Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Şile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün gerçekleştirdiği gıda imhası, çevre açısından tartışmalı görüntülere sahne oldu.
İlçe Müdürlüğü, denetimlerde el konulan alkollü içkiler ile son tüketim tarihi geçmiş peynir, süt, yoğurt ve işlenmiş et ürünlerinin kontrol görevlileri ve belediye zabıta ekiplerinin gözetiminde imha edildiğini açıkladı.
Ancak kurumun kendi sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğraflar, “İmha işlemi böyle mi yapılmalı?” sorusunu gündeme getirdi.
Ambalajlarıyla birlikte toprağa bırakıldı
Fotoğraflarda, belediyeye ait olduğu görülen araçlarla yerleşim yapılarının görüldüğü açık bir araziye götürülen ürünlerin, iş makinesiyle kazılan büyük bir çukura boşaltıldığı görülüyor.
Son tüketim tarihi geçmiş peynir, yoğurt ve et ürünleri plastik poşetlerinden ve ambalajlarından çıkarılmadan çukura atılıyor. El konulan alkollü içkiler de cam şişeleri, plastik parçaları ve karton kolileriyle birlikte aynı alana bırakılıyor. İş makinesi daha sonra çukuru toprakla kapatıyor.
Görüntülerde organik gıda atıklarıyla cam, plastik ve karton ambalajların ayrıştırıldığına ilişkin herhangi bir işlem görülmüyor. Arazide düzenli depolama tesislerinde bulunması gereken geçirimsiz taban, sızıntı suyu toplama sistemi veya bertaraf tesisi altyapısına ilişkin bir işaret de seçilmiyor.
Aynı ilçede ATIK bertaraf tesisi VAR

Uygulamayı daha da dikkat çekici hâle getiren nokta, Şile’de İSTAÇ tarafından işletilen Kömürcüoda Entegre Atık Yönetimi Tesisi’nin bulunması.
İstanbul’un Anadolu yakasından gelen atıkların kontrollü şekilde yönetildiği Kömürcüoda’da düzenli depolama, biyometanizasyon, sızıntı suyu arıtma ve atıktan enerji üretimi gerçekleştiriliyor.
Buna rağmen Şile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, imha edilen gıda ve içkilerin neden Kömürcüoda’ya veya söz konusu atıkları kabul eden başka bir lisanslı tesise gönderilmediği bilinmiyor.
Atıkları toprağa gömmek serbest mi?
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, güvenilir olmayan gıdaların piyasadan çekilmesine ve imha edilmesine imkân tanıyor. 4733 sayılı Kanun da belgesiz alkollü içki satışına ilişkin işlemlere dayanak oluşturuyor.
Ancak bir ürün hakkında imha kararı verilmesi, o ürünün ambalajlarıyla birlikte herhangi bir araziye gömülebileceği anlamına gelmiyor. İmha işleminin çevre ve atık mevzuatına da uygun gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Atık Yönetimi Yönetmeliği, atıkların toprağa ve diğer alıcı ortamlara dökülmesi, doğrudan dolgu yapılması veya depolanması yoluyla çevrenin kirletilmesini yasaklıyor. Atıkların toprağa depolanması ise geçirimsizlik ve sızıntı suyu yönetimi gibi teknik önlemlerin bulunduğu izinli tesislerde gerçekleştirilebiliyor.
Sıfır Atık hedefiyle çelişen görüntü
Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye’nin Sıfır Atık çalışmalarında yer alan kamu kurumlarından biri. Bakanlık, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” kampanyasını yürütürken, Sıfır Atık Vakfı ile düzenlenen gıda ve su israfı çalışmalarında da aktif rol üstleniyor. Bakanlığın katıldığı Sıfır Atık programlarında atıkların azaltılması, kaynağında ayrıştırılması ve yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Şile’de paylaşılan görüntüler ise bu hedeflerle açık bir tezat oluşturdu. Halk sağlığı açısından tüketilmemesi gereken ürünlerin piyasadan kaldırılması doğru ve gerekli olsa da gıda güvenliğini sağlarken çevre güvenliğinin göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Plastik poşetleri, cam şişeleri ve karton kolileriyle toprağa gömülen ürünler, gıda güvenliği sorununu ortadan kaldırırken doğa açısından yeni bir atık sorununa dönüşebilir. Şimdi yanıt bekleyen temel soru şu: Aynı ilçede teknik bir bertaraf tesisi bulunurken gıda ve içkiler neden açık arazide kazılan çukura gömüldü?
