Dünyada plastik atık krizine çözüm olarak gösterilen geri dönüştürülmüş ve biyobazlı gıda ambalajları, bu kez gıda güvenliği tartışmalarının merkezine oturdu.
FAO ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) destekli teknik değerlendirme raporunda, özellikle geri dönüştürülmüş plastiklerden gıdaya kimyasal geçişi riski öne çıkarıldı.
Rapora göre geri dönüştürülmüş plastik ambalajlarda; ağır metaller, bromlu alev geciktiriciler, ftalatlar, kalıcı organik kirleticiler (POP) ve çeşitli endüstriyel kimyasalların yeni plastiklere kıyasla daha yüksek seviyelerde migrasyon riski oluşturabileceği belirtildi.
Gıdaya kimyasal geçişi uyarısı
Bilim insanları özellikle “kontrolsüz geri dönüşüm” süreçlerine dikkat çekiyor. Gıda ambalajı olmayan plastiklerin geri dönüşüm zincirine karışması, kimyasal riskleri artırabiliyor.
Raporda, tüketici sonrası plastik atıkların yanlış ayrıştırılması halinde; deterjan, elektronik, boya veya sanayi kimyasallarıyla temas etmiş plastiklerin yeniden gıda ambalajına dönüşebildiği belirtildi.
Bu durumun sonucunda bazı zararlı bileşiklerin yiyecek ve içeceklere geçebileceği ifade edildi.
Ftalat ve kalıcı kirletici riski
Raporda özellikle ftalatlar ve kalıcı organik kirleticiler dikkat çekiyor.
Ftalatlar, plastikleri yumuşatmak için kullanılan kimyasallar arasında yer alıyor. Bilimsel çalışmalarda bazı ftalat türlerinin hormon sistemi üzerinde bozucu etkiler oluşturabileceği tartışılıyor.
Kalıcı organik kirleticiler ise çevrede uzun süre parçalanmadan kalabilen ve insan vücudunda birikebilen maddeler olarak biliniyor.
“Biyoplastikler tamamen güvenli” algısı da tartışmalı
Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri de biyoplastiklerle ilgili oldu.
Bitkisel kaynaklardan üretilen ve “doğal”, “çevreci”, “kompostlanabilir” gibi ifadelerle pazarlanan biyoplastiklerin de bazı kimyasal riskler taşıyabileceği belirtildi.
Araştırmacılar, biyoplastiklerin üretiminde kullanılan hammaddelerin ve katkı maddelerinin farklı migrasyon riskleri oluşturabileceğini vurguladı.
Bu nedenle yalnızca “bitki bazlı” olmasının otomatik olarak güvenli anlamına gelmediği ifade edildi.
Akıllı ambalajlarda nano madde tartışması
Raporda “akıllı ambalaj” teknolojileri de ayrı bir başlık olarak ele alındı.
Gıdanın tazeliğini takip eden, raf ömrünü uzatan veya bozulmayı algılayan yeni nesil ambalajlarda kullanılan bazı nano malzemelerin de gıdayla temas riski taşıdığı belirtildi.
Özellikle nanomalzemelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmaların halen sürdüğü kaydedildi.
Mikroplastiklerin etkisi hâlâ net değil
Rapor, kamuoyunda en çok tartışılan başlıklardan biri olan mikroplastik konusuna da değindi.
Uzmanlar, mikro ve nanoplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü belirtti. Düzenleyici kurumların hâlâ ortak ve standart analiz yöntemleri geliştirmeye çalıştığı ifade edildi.
Ancak mevcut verilerin, mikroplastiklerin tamamen zararsız olduğunu söylemek için yeterli olmadığı da vurgulandı.
FAO ve WHO yeni düzenleme hazırlığında
Raporda dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise küresel düzenleme hazırlıkları oldu.
Codex Alimentarius Komisyonu’nun, geri dönüştürülmüş plastiklerin gıda ambalajlarında güvenli kullanımına ilişkin yeni bir rehber hazırlığı başlattığı belirtildi.
Hazırlanacak kılavuzun özellikle: geri dönüştürülmüş plastiklerde kimyasal bulaşma riskleri,
migrasyon limitleri, güvenli kullanım kriterleri gibi başlıklara odaklanması bekleniyor.
Uzmanlar ise çevreci ambalaj kullanımının önemini koruduğunu ancak “sürdürülebilirlik” kadar “gıda güvenliği” kriterlerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
