Gıda Bülteni Tarım Blueberry kârlı bir yatırım mı; yoksa riskli bir girişim mi?

Blueberry kârlı bir yatırım mı; yoksa riskli bir girişim mi?

Blueberry ya da Türkiye’de kullanılan adıyla yaban mersini, son yıllarda tarımsal yatırımın en gözde ürünlerinden biri haline geldi. Devlet destekleri, banka kredileri, artan üretim alanları ve yüksek fiyat beklentisi, yeni bahçelerin kurulmasını hızlandırdı. Tarımsal üretime yatırım yapmak isteyenler, "birkaç yılda yatırım miktarını amorti ediyor" vaadiyle dev yaban mersini bahçeleri kuruyor ve saksılarda blueberry yetitiriciliği yapıyor. Peki blueberry, yani yaban mersini yatırımı kârlı mı? Yaban mersinini saksıda yetiştirmek mi avantajlı yoksa toprakta mı? Türkiye, blueberry tarımına elverişli mi? Saksıda yetiştirilen blueberry'nin ömrü kaç yıl? Blueberry fiyatları önümüzdeki yıllarda artacak mı azalacak mı? İşte yanıtları..

16 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Blueberry, son yıllarda Türkiye’de yalnızca market raflarında değil, tarımsal yatırım dosyalarında da giderek daha fazla yer alıyor.

Bir dönem lüks marketlerde küçük ambalajlarla satılan meyve, bugün semt pazarlarında dökme olarak da görülebiliyor. 

YABAN MERSİNİ İLE BLUEBERRY AYNI MI?

Üretimin artmasıyla birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinde büyük blueberry bahçeleri kuruluyor; toprak yapısının uygun olmadığı alanlarda ise saksılı ve topraksız üretim sistemleri devreye giriyor.

Türkiye'de blueberry, yaban mersini olarak anılıyor ancak yaban mersini farklı bir çeşit. Aslında blueberry'nin Türkçesi maviyemiş. Türkiye'de yaygın olarak “yaban mersini” denildiği için biz de bu yazıda zaman zaman blueberry yerine yaban mersini ifadesini kullanacağız.

Blueberry mi, yaban mersini mi, maviyemiş mi?

Blueberry ile yaban mersini aynı mı?

Türkiye’de blueberry için yaygın olarak “yaban mersini” ifadesi kullanılıyor. Ancak bitkiyi Türkiye’ye ilk getiren isimlerden biri olan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, bu kullanımın botanik açıdan doğru olmadığını söylüyor.

Çelik, ABD’den getirilen kültür blueberry’si için “maviyemiş” adının kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’de yaban mersini olarak adlandırılan birden fazla bitki bulunuyor. Doğal ortamda yetişen Vaccinium türleri, cranberry, murt ve hambeles gibi farklı meyveler de yöresel olarak yaban mersini adıyla anılabiliyor.

Çelik, kültüre alınmış blueberry ile Türkiye’nin doğal alanlarında yetişen yabani Vaccinium türlerinin aynı ürün olmadığını vurguluyor:

Yaban mersini kârlı bir meyve mi?

Blueberry yatırımı karlı mı

Yaban mersini, sosyal medyada ve yatırım haberlerinde çoğu zaman “mavi altın”, “geleceğin meyvesi” ve “yüksek kazançlı tarımsal yatırım” ifadeleriyle tanıtılıyor.

Ancak sahadaki üreticiler ile bilim insanlarının değerlendirmeleri, blueberry yatırımının tek bir kârlılık hesabıyla açıklanamayacağını gösteriyor.

Blueberry yatırımında sonuç; bahçenin kurulduğu bölgeye, üretim sistemine, çeşide, hasat dönemine, su kaynağına ve ürünün hangi fiyattan satılabildiğine göre büyük ölçüde değişiyor.

Uludağ Blueberry Derneği Başkanı Erkan Ateş, sağlık etkisinden dolayı blueberry'nin tüm dünyada muzu tahtından eden meyve olarak anıldığını ve marketlerin premium ürünü olduğunu belirterek, yaban mersine yönelik talebin her geçen yıl arttığına dikkat çekiyor. 

YABAN MERSİNİ HASAT SEZONU NE ZAMAN?

Ancak en büyük üreticilerden biri olan Peru'nun bu yıl kilosu 4 dolardan Türkiye'ye blueberry satmasının, küresel piyasada blueberry fiyatlarında dönem dönem düşüş yaşanabileceğine işaret ettiğini aktaran Ateş, “Türkiye'nin avantajı, toprakta yetişen blueberry'nin küresel pazarda arzın sona erdiği dönemde hasat edilmesi. Temmuzdan - Eylül'e kadar biizm hasat dönemimiz. O dönem Perui Şili ve ABD'de hasat bitmiş oluyor. Saksı yetiştiriciliğinde ise hasat sezonunun küresel ğazarla çakışma riski var” diyor. 

Türkiye’de YABAN MERSİNİ üretimİ nasıl başladı?

yaban mersini yatırımı

Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 yılında yayımladığı “Maviyemiş Bahçe Tesisi Projesi Fizibilite Raporu ve Yatırımcı Rehberi”ne göre Türkiye’de kültür blueberry üretimi, Doğu Karadeniz’de yapılan adaptasyon çalışmalarıyla başladı.

Rize, Trabzon ve Artvin’de Brigitta, Bluecrop, Bluejay, Duke, Nelson, Earliblue, Patriot ve Spartan gibi çeşitlerle denemeler yapıldı.

Daha sonra Chandler, Brigitta, Bluecrop, Patriot, Elliot, Darrow ve Duke gibi çeşitler ticari bahçelerde yaygınlaştı.

Bakanlığın rehberinde Türkiye’nin doğal asitli topraklara sahip olması ve bazı yabani Vaccinium türlerinin ülkede zaten yetişmesi, kültür blueberry üretimi açısından önemli bir avantaj olarak değerlendirildi.

Rehbere göre Artvin’den Bursa’ya kadar uzanan Karadeniz ve Marmara kuşağında, asidik toprak yapısına sahip alanlar blueberry yetiştiriciliğine uygun kabul ediliyor.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik ise bugün üretimin artık Karadeniz ile sınırlı olmadığını, yeni çeşitler ve örtü altı sistemleri sayesinde Akdeniz’e kadar yayıldığını söylüyor.

Çelik’e göre Türkiye, farklı bölgelerde oluşturulan üretim takvimi sayesinde yılın 8 ila 10 ayında pazara blueberry sunabilecek bir potansiyele sahip.

Bakanlık rehberi üç yılda geri ödeme öngörüyor

Blueberry yatırımlarına yönelik ilginin artmasında, ürünün yüksek gelir potansiyeline ilişkin resmi hesaplamaların da etkili olduğu görülüyor.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 tarihli yatırım rehberinde yatırımdan gelir elde etme süresinin ise yaklaşık üç yıl olabileceği öngörüldü. Raporda fayda-masraf oranı 8,41, iç kârlılık oranı yüzde 75 ve mali rantabilite yüzde 492 olarak hesaplandı.

Raporun yatırımcıya verdiği temel mesaj açık: Blueberry, kısa sürede yatırımını geri ödeyebilecek yüksek katma değerli bir ürün. Ancak sahdaki sonuçlar ise bu sürenin her yatırım için geçerli olmadığını gösteriyor.

Blueberry gerçekten üç veya dört yılda kazandırıyor mu?

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, kendi danışmanlığında kurulan bazı bahçelerde yatırımcıların üçüncü veya dördüncü yıldan itibaren yatırımlarının önemli bölümünü geri almaya başladığını söylüyor.

Çelik, Mersin’in Tarsus ilçesindeki 18 dönümlük bir bahçeyi örnek gösteriyor. Söz konusu işletmede ikinci yılda 35 ton ürün alındığını, erken sezon satış fiyatı sayesinde ilk verim yılında kurulum maliyetinin yaklaşık yüzde 80’inin karşılandığını belirtiyor.

Ancak bu örnek, Akdeniz’in erken hasat avantajına sahip bir üretim modeli. Çelik, toprakta kurulan bahçelerde yatırımın geri dönüş süresinin altı veya yedi yıla kadar uzayabileceğini söylüyor.

Uludağ Blueberry Derneği Başkanı Erkan Ateş

Uludağ Blueberry Derneği Başkanı Erkan Ateş’in deneyimi ise çok daha uzun bir geri dönüş süresine işaret ediyor.

Yaklaşık 100 dekarlık alanda 10 yıldır blueberry üreten Ateş, “Daha yeni yeni yatırımımızın karşılığını alıp kâra geçmeye başladık” diyor.

Bu iki farklı örnek, blueberry yatırımının tek bir geri ödeme süresiyle anlatılamayacağını ortaya koyuyor.

Erken hasat yapılabilen bir bölgede yüksek fiyattan satılan ürün ile Karadeniz, Marmara ya da Trakya’da ana sezon üretimi yapan bir bahçenin gelir modeli aynı değil.

Blueberry fiyatları DÜŞER Mİ?

Blueberry’nin yüksek fiyatla satılması, yatırımcı ilgisini artıran başlıca nedenlerden biri.

Ancak üretim alanlarının büyümesiyle birlikte iç piyasadaki arz da artıyor. Erkan Ateş, saksılı ve topraksız üretimin yaygınlaşmasının fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtiyor. Geçmişte kilogramı 700-800 TL seviyelerinde satılan ürünün ana hasat döneminde 300 TL’ye kadar gerileyebildiğini söylüyor.

Bu fiyat değişimi yalnızca Türkiye’ye özgü değil.

Dünya blueberry üretimi de hızla artıyor. Prof. Dr. Hüseyin Çelik’in verdiği bilgiye göre, Türkiye’de ilk üretim çalışmalarının başladığı dönemde dünya üretimi yaklaşık 300 bin ton düzeyindeyken bugün 2 milyon tonu aşmış durumda.

Peru, son yıllarda yaptığı büyük yatırımlarla dünyanın en önemli üreticilerinden ve ihracatçılarından biri haline geldi.

Ateş, Peru’nun Türkiye’ye yaklaşık 4 dolar seviyesinden ürün satabildiğini belirterek küresel rekabetin giderek zorlaştığını söylüyor.

YABAN MERSİNİ SAKSIDA MI YOKSA TOPRAKTA MI DAHA KÂRLI

Türkiye’nin önemli avantajlarından biri ise hasat takvimi. Bursa ve çevresinde üretim temmuz ayında başlayıp eylül ayına kadar sürüyor. Akdeniz’de seralı ve saksılı üretimle daha erken ürün alınabiliyor. Karadeniz ve yüksek rakımlı alanlarda ise hasat daha geç dönemlere kayabiliyor.

Ancak aynı dönemde çok sayıda bahçenin ürüne girmesi, fiyatların hızla gerilemesine neden olabiliyor.

Öte yandan saksıda yaban mersini üreticiliğinde yatırım maliyetleri ve su ayak izi ciddi oranda artıyor. Yaptırdıkları araştırmada Bursa ve çevresinde bluberry üretimine uygun 100 bin dekar daha asidik toprak olduğunu dile getrien Erkan Ateş, saksıda yetiştiriciliğe yönelik teşvik verilmesinin stratejik bir hata olduğu görüşünde:

SAKSIDAKİ YABAN MERSİNİNİN ÖMRÜ 7-8 YIL

 “Bu kadar doğal üretim alanı varken biz neden burada üretmiyoruz. Saksıda 7-8 yıl sonra eknomik ömrünü tamamlayacak olan ve plastik atığa dönüşecek üretim destekleneceğine, Bursa'da bölge çiftçisine destek verilmeli. Biz toprakta üretenler günün sonunda yemyeşil bir vadi oluşturuyoruz ama saksıda yetiştirenlerden geriye plastik atıklar kalacak.”  

YABAN MERİSİNİ YATIRIMI KÂRLI MI

Avrupa’da gerçekten 650 bin ton açık var mı? Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Avrupa pazarında yıllık yaklaşık 600-650 bin tonluk blueberry arz açığı bulunduğunu ve Türkiye’nin bu pazarda önemli bir fırsata sahip olduğunu savunuyor.

Çelik’e göre Türkiye’nin uzun üretim sezonu, Avrupa’ya yakınlığı ve farklı iklim bölgelerinde üretim yapabilmesi ihracat açısından avantaj sağlıyor.

Türkiye’nin orta vadeli üretim hedefinin 100 bin ton olduğunu söyleyen Çelik, mevcut üretimin ise yaklaşık 10-12 bin ton düzeyinde bulunduğunu belirtiyor.

Buna rağmen ihracat potansiyelinin gerçekleşmesi yalnızca üretim miktarına bağlı değil.

Ürünün kalibresi, raf ömrü, paketleme standardı, kalıntı değerleri, lojistik maliyeti ve hasat tarihindeki Avrupa fiyatı da ihracatın ekonomik olup olmayacağını belirliyor.

Peru, Şili, Fas, İspanya ve Polonya gibi güçlü üreticilerin bulunduğu bir pazarda Türkiye’nin yalnızca üretim artışıyla rekabet avantajı sağlaması kolay görünmüyor.

Saksıda blueberry üretimi neden yaygınlaşıyor?

Blueberry asidik toprakları seven ve kök bölgesi koşullarına karşı hassas bir bitki. Toprak pH’ının uygun olmadığı bölgelerde üretim yapmak isteyen işletmeler, bitkiyi saksı içinde kokopit ve benzeri yetiştirme ortamlarında büyütüyor.

Saksılı sistemin başlıca avantajı, kök bölgesinin daha kolay kontrol edilebilmesi ve bitkinin daha erken verime yatması.

Ancak bu sistemin yatırım ve işletme maliyeti toprakta üretime göre çok daha yüksek.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, toprakta bir birim olarak kabul edilen kurulum maliyetinin saksılı sistemde sekiz veya dokuz birime kadar çıkabildiğini söylüyor.

Sistemde saksı, kokopit, sulama ve gübreleme altyapısı, su arıtma sistemi ve yoğun bitki besleme programı gerekiyor.

SAKSIDA YEBEN MERSİNİ HANGİ BÖLGEYE UYGUN?

Üstelik kullanılan kokopit gibi yetiştirme ortamlarının önemli bir bölümü yurt dışından geliyor.

Çelik, saksılı üretimin özellikle Antalya ve Mersin gibi çok erken veya çok geç ürün alınabilen bölgelerde ekonomik olabileceğini, ancak Ege, Trakya, Marmara ve Karadeniz’de aynı avantajı sağlamayacağını düşünüyor.

Bunun nedeni, bu bölgelerde saksıdaki ürünün hasat döneminin toprakta yetiştirilen ürünlerle çakışması.

Hasat dönemleri çakıştığında saksılı üretici, çok daha yüksek maliyetle yetiştirdiği ürünü düşük fiyattan satmak zorunda kalabiliyor.

Çelik, “Akdeniz dışındaki saksılı bahçelerin önemli bir bölümü sürdürülebilir olmayabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Saksıdaki yaban mersininin ömrü ne kadar?

Toprakta kurulan bir blueberry bahçesinin ekonomik ömrü uygun bakım koşullarında 25-30 yıla ulaşabiliyor.

