Gıda Bülteni Sektörden 3 milyar dolarlık meyve: Macauba nasıl uçak yakıtına dönüşüyor?

3 milyar dolarlık meyve: Macauba nasıl uçak yakıtına dönüşüyor?

Abu Dabi merkezli Mubadala Capital'ın Brezilya'daki enerji şirketi Acelen, yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırımla macauba meyvesinden sürdürülebilir havacılık yakıtı üretmeye hazırlanıyor. Yüksek yağ verimi nedeniyle tercih edilen macauba, bozulmuş meralarda yetiştirilecek. Peki bir meyve nasıl uçak yakıtına dönüşüyor ve benzer bir model Türkiye'de kurulabilir mi?

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Brezilya, havacılığın fosil yakıtlara bağımlılığını azaltmak için dünyanın en dikkat çekici tarım-enerji projelerinden birine hazırlanıyor.

Abu Dabi merkezli Mubadala Capital bünyesindeki Acelen, Brezilya'nın Bahia eyaletinde yaklaşık 3 milyar dolarlık biyoyakıt yatırımı yürütüyor.

Projenin merkezinde ise Türkiye'de pek bilinmeyen bir meyve var: Macauba.

Neden macauba meyvesi?

Bilimsel adı Acrocomia aculeata olan macauba, Güney Amerika'da yetişen yağlı bir palmiye türü. Hem meyve etinden hem de çekirdeğinden yağ elde edilebiliyor.

Macaubayı biyoyakıt açısından değerli kılan özelliklerin başında hektar başına yüksek yağ verimi geliyor. Brezilya'daki araştırmalar, bitkinin hektar başına birkaç ton yağ verebildiğini ve yağ veriminin soyadan katbekat yüksek olabildiğini gösteriyor.

Bu da aynı miktarda biyoyakıt hammaddesi üretmek için daha az arazi kullanılması anlamına geliyor.

Acelen'in planına göre yaklaşık 180 bin hektarda macauba yetiştirilecek. Üstelik şirket, plantasyonların önemli bölümünü verimli tarım alanları yerine bozulmuş veya verimliliğini kaybetmiş meralarda kurmayı hedefliyor.

Böylece biyoyakıt üretiminin gıda üretimiyle arazi rekabetine girmesinin azaltılması amaçlanıyor.

Meyveden uçak yakıtı nasıl yapılıyor?

Macaubanın doğrudan sıkılıp uçak deposuna konulması elbette mümkün değil. Önce meyveden yağ çıkarılıyor. Elde edilen bitkisel yağ daha sonra rafineride HEFA (Hydroprocessed Esters and Fatty Acids) adı verilen işlemden geçiriliyor.

Bu süreçte bitkisel yağ hidrojen kullanılarak işleniyor, oksijen uzaklaştırılıyor ve moleküller jet yakıtında kullanılabilecek hidrokarbonlara dönüştürülüyor. 

Ortaya çıkan sürdürülebilir havacılık yakıtı, yani SAF, gerekli standartları karşıladığında geleneksel jet yakıtıyla harmanlanarak mevcut uçaklarda kullanılabiliyor.

Günde 20 bin varillik kapasite

Acelen'in kuracağı biyorafinerinin günlük yaklaşık 20 bin varil hammadde işleme kapasitesine sahip olması planlanıyor.

Şirket, tesiste yılda yaklaşık 1 milyar litre SAF ve yenilenebilir dizel üretmeyi hedefliyor. Ticari üretimin 2029'da başlaması planlanıyor.

Ancak tesis yalnızca macaubaya bağımlı olmayacak. Soya yağı, kullanılmış yemeklik yağ ve başka uygun yağlı hammaddelerin de işlenebilmesi planlanıyor.

Bunun önemli bir nedeni var: Macauba ağaçlarının dikildikten sonra yüksek verime ulaşması zaman alıyor. Çok hammaddeli sistem sayesinde rafineri macauba bahçelerinin olgunlaşmasını beklemek zorunda kalmayacak.

Yeni bir tarım ürünü oluşturuyorlar

Projenin dikkat çeken taraflarından biri de macaubanın soya veya ayçiçeği gibi uzun yıllardır endüstriyel ölçekte standartlaştırılmış bir tarım ürünü olmaması.

Acelen bu nedenle yüksek yağ verimine sahip, farklı iklim koşullarına dayanıklı ağaçların seçilmesi ve çoğaltılması üzerinde çalışıyor.

Yani 3 milyar dolarlık yatırım yalnızca bir biyorafineri kurmuyor; aynı zamanda yeni bir enerji tarımı zinciri oluşturmaya çalışıyor.

Türkiye'de meyveden uçak yakıtı üretilebilir mi?

Türkiye'de macaubanın Brezilya ölçeğinde yetiştirilebileceğini gösteren ticari bir üretim altyapısı bulunmuyor. Ancak aynı teknoloji farklı yağ kaynaklarıyla kullanılabilir.

Nitekim Tüpraş, İzmir Rafinerisi'nde sürdürülebilir havacılık yakıtı üretmek üzere yatırım yapıyor. İlk aşamada kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağ gibi atık hammaddelerin değerlendirilmesi planlanıyor.

Türkiye açısından asıl soru bu nedenle macauba yetiştirmekten çok, “Türkiye'nin macaubası hangi ürün olabilir?”

Ayçiçeği ve kanola gibi yağlı bitkiler teknik olarak yakıta dönüştürülebilir. Ancak bu ürünlerin gıda sanayisi açısından taşıdığı önem, büyük ölçekli kullanımda “gıda mı, yakıt mı?” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bu nedenle Brezilya modelinin Türkiye açısından en dikkat çekici tarafı meyvenin kendisinden çok yaklaşımı: Gıdayla mümkün olduğunca rekabet etmeyen, verimsiz arazilerde yetişebilen ve hektar başına yüksek

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *