Türk medyasının müzmin sorunu.
Emeğe saygısızlık.
Bin bir çaba ve emekle elde edilen haber ve görüntüler yüzler hiç kızarmadan çalınıyor.
Ancak haberi aşırıp, sağıyla soluyla biraz oynayıp, sanki kendi bulmuş gibi yayınlamak bile beceri istiyor.
Niye böyle bir girizgah yaptım, açıklayayım.
Gıda Bülteni olarak yaptığımız son özel haberimizin başına gelenleri anlatmak isterim.
gidabulteni.com internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarından yayınlanan haberimizi “Ünlü Kuruyemiş zinciri boyalı sirke satmaktan ifşa edildi” başlığıyla verdik.
Haberimize göre, Makbul Kuruyemiş zincirinin fason olarak ürettiği iki farklı sirke türünde gıda boyası çıktı.
Makbul’e üretim yapan firmanın adı Pelmur Gıda idi.
Makbul ile hiçbir ilgisi olmayan bir başka sirkede ise yasaklı gıda boyası tespit edilmişti.
Yasaklı boyayı kullanan marka Harrem, üreticisi ise Hekimhan Bitkisel Sanayi ve Ticaret şirketiydi.
Gıda Bülteni’nin haberinde her şey yerli yerindeydi.
Makbul gıda boyası, Harrem ise yasaklı gıda boyası kullanmıştı.
İkisi arasında büyük fark var.
Yasaklı gıda boyası kanserojen ve gıdada kullanılması kesinlikle yasak.
Tarım Bakanlığı bu boyayı kullanan firmaları kırmızı listede “İnsan sağlığını tehlikeye düşürecek gıdalar” başlığıyla yayınlıyor.
Şimdi gelelim haberi ilk aşıran editörün yaptığına!
Haberi değiştirip özetlerken, firmaları karıştırmış.
Makbul firmasının yasaklı gıda boyası kullandığını yazmış.
İnternet ve sosyal medyada şöyle bir durum var.
Kim nerde haberi görüyorsa ilk kaynağını araştırmadan oradan kopyalıyor.
Hatalı haber kartopu gibi büyüdü ve irili ufaklı onlarca sitede yanlış şekilde yer aldı.
“Ünlü kuruyemiş firmasının ürünleri kanserojen çıktı” başlığıyla haber verildi.
Oysa gerçek öyle değil. Bizim haberimizde böyle bir bilgi yok!
Kanserojen boya kullanan Makbul değil başka bir marka.
Makbul bir anda kanserojen ürün satan bir işletme haline getirildi. Nedeni, hazır haberi bile doğru okuyup anlayamayan, çalmayı bile doğru yapamayan masa başı editörleri..
Tarafsız ve adil haber bir anda firma aleyhine ölçüsüz bir haber haline döndü.
Demem o ki, doğru çalmak bile beceri istiyor.
Konu açılmışken birkaç kelam daha edeyim.
İnternet ve sosyal medyada emek hırsızlığı amiyane tabirle milli spor haline geldi.
Bunu herkes yapıyor.
Mücadele etmesi gerekenler bile.
Üç beş gün önce yine Gıda Bülteni’nin bir özel haberi vardı.
“Türkiye’nin ilk hipermarketi kapandı” diye.

Hemen hemen bütün büyük haber siteleri haberimizi kullandı. Bazıları bizim çektiğimiz fotoğrafla birlikte…
Kullansınlar, sonuçta haber.
Geniş kitlelere ulaştırmasında fayda var.
Ama bu fotoğrafı çeken, bu haberi yazan, araştıran kişiye hiç mi saygınız yok.
Gıda Bülteni’nin haberine göre demek çok mu zor!
Kaynak belirt, başka bir şey istemiyoruz.
Laf lafı açtı, ‘kaynak belirt’ deyince aklıma geldi.
Hatırlarsınız, Mersin’de şampiyon yarış atı Smart Latch kesilip kavurma yapılmıştı.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın tağşiş listesi açıklanmadan 1 ay önce haberi duymuş, araştırmamızı yapmıştık.
Yayınlamak için Bakanlığın resmi açıklamasını bekliyorduk.
Tarım Bakanlığı’nın açıklaması, Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin aş evindeki kavurmada tek tırnaklı eti çıktığı yönündeydi.
At ve eşek eti neredeyse olağanlaştığı için bu kadar bilgi manşetlik bir haber değildi.
Gıda Bülteni, kavurma yapılan atın birçok şampiyonlukları bulunan Smart Latch olduğunu ortaya çıkardı.
Yarış atının sahibine ulaştı ve röportaj yaptı.
halktv.com.tr de bizim haberi kaynak belirterek yayınladı. Haberin içine “Olayın perde arkasını Gıda Bülteni ortaya çıkardı” diye yazdı.
Halktv’de bu haberi gören başka haber siteleri “halktv’nin haberine göre” diye haberi yayınladı.

Kopyaladıkları haberin içinde hala “gıda bülteni ortaya çıkardı” yazıyordu.
Güler misin, ağlar mısın?
Siteye koydukları haberin içini bile okumamışlardı.
Daha sonra haberi ajanslar da geçti. Yarış atı sahibi ile onlar da konuştu.
Haber herkesin gözünde anonim hale geldi.
Adımızı kimse anmaz oldu.
Haberin ayrıntılarını verdiğim ve bazı fotoğraflar gönderdiğim bir gazeteci arkadaşım, “Niye kaynak belirtmediniz” diye sorunca “Ajans da geçti” dedi.
DHA saatler sonra bizim haberdeki bilgilerden yola çıkarak ve ismini kamuoyuna duyurduğumuz at sahibi ile konuşarak haber geçince, haber onların mı oldu?
Demem o ki,
Kimse haberin peşinde günlerini harcamıyor, telefon açmıyor, soru sormuyor, araştırmıyor, kafasına bir şey takmıyor..
Kısaca gazetecilik yapmıyor.
Ne yapıyor?
Bilgisayarın başında sürekli başka siteleri ve sosyal medya hesaplarını dolaşıp, etkileşim yapacağını düşündüğü haberleri kopyalıyor.
Birkaç cümlesini değiştirip, arşivden bir fotoğraf koyuyor.
Haber oluyor onların!
Sürekli ilginç haberleri takip edip yayınladıkları ve çoğunlukla içerikle örtüşmeyen başlıklarla okuyucu çektikleri için trafikleri hakkıyla bu işi yapanları katlıyor.
Bir haber müdürü arkadaşım aramıştı,
“Abi hakkını helal et, sizin haberleri alıp alıp kullanıyoruz” demişti.
Kibar çocuk, “çalıyoruz, kaynak da belirtmiyoruz” diyemediği için kendini söyle ifade etmişti.
Biliyor ne yaptığını ama farkında olmak yetmiyor.
Ekip olarak bunları gördükçe motivasyonumuz düşüyor.
Gıda Bülteni’nin yayın yönetmeni, Türkiye’nin en iyi gıda ve tarım habercisi Gürkan Akgüneş her yaptığı özel haber çalınınca isyan ediyor.
Haksız mı?
Emek hırsızları için mi çalışacağız?
Çok şey istemiyoruz ki.
Haberin kaynağını göster.
O kadar…