Saksılı üretimde ise kök hacminin sınırlı olması, tuz birikimi, yetiştirme ortamının bozulması ve bitkinin yönetiminin zorlaşması nedeniyle ekonomik ömür daha kısa olabiliyor.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, saksıdaki bitkinin yaklaşık yedi veya sekiz yıl sonra yenilenmesinin gerekebileceğini belirtiyor.

Bu durum, yatırım hesabında yalnızca ilk kurulum maliyetinin değil, ilerleyen yıllardaki saksı, substrat ve bitki yenileme maliyetlerinin de dikkate alınmasını gerektiriyor.

Blueberry ne kadar su tüketiyor?

Blueberry yatırımının en tartışmalı başlıklarından biri su ihtiyacı. Bitkinin kök sistemi sığ ve saçaklı olduğu için toprağın derinlerindeki nemden yeterince yararlanamıyor. Bu nedenle özellikle sıcak dönemde düzenli ve kontrollü sulama gerekiyor.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, toprakta yetiştirilen yetişkin bir bitkinin aşırı sıcak dönemlerde günlük su ihtiyacının 30 litreye kadar çıkabileceğini söylüyor.

YABAN MERSİNİ SULAMA İHTİYACI NE KADAR?

Ancak bu miktar iklim, toprak yapısı, bitkinin yaşı, verim yükü ve rakıma göre değişiyor.

Toprakta yetişen bahçelerde sulama aralığı bölgeye göre haftada birkaç kez ya da aşırı sıcak dönemlerde günlük olabiliyor.

Saksılı sistemde ise bitkinin yararlanabileceği toprak hacmi sınırlı. Saksı içindeki yetiştirme ortamı hızla kuruduğu için suyun gün içinde küçük dozlarla defalarca verilmesi gerekiyor.

Çelik, Antalya’daki bazı saksılı bahçelerde günde 8 ila 10 sulama yapıldığını belirtiyor.

Erkan Ateş de toprakta haftada iki kez sulama yapılabilirken saksılı sistemlerde sulama sıklığının çok daha yüksek olduğunu söylüyor.

Ancak sulama sayısı ile toplam su miktarı aynı şey değil.

Saksılı sistemlerde su daha küçük dozlarla ve sık aralıklarla veriliyor. Yoğun bitki sayısı, drenaj kayıpları ve sıcak iklim koşulları toplam su kullanımını artırabiliyor.

Bu nedenle topraksız üretimin temel avantajı su tasarrufu değil; kök bölgesini kontrol etmek ve erken verim elde etmek.

Her su blueberry üretiminde kullanılabiliyor mu?

Blueberry, sulama suyunun pH ve tuzluluk değerlerine karşı oldukça hassas.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, özellikle saksılı üretimde şehir şebeke suyunun doğrudan kullanılamayabileceğini belirtiyor.

Suyun düşük pH değerine sahip olması, tuzluluk ve bikarbonat düzeylerinin bitkiye uygun hale getirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle bazı işletmelerde su arıtma ve asitlendirme sistemleri kullanılıyor.

Saksılı üretimde bitki besinleri de çoğunlukla sulama suyuyla veriliyor. Her sulama döngüsünde belirli miktarda gübre uygulanması gerekiyor.

Bu durum, üretim maliyetinin yanı sıra sistemin teknik yönetimini de zorlaştırıyor.

Yanlış pH, fazla gübreleme veya kısa süreli bir sulama arızası, saksıdaki bitkilerin topraktaki bitkilere göre daha hızlı zarar görmesine yol açabiliyor.

Blueberry üretimi çevresel açıdan sürdürülebilir mi?

Blueberry doğru toprakta yetiştirildiğinde uzun ömürlü bir bahçe bitkisi.

Ancak toprak yapısının uygun olmadığı alanlarda binlerce plastik saksı, sulama borusu ve ithal yetiştirme ortamıyla kurulan bahçeler, çevresel sürdürülebilirlik açısından yeni sorular doğuruyor.

