Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından açıklanan "Gelir Garantili Besicilik Projesi", küçük ölçekli besicilere önemli bir güvence sunuyor. Proje kapsamında Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından temin edilen 108 bin baş besilik sığır, kapasitesi 200 başın altında olan işletmelere uygun fiyatla dağıtılacak. Üreticiler, hayvanlarını belirlenen besi süresinin sonunda ESK'ye önceden belirlenmiş ve enflasyona göre güncellenecek fiyat üzerinden satabilecek.
Bakanlık, model sayesinde hem üreticinin gelirinin güvence altına alınacağını hem de kırmızı et arzının güçlendirilerek tüketicinin daha uygun fiyatlarla ete ulaşabileceğini savunuyor.
Küçük üretici için güvence mi?
Son yıllarda artan yem maliyetleri, finansman giderleri ve piyasa dalgalanmaları nedeniyle birçok küçük besici üretimden çekilme noktasına gelmişti. Yeni modelde üretici, hayvanı hangi fiyattan satacağını önceden bileceği için piyasa riskinin önemli bölümünden korunmuş olacak.
Sektör temsilcileri, özellikle gelir belirsizliğinin ortadan kaldırılmasının küçük aile işletmeleri açısından önemli bir avantaj olduğuna dikkat çekiyor.
sektörün aklındaki soru farklı
Projeye ilişkin ilk tartışma, dağıtılacak hayvanların kaynağı üzerinden başladı. Türkiye'de kırmızı et üretiminde uzun yıllardır süren temel tartışmalardan biri, arz açığının ithalat yoluyla mı yoksa yerli üretimle mi kapatılması gerektiği.
Bazı tarım ekonomistleri ve üretici temsilcileri, kısa vadede piyasayı rahatlatan bu tür uygulamaların kalıcı çözüm olmayabileceğini savunuyor.
Eleştirilerin odağında ise şu soru yer alıyor: "Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla ithal besilik hayvan mı, yoksa daha fazla yerli buzağı ve damızlık üretimi mi?"
Et fiyatları gerçekten düşecek mi?
Bakanlık, projenin nihai hedeflerinden birinin tüketicinin daha uygun fiyatlarla kırmızı ete ulaşması olduğunu belirtiyor. Ancak geçmiş yıllardaki uygulamalara bakıldığında uzmanlar, et fiyatlarının yalnızca hayvan arzıyla belirlenmediğine dikkat çekiyor.
Yem maliyetleri, enerji giderleri, nakliye, işçilik ve perakende zincirindeki maliyetlerin de fiyat oluşumunda belirleyici olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle bazı uzmanlara göre piyasaya ek hayvan girişi fiyat artış hızını yavaşlatabilir ancak tek başına kalıcı ucuzluk sağlaması kolay görünmüyor.
Asıl sorun yem maliyetleri mi?
Hayvancılık sektöründe sıkça dile getirilen görüşlerden biri de besicinin en büyük gider kaleminin hayvan değil yem olduğu yönünde.
Sektör temsilcileri, mera alanlarının geliştirilmesi, kaba yem üretiminin artırılması ve yem hammaddelerinde dışa bağımlılığın azaltılması gibi yapısal adımların uzun vadede daha kalıcı sonuçlar verebileceğini belirtiyor.
Destek mi, yeni bir model mi?
Gelir Garantili Besicilik Projesi, küçük üreticinin üretimde kalmasını hedefleyen son yılların en dikkat çekici uygulamalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Ancak projenin başarısı; et fiyatlarına etkisi, üreticinin sisteme ilgisi ve Türkiye'nin canlı hayvan ithalatına olan bağımlılığını azaltıp azaltamayacağı gibi soruların cevaplanmasıyla netleşecek.
Şimdilik görünen o ki, besiciye verilen gelir garantisi sektörde memnuniyet yaratırken, kırmızı et piyasasının geleceğine ilişkin tartışmaların da yeniden alevlenmesine neden oldu.
