İran’da ABD ve İsrail ile yaşanan çatışmaların ardından ekonomik baskı hızla gıda piyasalarına yansımaya başladı.
İRAN GIDA İHRACATINI YASAKLADI
İran devlet medyası, hükümetin “temel ihtiyaçların karşılanmasına öncelik verme” kararı doğrultusunda tüm gıda ve tarım ürünlerinin ihracatının ikinci bir duyuruya kadar yasaklandığını duyurdu.
Savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik artarken, başkent Tahran başta olmak üzere birçok şehirde vatandaşlar gıda stoklamaya başladı. Tahranlılar, şehirde patlama seslerinin devam ettiğini ve gıda fiyatlarının hızla yükseldiğini belirtiyor.
İRAN ABD SAVAŞI GIDA KRİZİNE YOL AÇAR MI?
Savaşın başlamasından sonra gıda fiyatlarının hızla arttığını belirten İranlılar, savaştan önce 530 toman civarında satılan pirincin şimdi 625 tomana satıldığını belirtiyor. En sert fiyat artışının ise patateste yaşandığı ifade ediliyor.
Patates fiyatı iki ayda dört katına çıktı
İran’da son aylarda özellikle temel gıdalarda dikkat çekici fiyat artışları yaşanıyor. Patates fiyatı iki ay önce yaklaşık 200 bin İran riyali seviyesindeyken son günlerde 750 bin riyale kadar yükseldi.
İRAN'DA SÜT FİYATI 2 KAT ARTTI
Ülkede ekonomik baskı yalnızca patatesle sınırlı değil. Bir kilo kırmızı etin fiyatı son bir ayda 13 milyon riyalden 22 milyon riyale çıkarken, bir litre sütün fiyatı 520 bin riyalden 1,1 milyon riyale yükseldi. Makarnanın fiyatı da aynı dönemde 340 bin riyalden 570 bin riyale çıktı.
İran İstatistik Merkezi’nin verilerine göre, ülkede gıda fiyatları geçen yıl genel olarak yükseliş eğilimine girdi ve patates fiyatı yıllık bazda %103 artış gösterdi. Aynı rapor, İran’da yaklaşık her üç haneden birinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ortaya koyuyor.
Savaşta dikkat çeken karar: Karides bile sübvansiyonlu

Gıda fiyatlarındaki artış ve tedarik sorunları nedeniyle İran hükümeti sübvansiyon sistemini genişletme kararı aldı. Daha önce 11 üründen oluşan devlet destekli gıda listesine balık, karides ve hindi eti de eklendi.
Bunun yanı sıra hurma, portakal, patates ve soğan gibi ürünlerin de kısa süre içinde sübvansiyon kapsamına alınacağı duyuruldu.
Bu destekler, İran’ın “Kala-barg” adı verilen elektronik gıda kupon sistemi üzerinden dağıtılıyor. 1980’lerde İran-Irak Savaşı döneminde kullanılan gıda karnelerinin modern bir versiyonu olan sistem, vatandaşların kimlik kartlarına tanımlanan dijital krediyle temel gıdalara erişimini sağlamayı amaçlıyor.
Düşük gelirli kesimlerin uygun fiyatlı proteine erişiminin artırılması amacıyla böyle bir karar alındığı belirtilse de, bazı kaynaklar bu kararın, savaş ortamında hakla ilişkiler faaliyeti amacıyla yayınlanmış olabileceğine dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda kriz: Tahıl gemileri bekliyor

Savaşın gıda güvenliği üzerindeki etkisi yalnızca İran’la sınırlı değil. Hürmüz Boğazı’ndan geçen deniz trafiğinin aksaması, küresel gıda ticareti açısından da risk yaratıyor.
Veri şirketi Kpler’e göre geçen yıl Körfez ülkelerine ithal edilen yaklaşık 30 milyon ton tahılın 14 milyon tonu İran’a gönderildi. Ancak çatışmalar nedeniyle mısır, buğday ve soya fasulyesi taşıyan bazı gemiler bölgede beklemek zorunda kaldı.
Uzmanlara göre İran’ın en kırılgan noktası ise hayvancılık sektöründe kullanılan ithal yem tahılları. Analistler, yem tedarikindeki aksaklıkların birkaç ay içinde et üretimini etkileyebileceğini ve bunun gıda fiyatlarında yeni bir dalga yaratabileceğini belirtiyor.
Körfez için asıl risk Dubai limanı

Uzmanlar, bölgesel gıda tedarik zinciri açısından en büyük riskin İran değil, Dubai’deki Cebel Ali Limanı olduğunu vurguluyor. Ortadoğu’nun en büyük konteyner limanı olan Cebel Ali, yaklaşık 50 milyon kişiye hizmet veren bir lojistik merkez konumunda.
Limandaki operasyonların aksaması halinde özellikle Körfez ülkelerinde meyve, sebze ve diğer bozulabilir gıdalarda kıtlık riski oluşabileceği ifade ediliyor.
“Kıtlık ihtimali düşük ama yoksullaşma artabilir”
Küresel kıtlık araştırmalarıyla tanınan uzmanlara göre İran’da kısa vadede ülke çapında bir kıtlık ihtimali düşük görülüyor. Ancak savaşın uzaması halinde gıda fiyatlarının daha da yükselmesi ve toplumda yoksullaşmanın derinleşmesi bekleniyor.
Uzmanlar, uzun süreli bir ekonomik daralma yaşanması halinde gıda dağıtım sisteminin zayıflayabileceği ve bunun bölgesel gıda güvenliği üzerinde daha geniş etkiler yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
İran’daki savaşın enerji piyasaları kadar gıda ticareti ve tarımsal tedarik zincirleri üzerinde de yeni bir belirsizlik dönemi başlattığı değerlendiriliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin, Ortadoğu’nun gıda arzı açısından kritik önemde olduğu belirtiliyor.
