paylaştığı CİMER yanıtında, Seyhan Nehri’nin bağlantılı olduğu drenaj kanallarında yapılan incelemelerde olağandışı bir duruma rastlanmadığı, nehirde gözlenen renk değişiminin ise “mevsimsel azot ve fosfor artışına bağlı alg patlaması” olabileceği belirtiliyor.
Gündoğdu ise bugün gelinen noktaya tepki gösteriyor: “2023’te söyledik, şikâyet ettik. İnceledik, bulamadık dediler.”
“Bu bölge 2020’den beri çalışma sahamız”
Gıda Bülteni’ne konuşan Gündoğdu, Seyhan Nehri ve Adana çevresindeki plastik kirliliğinin yeni bir durum olmadığını söyledi.
“Burası 2020’den beri çalışma sahamız. Örnekler alıyoruz, analiz sonuçlarını görüyoruz. Zaten bazı dönemlerde analize gerek kalmayacak kadar gözle görülür bir kirlilik var” diyen Gündoğdu, uyarılarının yeterince dikkate alınmamasından yakındı. Bu yaz yapılan saha çalışmalarında ise tablo çok daha net hale geldi.
AKDENİZ'DE NEDEN PLASTİKLER YÜZÜYOR
Alanya kıyılarındaki dört farklı istasyondan alınan örneklerde bazı bölgelerde mikroplastik yoğunluğunun Akdeniz ortalamasının 60-65 katına ulaştığı belirlendi. Bazı istasyonlarda tespit edilen plastiklerin yüzde 60 ila yüzde 93’ünün geri dönüşüm tesislerinde parçalanmış plastiklerle ilişkili olduğu açıklandı.
Kirliliğin kaynağına geri dönüşüm tesisleri işaret ediliyor
Gündoğdu’ya göre sorunun temel kaynaklarından biri Adana çevresindeki plastik geri dönüşüm tesisleri.
“Bölgedeki geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan atık suların yeterince arıtılmadan kanallara bırakılması uzun süredir üzerinde çalıştığımız bir konu” diyen Gündoğdu, tesislerin kuruluş ve denetim süreçlerinin de sorgulanması gerektiğini belirtiyor.
“Bu kadar çok geri dönüşüm tesisinin neden Adana’da toplandığını da sormak gerekiyor. Kirlilik yaratma riski bu kadar yüksekken bu tesislere nasıl izin veriliyor, ne kadar denetleniyor?” ifadelerini kullandı.
İngiliz The Guardian gazetesinin geçen hafta yayımladığı araştırmada da Adana’daki büyük geri dönüşüm alanlarının yakınındaki sulama kanallarında yüksek mikroplastik kirliliği tespit edildi. Tesislerin aşağı kesiminden alınan örneklerde yoğunluk, yukarı kesimdeki örneklere göre 10 kat daha yüksek çıktı.
Tarım alanları da aynı suyla sulanıyor
Gündoğdu’nun dikkat çektiği bir başka nokta ise kirliliğin yalnızca denize ulaşmaması. Seyhan Nehri ve bağlantılı kanallar Çukurova’nın tarım alanlarıyla doğrudan ilişkili.
“Bu sularla tarım alanları sulanıyor. Sudaki mikroplastikler ve onlarla birlikte taşınan kimyasallar tarım toprağına ulaşıyor. Sonrasında gıda zincirine kadar uzanan bir risk ortaya çıkıyor” diyen Gündoğdu, konunun yalnızca çevre kirliliği değil aynı zamanda tarım ve gıda güvenliği sorunu olarak ele alınması gerektiğini söylüyor.
Bakanlık bu yaz 23 tesise ceza kesti
2023’te “olağandışı kirlilik tespit edilmedi” yanıtı verilen bölgede, üç yıl sonra resmi denetimler de sıklaştırıldı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 1 Temmuz’dan itibaren Adana, Antalya, Hatay, Mersin ve Muğla’da denetimler başlattı.
Denetlenen 23 tesise toplam 47 milyon 599 bin TL ceza kesildi, kirletici vasfı yüksek 142 tesis ayrıca denetim planına alındı. Adana’daki Seyhan Atıksu Arıtma Tesisi’nde ise atık suyun bir bölümünün arıtılmadan deşarj edildiği tespit edildi.
“Üç yıl sonra kirlilik Marmaris’e kadar geldi”
Gündoğdu’nun tepkisinin temelinde ise zamanında müdahale edilmemesi var.
2023’te Seyhan Nehri için yaptığı uyarının ardından geçen üç yılda kirlilik Adana-Mersin hattından Antalya kıyılarına, Alanya, Kemer ve Fethiye’ye kadar yayıldı. Gündoğdu, bu tabloyu “önceden görülebilecek ve önlenebilecek bir kirliliğin büyümesi” olarak değerlendiriyor.
Bugün Akdeniz kıyılarında yüzeyde görülen plastik parçaları ve mikroplastikler, aslında yıllardır nehirlerde, drenaj kanallarında ve tarım alanlarının yanı başında biriken kirliliğin görünür hale gelmiş hali.
Üç yıl önce “alg patlaması” olarak değerlendirilen görüntüler bugün Akdeniz’in yüzeyinde yeniden karşımıza çıkıyor.