Erkan Ateş, toprakta kurulan bahçelerin geride yeşil alan bırakacağını, saksılı üretimin ise kullanım ömrü sona erdiğinde önemli miktarda plastik ve yetiştirme ortamı atığı oluşturabileceğini söylüyor.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik de saksılı sistemlerin her bölgede kurulmasını doğru bulmuyor.

Çelik’e göre blueberry, ekolojinin uygun olduğu yerde toprağa dikildiğinde sürdürülebilir bir ürün olabilir. Ancak uygun olmayan coğrafyada yalnızca yüksek fiyat beklentisiyle kurulan saksılı bahçeler, mali ve çevresel açıdan sorun yaratabilir.

Blueberry üretiminde pestisit kullanılıyor mu?

Blueberry’nin “doğal” ve “mucize meyve” olarak pazarlanması, tüketicide ürünün pestisit kullanılmadan yetiştirildiği algısı oluşturabiliyor.

Ancak ticari blueberry üretiminde hastalık ve zararlılarla mücadele gerekebiliyor.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, özellikle yoğun ve kontrollü üretim sistemlerinde pestisit kullanımının artabileceğini belirtiyor.

Organik üretimin ise toprakta, uygun ekolojik koşullarda ve sertifikalı üretim modeliyle daha mümkün olduğunu söylüyor.

Dolayısıyla ürünün blueberry olması, tek başına organik ya da pestisitsiz olduğu anlamına gelmiyor.

Blueberry gerçekten “süper meyve” mi?

Blueberry’nin yüksek antosiyanin ve fenolik madde içeriğine sahip olduğu bilimsel çalışmalarda gösteriliyor.

Meyve, antioksidan kapasitesi ve biyoaktif bileşenleri nedeniyle kalp-damar sağlığı, glikoz metabolizması ve inflamasyon üzerine yapılan çok sayıda araştırmaya konu oluyor.

Ancak Türkiye’nin yerli meyveleri de benzer veya daha yüksek besin değerlerine sahip olabiliyor.

Artvin’de yapılan karşılaştırmalı araştırmalarda Türkiye’de doğal yayılış gösteren Vaccinium myrtillus ve Vaccinium arctostaphylos türlerinin, kültür blueberry’si olan Vaccinium corymbosum çeşitlerinden daha yüksek antioksidan aktivite gösterebildiği belirlendi.

Karadut, kızılcık, kuşburnu ve nar üzerine yapılan çalışmalar da bu meyvelerin yüksek fenolik madde, antosiyanin veya C vitamini içerdiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle blueberry’nin sağlıklı bir meyve olması, Türkiye’de benzer besleyicilik özelliğine sahip başka ürünlerin bulunmadığı anlamına gelmiyor.

Türkiye’nin kendi yaban mersini türleri var mı?

Türkiye’de doğal olarak yetişen dört Vaccinium türü bulunuyor:

Vaccinium vitis-idaea, Vaccinium myrtillus, Vaccinium arctostaphylos ve Vaccinium uliginosum.

Bu türler başta Artvin, Rize, Trabzon, Ordu ve Giresun olmak üzere Karadeniz Bölgesi’nde; Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Kırklareli, Bursa ve Balıkesir’de; ayrıca Erzurum ve Ardahan’ın bazı bölgelerinde doğal olarak yetişiyor.

Yabani türler yöreye göre likapa, ayı üzümü, Trabzon çayı, morsivit ve ligarba gibi isimlerle biliniyor.

Ancak bu ürünler doğadan sınırlı miktarda toplanıyor ve kültür blueberry’si gibi standart verim, irilik ve raf ömrü sağlayan ticari çeşitlere dönüşmüş değil.

Türkiye’de yerli yabani türlerin ıslah edilmesi ve kültüre alınması yönündeki çalışmaların sürdürülmesi, ithal çeşitlere bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıyor.

Türkiye’de kullanılan çeşitler yerli mi?

