Gıda Bülteni Sektörden Girişimcilik kahveci açmaya evrildi: İstanbul’da yeni kafe kaydı yüzde 293 arttı

Girişimcilik kahveci açmaya evrildi: İstanbul’da yeni kafe kaydı yüzde 293 arttı

Türkiye’de yeni iş kurmak isteyenlerin gözdesi kafe ve kahvecilik oldu. İstanbul’da 2019’da 197 olan yeni kafe-kafeterya firma kaydı, 2025’te 774’e çıktı. Artış altı yılda yüzde 293’ü bulurken, 2026’nın yalnızca ilk sekiz ayında 554 yeni kayıt yapıldı. Ancak veriler, kafe patlamasının arkasında bağımsız mahalle kahvecilerinden çok büyüyen zincirlerin bulunduğunu gösteriyor.

5 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Türkiye’de son yılların en popüler girişimcilik fikirlerinden biri kahveci açmak oldu. Bir mahallede boşalan dükkânın kısa süre sonra yeni bir kafe olarak açılması artık kimseyi şaşırtmıyor. Aynı cadde üzerinde birbirine birkaç adım mesafede farklı kahve markaları faaliyet gösteriyor.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfının (TEPAV) “Cafe Latte Ekonomisi: Bir Fincanda İki Türkiye” başlıklı çalışması, sokakta görülen bu değişimin İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına da yansıdığını ortaya koydu.

İstanbul’da “yiyecek ağırlıklı hizmet veren kafe ve kafeteryaların faaliyetleri” alanında odaya yeni kayıt yaptıran firma sayısı 2019’da yalnızca 197’ydi. Yeni kayıt sayısı 2024’te 665’e, 2025’te ise 774’e çıktı.

Böylece İstanbul’da yıllık yeni kafe-kafeterya firma kaydı altı yılda yaklaşık dört katına çıktı. Artış oranı yüzde 293 oldu.

Kahveci açma ilgisi 2026’da da hız kesmedi. Yılın ilk sekiz ayında 554 yeni firma kaydı gerçekleştirildi. Aylık ortalama yaklaşık 69 yeni işletmeye ulaştı. Başka bir ifadeyle İstanbul’da neredeyse her gün iki yeni kafe veya kafeterya girişimi için kayıt yapıldı.

Türkiye’nin yeni iş fikri kahveci açmak mı?

Kahve tüketiminin özellikle gençler arasında yayılması, kafelerin yalnızca yiyecek-içecek satılan işletmeler olmaktan çıkması ve franchise sistemlerinin girişimcilere hazır bir iş modeli sunması, sektöre yönelik ilgiyi artırıyor.

Yeni nesil kafeler artık yalnızca kahve içilen yerler değil. Öğrenciler için çalışma ve buluşma alanı, uzaktan çalışanlar için ofis, gençler için sosyalleşme mekânı işlevi görüyor. Bu talep, sermayesini hizmet sektöründe değerlendirmek isteyen girişimcileri de kahveciliğe yöneltiyor.

Ancak İTO verileri yalnızca yeni kayıtları gösteriyor. Aynı dönemde kapanan işletmeler hesaba katılmadığı için, bu rakamlar İstanbul’daki toplam kafe sayısının net olarak ne kadar arttığını ortaya koymuyor. Buna rağmen yeni girişimlerin ulaştığı düzey, kahveciliğin en çok ilgi gören yatırım alanlarından birine dönüştüğünü açıkça gösteriyor.

Yeme-içme işletmelerinin sayısı 159 bine yaklaştı

Değişim yalnızca İstanbul’la sınırlı değil. Türkiye genelinde en az bir sigortalı çalışanı bulunan kayıtlı yeme-içme iş yeri sayısı 2010’da 62 bin 384’tü. Bu sayı 2025’te 158 bin 725’e yükseldi.

On beş yıllık artış yüzde 154’ü buldu. Nüfus artışı hesaba katıldığında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Türkiye’de her 10 bin kişiye düşen kayıtlı yeme-içme iş yeri sayısı 2010’da 8,5 iken 2025’te 18,5’e çıktı. Böylece kişi başına düşen işletme sayısı yüzde 119 arttı.

Ancak bu veriler kahvecilerin yanı sıra restoranlar ve diğer yiyecek-içecek işletmelerini de kapsıyor. Bu nedenle Türkiye genelindeki artışın tamamını kahve dükkânlarına bağlamak mümkün değil.

Kafeler değil, zincirler büyüyor

Raporun asıl dikkat çekici sonucu ise sokakta görülen işletme sayısıyla bu işletmeleri yöneten girişimlerin sayısı arasındaki farkta ortaya çıkıyor.

Yiyecek-içecek hizmetlerindeki girişim sayısı 2009-2024 döneminde yalnızca yüzde 24 arttı. Buna karşılık girişim başına çalışan sayısı 2,4’ten 4,1’e yükseldi.

Bir tarafta kayıtlı iş yeri sayısı yüzde 154 artarken, diğer tarafta girişim sayısının yüzde 24’te kalması önemli bir değişime işaret ediyor: Sokakta daha fazla şube açılıyor ancak bu şubelerin önemli bölümü aynı girişimlere veya büyüyen şirketlere bağlı bulunuyor.

Küçük işletmelerin sektördeki ağırlığı da geriliyor. Bir ila dokuz çalışanı bulunan girişimlerin sektör istihdamındaki payı 2009’da yüzde 63,2 iken 2023’te yüzde 48,7’ye düştü. Bu işletmelerin toplam cirodaki payı da yüzde 44,6’dan yüzde 34,8’e indi.

Buna karşılık 250 ve daha fazla çalışanı bulunan büyük girişimlerin istihdamdaki payı yüzde 10’dan yüzde 16,8’e yükseldi.

Yani işletmeler sokakta küçük birer kahve dükkânı olarak görünse de arkalarında giderek daha büyük ve çok şubeli şirketler bulunuyor. Kafe ekonomisi, bağımsız mahalle kahvecilerinin çoğalmasından çok zincir markaların büyümesi üzerinden genişliyor.

Beş kahve zinciri 61 markanın büyüklüğüne ulaştı

Gıda Bülteni’nin daha önce yaptığı kahve zincirleri araştırması da bu zincirleşmeyi ortaya koymuştu.

Türkiye’de 2018 yılında 61 kahve zincirinin toplam 1.570 şubesi bulunuyordu. Sonraki dönemde yalnızca beş büyük kahve zincirinin toplam şube sayısı bu rakama ulaştı. En az 20 şubesi bulunan 32 kahve zincirinin toplam şube sayısı ise 3 bin 207 olarak hesaplandı. Daha küçük zincirler ve bağımsız kahveciler bu sayıya dahil değildi.

Bu büyüme, Türkiye’nin çay toplumundan kahve toplumuna doğru geçirdiği kültürel değişimin aynı zamanda yeni bir yatırım ve franchise ekonomisi yarattığını gösteriyor.

Fakat pastadan herkes eşit pay alamıyor. Büyük kahve zincirleri marka bilinirliği, merkezi satın alma, reklam, paket servis uygulamaları ve finansmana erişim avantajıyla hızla şubeleşirken, bağımsız mahalle kafeleri artan kira, personel ve hammadde maliyetleriyle mücadele ediyor.

Sonuçta Türkiye’de girişimcilik gerçekten kahveciliğe yöneliyor. Ancak açılan her yeni kafe yeni bir bağımsız girişim anlamına gelmiyor. Sokakta kafe sayısı artarken, sektörün kontrolü giderek daha fazla büyüyen ve zincirleşen şirketlerde toplanıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *