Gıda Bülteni Beslenme Lif yeni protein mi? Bilim dünyası ne diyor?

Lif yeni protein mi? Bilim dünyası ne diyor?

Son yıllarda protein odaklı beslenme trendinin yerini lifli beslenme mi alıyor? Uluslararası araştırmalar, lif ve protein arasındaki ilişkiyi mercek altına aldı. Uzmanlara göre iki besin öğesi rakip değil; sağlıklı bir diyetin tamamlayıcı unsurları.

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Beslenme dünyasında bir dönem “yüksek protein” akımı öne çıkarken, son yıllarda aynı vurgu lif için yapılmaya başlandı. Sosyal medyada ve uzman söylemlerinde sıkça dile getirilen “lif tüketimini artırın” çağrıları, “Lif yeni protein mi?” sorusunu gündeme taşıdı. Peki bilim bu konuda ne söylüyor?

Uluslararası bilimsel literatürde konuya dair dikkat çeken çalışmalardan biri, 2025 yılında Critical Reviews in Food Science and Nutrition dergisinde yayımlandı. “Influence of dietary protein and fiber intake interactions on the human gut microbiota composition and function” ("Diyet protein ve lif alımının etkileşimlerinin insan bağırsak mikrobiyotasının bileşimi ve işlevi üzerindeki etkisi) başlıklı sistematik derleme ve ağ meta-analizi, Ian En Kai Mak, Yueying Yao, Magdeline Tao Tao Ng ve Jung Eun Kim tarafından kaleme alındı.

Araştırmada, randomize kontrollü çalışmalar incelenerek protein ve lif alımının insan bağırsak mikrobiyotası üzerindeki ortak etkileri değerlendirildi. Bulgular, protein kaynağı ve miktarının tek başına mikrobiyota yapısını sınırlı ölçüde değiştirdiğini; ancak yeterli lif alımı ile birlikte değerlendirildiğinde bağırsak bakterilerinin işlevlerinde daha belirgin farklılıklar oluştuğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, beslenme modellerinin yalnızca protein odaklı değil, lif içeriğiyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Lifli Beslenme Nedir?

Beslenme lifi, bitkisel gıdalarda bulunan ve insan sindirim enzimleri tarafından parçalanamayan karbonhidrat bileşenleri olarak tanımlanıyor. İki ana gruba ayrılıyor:

Çözünebilir lif: Su ile jel formuna dönüşerek bağırsaktaki yararlı bakterileri besliyor.

Çözünmeyen lif: Dışkı hacmini artırarak bağırsak hareketlerini düzenliyor.

Sebzeler, meyveler, baklagiller, tam tahıllar ve kuruyemişler lif açısından zengin besinler arasında yer alıyor. Uzmanlar, modern beslenme düzeninde lif tüketiminin önerilen düzeylerin altında kaldığına dikkat çekiyor.

Lifli beslenmenin bilim dünyasındaki yeri nedir?

Bağırsak mikrobiyotası üzerine çalışmalarıyla tanınan Tim Spector, lifin bağırsak bakteri çeşitliliğini artırmada temel rol oynadığını belirtiyor. King’s College London bünyesinde çalışmalar yürüten Spector, liften zengin beslenmenin metabolik sağlık ve bağışıklık sistemi açısından kritik olduğunu vurguluyor.

Gastroenterolog Will Bulsiewicz ise lifin mikrobiyomu besleyen en önemli bileşenlerden biri olduğunu, bu nedenle yalnızca protein miktarına odaklanan diyet yaklaşımlarının eksik kalabileceğini ifade ediyor.

Protein ve Lif: Rakip Değil, Tamamlayıcı 

Protein; kas dokusu, enzimler, hormonlar ve bağışıklık sistemi için temel yapı taşı olarak kabul ediliyor. Amino asitlerden oluşuyor ve vücutta sindirilip emiliyor. Lif ise sindirilmiyor; ancak bağırsak sağlığını, kan şekeri dengesini ve uzun vadede kardiyometabolik riskleri etkileyebiliyor.

Bilimsel veriler, “lif protein yerine geçer” şeklinde bir yaklaşımın doğru olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre doğru soru “Hangisi daha önemli?” değil, “İkisi nasıl dengelenmeli?” olmalı.

Beslenme uzmanları, hem yeterli protein hem de yeterli lif içeren bir beslenme düzeninin, kas sağlığından sindirim sistemine kadar geniş bir yelpazede olumlu etkiler sağladığını belirtiyor. Görünen o ki lif, proteinle yarışan değil; onun yanında sağlıklı beslenmenin diğer temel ayağını oluşturan bir unsur olarak öne çıkıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *