1960 tarihli Yeni Konya isimli yerel bir gazetede yayımlanan haberde, kebapçıların şiş köfte ve etli pidelerde koyun etine sığır ve keçi eti karıştırdığı tespit edilmiş ve bu durum “gıda hilesi” olarak değerlendirilerek cezai işlem uygulanmıştı.
O dönemde tartışılan mesele, etin türüydü. Yani tüketiciye sunulan ürün hâlâ “etti”, ancak sadece etikete uygun değildi.
14 Kebapçıya ceza verilecek
1960 yılına ait haberde şu bilgilere yer veriliyordu:
"14 kebapçıya ceza verilecek.
Bu kebapçıların yaptıkları şiş köfte ve etli pidelere sığır ve keçi eti karıştırdıkları tespit edildi.
Belediye Zabıtasının dün lokanta ve kebapçılarda yapmış olduğu kontrollerde 14 kebapçı hakkında zabıt tanzim edilmiştir. Bu kebapçıların şiş kebap ve etli pideleri koyun etinden yapmaları lâzım gelirken koyun etinin içine sığır ve keçi eti karıştırdıkları tahlil neticesinde anlaşılmıştır."
Bugün domuz ve eşek eti sıradan haber
Bugün tablo çok farklı bir noktaya geldi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak yayımlanan tağşiş listeleri, gıda sahteciliğinin boyutunun artık “tür karışımı” seviyesini çoktan aştığını ortaya koyuyor.
Son yıllarda açıklanan listelerde, özellikle et ve et ürünlerinde dikkat çeken sahtekârlık örnekleri öne çıkıyor. Domuz eti bile tespit edilirken, at ve eşek eti kullanımı ise oldukça yaygın.
Türkiye yakın zamanda şampiyon yarış atının bile kesilip dana eti diye satıldığına tanıklık etti.
Sucuk, köfte ve kıyma gibi ürünlerde; tek tırnaklı hayvan eti (at ve eşek eti), kanatlı eti ve hatta sakatat karışımlarının kullanıldığı tespit ediliyor. Bazı ürünlerde ise et oranının düşürüldüğü, yerine nişasta, soya proteini veya çeşitli dolgu maddeleri eklendiği belirleniyor.
Daha da çarpıcı olanı, bazı işletmelerin “dana eti” etiketiyle satış yaptığı ürünlerde, tamamen farklı hayvansal kaynaklara yer vermesi. Bakanlığın ifşa ettiği örneklerde, dana sucuk diye satılan ürünlerde kanatlı eti, kıymada sakatat, köftede ise soya ve nişasta karışımları tespit edildi.
