20 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik, Avrupa Birliği’nin yeni gıda mevzuatı esas alınarak hazırlandı.
Düzenlemeyle birlikte, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de insan tüketiminde önemli ölçüde kullanılmamış gıdalar için izin sistemi getirildi. Bu tarihten önce yaygın tüketimi bulunmayan ürünler artık doğrudan piyasaya sunulamayacak.
Yönetmelik aynı zamanda kamuoyunda uzun süredir tartışılan yapay et, böcek unu ve gen düzenleme teknolojileri gibi başlıklarda da Türkiye’nin yaklaşımını ortaya koydu.
Yapay et ÜRETMMEK İSTEYEN BİLİMSEL KOMİSYONDAN İZİN ALACAK
Yönetmeliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri, laboratuvar ortamında hücre kültürüyle üretilen gıdaların da “yeni gıda” kapsamına alınması oldu.
Düzenlemede, “hücre kültürü veya doku kültüründen oluşan ya da bu kültürlerden izole edilen veya üretilen gıdalar” yeni gıda olarak tanımlandı. Bu ifade, dünyada “cultivated meat”, “cell-based meat” ya da kamuoyunda bilinen adıyla “yapay et” ürünlerini de kapsıyor.
Yeni sistemde, yapay et ürünü geliştiren bir şirket doğrudan satış yapamayacak. Öncelikle Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvuru yapılması gerekecek. Başvurunun geçerli bulunması halinde dosya bilimsel komisyona gönderilecek ve komisyon en fazla 9 ay içinde değerlendirme yapacak.
Ancak bu süreç otomatik onay anlamına gelmiyor. Bilimsel güvenilirlik değerlendirmesi, üretim yöntemi, içerik analizi ve ilgili diğer mevzuatlar birlikte incelenecek.
Bugün itibarıyla dünyada yapay ete ticari satış izni veren ülke sayısı oldukça sınırlı. Singapur ve ABD belirli ürünlere onay verirken, Avrupa Birliği’nde değerlendirme süreçleri devam ediyor.
Böcek unu ve domuz kaynaklı ürünlere kapı kapandı
Yönetmeliğin en net hükümlerinden biri ise domuz ve böcek kaynaklı yeni gıdalarla ilgili oldu.
Düzenlemenin 7’nci maddesine göre, domuz ve böcek kaynaklı yeni gıdalar için yapılan başvurular kabul edilmeyecek ve bu ürünler yeni gıdalar listesine alınmayacak.
Bu hüküm, Avrupa’da son yıllarda yaygınlaşan böcek proteini tartışmalarını da doğrudan ilgilendiriyor. Avrupa Birliği; sarı un kurdu, çekirge ve bazı böcek türlerinin belirli koşullarda gıda olarak kullanımına izin vermişti. Türkiye ise yeni yönetmelikte bu ürünleri kapsam dışına çıkararak daha sert bir yaklaşım benimsedi.
Böylece böcek unu içeren yeni nesil protein ürünlerinin Türkiye’de yeni gıda izni almasının önü kapatılmış oldu.
GDO yasağı kalktı mı?
Yönetmelikle birlikte genetiği değiştirilmiş organizmalarla ilgili düzenlemelerde herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığı da gündeme geldi.
Türkiye’de GDO’lu ürünlerin doğrudan gıda amaçlı üretimi ve kullanımı, 2010 tarihli Biyogüvenlik Kanunu kapsamında hâlâ yasaklı durumda. Yeni yönetmelik bu yasağı kaldırmıyor.
Ancak yönetmelik, üretim sürecinde GDO mevzuatıyla ilişkili bir durum bulunması halinde ürünün önce ilgili biyogüvenlik değerlendirmesine tabi tutulacağını belirtiyor. Bu süreçten izin çıkması halinde ise ürün ayrıca “yeni gıda” kapsamında değerlendirilecek.
Asıl dikkat çeken nokta ise CRISPR gibi yeni nesil gen düzenleme teknolojileri.
Bu teknolojilerde organizmaya dışarıdan gen eklemek yerine mevcut gen yapısı üzerinde düzenleme yapılıyor. Bu nedenle birçok ülkede CRISPR ürünlerinin klasik GDO tanımına girip girmediği tartışılıyor.
Yeni yönetmelikte yer alan “geleneksel olmayan çoğaltma yöntemleriyle elde edilen gıdalar” ifadesi, gelecekte bu tür ürünlerin değerlendirme kapsamına alınmasının yolunu açabilir.
Ancak mevcut durumda Türkiye’de genetiği değiştirilmiş gıdalara ilişkin temel yasak devam ediyor.
“Yeni gıda” tanımı oldukça geniş tutuldu
Yönetmelikte yeni gıda tanımı sadece yapay et ya da biyoteknolojik ürünlerle sınırlı değil.
Mikroorganizma, mantar veya alglerden elde edilen ürünler, nanomateryal içeren gıdalar, yeni üretim teknikleriyle geliştirilen ürünler, daha önce sadece takviye edici gıdalarda kullanılan ancak artık normal gıdalara eklenmek istenen bileşenler de kapsam içine alındı.
Örneğin gelecekte geliştirilecek bazı alg bazlı protein ürünleri, hücre kültürüyle elde edilen bileşenler veya nano teknoloji kullanılan gıdalar da bu sistem kapsamında değerlendirilecek.
Yönetmelik ayrıca başka ülkelerde en az 25 yıldır güvenli şekilde tüketildiği belgelenen geleneksel gıdalar için daha hızlı bir değerlendirme yolu da tanımlıyor. Bu ürünlerde bilimsel komisyonun değerlendirme süresi 4 aya kadar düşebiliyor.
Şirketlere 2027’ye kadar uyum süresi verildi
Yönetmelik yürürlüğe girmiş olsa da mevcut işletmelere geçiş süreci için ek süre tanındı.
Buna göre faaliyet gösteren işletmelerin yeni sisteme uyum için 30 Haziran 2027 tarihine kadar süresi olacak. Bu tarihten önce piyasaya arz edilen ürünler ise raf ömrü sonuna kadar piyasada kalabilecek.
Düzenleme ayrıca yeni bilimsel veri sunan şirketlere 5 yıllık veri koruma hakkı da getiriyor. Buna göre ilk başvuruyu yapan ve bilimsel güvenilirlik dosyasını hazırlayan şirketin verileri belirli süre boyunca başka firmalar tarafından kullanılamayacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı bu yönetmelik, Türkiye’de ilk kez “geleceğin gıdaları” için kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmuş oldu. Yapay etten gen düzenleme teknolojilerine kadar birçok tartışmalı başlık artık yalnızca bilimsel değil, hukuki ve ticari bir zeminde de değerlendirilecek.