Türkiye’de yaygın olarak kullanılan Chandler, Brigitta, Bluecrop, Patriot, Elliot, Darrow ve Duke gibi çeşitlerin büyük bölümü ABD’de geliştirilmiş kültür çeşitleri.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, bu çeşitlerin orijinal materyallerinin Türkiye’ye getirildiğini, tescil edildiğini ve daha sonra Türkiye’de fidan üretiminin başladığını söylüyor.

Ancak dünyada geliştirilen yeni çeşitlerin bir bölümü lisans ve franchise sistemiyle pazarlanıyor.

Bu nedenle üreticiler, daha erkenci, daha iri veya daha uzun raf ömrüne sahip yeni çeşitleri kullanmak istediklerinde lisanslı fidan ve çoğaltım materyali almak zorunda kalabiliyor.

Bu da üretim modelinin yalnızca meyve pazarına değil, küresel fidan ve çeşit geliştirme şirketlerine de bağımlı hale gelmesine yol açıyor.

Fındığın yerine blueberry dikmek doğru mu?

Blueberry’nin Ordu ve Giresun gibi illerde fındığa alternatif olarak gösterilmesi de tartışma yaratıyor.

Prof. Dr. Hüseyin Çelik, çay ve fındığın Türkiye için vazgeçilmez ürünler olduğunu ve bu ürünlerin topluca sökülerek blueberry bahçelerine dönüştürülmesini doğru bulmadığını söylüyor.

Çelik’e göre blueberry, fındığın ya da çayın yerine geçecek bir ürün değil.

Bunun yerine küçük parsellerde, uygun rakım ve toprak koşullarında üreticinin gelirini çeşitlendirebilecek tamamlayıcı bir ürün olabilir.

Fındıkta dünya lideri olan Türkiye’nin, büyük ölçekli ve yerleşik bir ürünü sökerek küresel rekabetin çok güçlü olduğu blueberry pazarına yönelmesi, uzun vadeli riskler taşıyabilir.

Blueberry yatırımında en büyük riskler neler?

Blueberry yatırımı için tek başına yüksek satış fiyatına bakmak yeterli değil. Yatırım öncesinde şu başlıkların ayrıntılı biçimde hesaplanması gerekiyor:

Bahçenin kurulduğu bölgenin iklim ve toprak yapısı, hasat döneminin rakip üreticilerle çakışıp çakışmadığı, sulama suyunun miktarı ve kalitesi, fidan ve lisans maliyeti, saksı ve substrat giderleri, gübreleme ve enerji maliyeti, işçilik, soğuk hava deposu, paketleme, pazarlama ve ihracat kanalları.

Ürünün kilogram fiyatı yüksek olsa bile, saksılı üretimdeki yüksek maliyet nedeniyle işletmenin kârlılığı düşük kalabilir.

Ayrıca üretim arttıkça iç piyasa fiyatlarının düşmesi, yatırımın geri dönüş süresini uzatabilir.

Blueberry kârlı mı, riskli mi?

Blueberry doğru yerde, doğru çeşit ve doğru hasat takvimiyle üretildiğinde yüksek gelir sağlayabilecek bir ürün.

Akdeniz Bölgesi’nde erken ürün alan, ihracat bağlantısı bulunan ve teknik altyapısı güçlü işletmeler, yatırımlarının karşılığını alabilir.

Doğal olarak asidik toprağa sahip Karadeniz ve Marmara bölgelerinde kurulan uzun ömürlü bahçeler de daha düşük kurulum maliyetiyle sürdürülebilir üretim yapabilir.

Ancak uygun olmayan coğrafyada saksıyla kurulan, yüksek maliyetli, yoğun su ve gübre kullanan ve ürünü ana hasat döneminde iç piyasaya sunan bahçeler için aynı kârlılık hesabı geçerli değil.

Yaban mersini nedenle ne her koşulda “mavi altın” ne de baştan başarısızlığa mahkûm bir yatırım.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *