Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı'nın binlerce hekim ve eczacının katılımıyla yürüttüğü; 'Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı'nın ilk sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı.
Doktorlara beslenme eğitimi
Sağlık profesyonellerinin öğle tatillerinde katılabildiği beslenme temelli eğitimlere, şimdiye kadar 4 bin 364 iç hastalıkları uzmanı ile 5 bin 372 aile hekiminin katıldığı, bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitim içeriğinin doktor ve eczacılar tarafından yaklaşık 90 bin kez izlendiği açıklandı.
Eğitimlere katılan aile hekimlerinin yüzde 88,4’ü, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 99,3’ü programın hastalarına beslenme konusunda daha iyi hizmet sunmalarına katkı sağladığını belirtti.
TIP FAKÜLTELERİNDE BESLENME EĞİTİMİ VERİLMELİ
Katılımcıların önemli bölümü, eğitimlerde edindikleri bilgileri klinik uygulamalarına dahil ettiklerini ifade etti. Aile hekimlerinin yüzde 90’ı, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 96’sı bu eğitimlerin tıp fakültelerinde de yer alması gerektiğini düşünüyor.
BİLİMSEL BİLGİYİ DOKTORLAR YAYIYOR

Doktor ve eczacıların beslenme alanındaki bilgi düzeyini güçlendirmeyi hedefleyen programın, gıda alanında bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasına da olanak sağlayacağını vurgulayan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş, "Gıda ve beslenmeye yönelik bilgi kirliliği doğrudan halk sağlığı sorunu. Buna karşın, bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında sağlık profesyonelleri kritik rol üstleniyor. Bu nedenle sağlık iletişimine yapılan yatırım, uzun vadede toplum sağlığına katkı sağlıyor” dedi.
DİYET BOLLUĞU VE BİLGİ KİRLİLİĞİ
Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal da, tıp fakültelerinde beslenme ve sağlık ilişkisine yönelik eğitimin yetersiz olduğuna vurgu yaparak, başta diyet çeşitleri ve gıda takviyeleri olmak üzere güncel tartışmalara karşı doktorların hazırlıksız olduğunu dile getirdi. Prof.Dr. Ünal, “Sosyal medya ve yapay zekanın da etkisiyle artık bilgi eksikliği değil, bilgi kirliliği yaşıyoruz. Temel hedef bilimsel pratiği günlük pratiğe aktarabilmek, gerçekçi, uygulanabilir, kanıta dayalı bir beslenme rehberi oluşturmak olmalı” değerlendirmesini paulaştı.
'SU HER YEREDE ÜCRETSİZ OLMALI'

Çocuk Sağlığı ve Hastlıkları uzmanı Prof. Dr. Ateş Kara da, beslenme konusunda iki dileğinin bulunduğunu belirterek şunları söyledi: "Birincisi tüm bebeklerin 2 yaşına kadar anne sütü alabilmesini sağlamak isterdim. İkincisi de her yerde bizim suya ücretsiz olarak ulaşabilmemizi isterdim. Özellikle restoranlarda su ücretsiz verilmeli. Ülkemizde kronik böbrek hastalığının en sık nedenlerinden biri idrar yolu enfeksiyonu. Bunu önlemenin en etkili yolu da hidrasyonun iyi olması suyun alınması. Özellikle ülkemiz gibi ani sıcakların oluşabildiği ya da sıcak havaların yoğun olduğu bölgelerde, her an suya erişimin bir şekilde sağlanması lazım.
ANNE SÜTÜ GİBİ İLAÇ YOK
Anne sütü bebeklerin temellerinin sağlıklı olmasını sağlıyor. Enfeksiyonlardan korumadan, kanserden korumaya, ileride kronik hastalıkların önlenmesine kadar anne sütü kadar önemli başka hiçbir gücümüz yok. Her bebeğin anne sütü alması için elimizden gelenin fazlasını yapalım. Anne sütü, otit(orta kulak iltihabı) olma ihtimalini yüzde 30 azaltıyor. Çocukların zatürre olmasını, kan kanseri olmasını, obezitenin, hipertansiyonun, kalp hastalıklarının gelişmesini önleyecek anne sütü kadar etkili hiçbir ilacımız yok."
