Litvanya’da suşi tüketimine ilişkin hijyen ve kalite şikayetleri dikkat çekici biçimde artıyor. Litvanya Devlet Gıda ve Veterinerlik Servisi’nin (SFVS) verilerine göre 2025 yılı boyunca suşi ürünlerinin kalitesi, üretim koşulları ve hijyen standartlarıyla ilgili 42 tüketici şikayeti alındı. 2026 yılında ise henüz mart ayı başına gelinmesine rağmen 19 şikayet kayda geçti.
Yetkililer, suşinin çoğunlukla çiğ balık ve pişmemiş deniz ürünleri içermesi nedeniyle gıda güvenliği açısından en hassas yemeklerden biri olduğuna dikkat çekiyor.
Suşi nedir?
Suşi, özel olarak hazırlanmış ve sirke ile tatlandırılmış pirincin, genellikle çiğ balık veya deniz ürünleri ile birlikte servis edilmesiyle yapılan Japon kökenli bir yemektir. Kökeni Güneydoğu Asya’ya dayanan suşi, yaklaşık 2000 yıl önce Japonya’da balığın pirinç içinde fermente edilerek saklanması amacıyla ortaya çıktı.
Zamanla bu yöntem değişti ve günümüzde yaygın olarak tüketilen suşi türlerinde çiğ balık ve sirke ile tatlandırılmış pirinç birlikte tüketilmeye başlandı.
Suşi neden riskli bir gıda?

Suşi genellikle pişmemiş balık ve deniz ürünleri içerdiği için mikrobiyolojik açıdan riskli gıdalar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bu tür ürünler şu patojenlerle kontamine olabiliyor: “Listeria monocytogenes, Salmonella, Parazitler (Anisakis gibi solucanlar)”
Bu patojenler gıda zehirlenmesine yol açabiliyor. Özellikle Listeria enfeksiyonu, bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor.
Suşi tüketimiyle görülebilen hastalıklar
Çiğ balıkla hazırlanan suşinin yol açabileceği sağlık sorunlarından biri anisakiyaz olarak bilinen parazit enfeksiyonudur. Parazit içeren balığın tüketilmesiyle ortaya çıkan bu hastalık şu belirtilerle kendini gösterebilir: “Karın ağrısı, bulantı ve kusma, ishal, karın şişkinliği, dışkıda kan veya mukus, ateş ve alerjik reaksiyonlar, bazı vakalarda ciddi alerjik reaksiyonlar ve nadiren anafilaksi” gelişebildiği de bildiriliyor.
Suşi’de bakteriyel riskler
Suşiyle ilişkilendirilen bir diğer önemli risk ise Listeria monocytogenes bakterisidir. Bu bakteri özellikle suşi, sashimi ve tütsülenmiş balık ürünleri gibi hazır tüketilen deniz ürünlerinde görülebiliyor.
Listeria enfeksiyonu çoğu kişide hafif seyretse de bazı durumlarda şu belirtiler ortaya çıkabiliyor: “38°C üzerinde ateş, Kas ağrıları, Titreme, İshal, Bulantı.” Ağır vakalarda ise menenjit gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar gelişebiliyor.
FDA: Deniz ürünleri iyi pişirilmeli

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), gıda kaynaklı hastalık riskini azaltmak için deniz ürünlerinin en az 63°C iç sıcaklığa ulaşana kadar pişirilmesini öneriyor.
Ayrıca çabuk bozulan gıdaların; 2 saatten fazla oda sıcaklığında bırakılmaması ve sıcaklığın 32°C’nin üzerinde olduğu ortamlarda 1 saatten fazla bekletilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Suşi ÇOCUKLAR İÇİN güvenli değil?
Uzmanlara göre bazı kişiler gıda kaynaklı hastalıklara karşı daha hassas. Bu nedenle şu grupların çiğ balık içeren suşi türlerinden kaçınması öneriliyor: "Hamile kadınlar, küçük çocuklar, yaşlı bireyler, bağışıklık sistemi zayıf kişiler (kanser hastaları, organ nakli yapılanlar, HIV/AIDS hastaları, diyabet hastaları).
Bu gruplar için pişmiş balık veya vejetaryen suşi çeşitleri daha güvenli kabul ediliyor.
Suşi sağlıklı mı?
Tüm risklere rağmen suşi doğru koşullarda hazırlandığında besin değeri yüksek bir gıda olarak da değerlendiriliyor.
Suşi; Omega-3 yağ asitleri, D vitamini, B1 ve B2 vitaminleri, iyot, çinko ve magnezyum gibi birçok besin öğesi içeriyor.
Ancak uzmanlar, özellikle çiğ balık içeren suşi türlerinin güvenilir işletmelerden alınması, uygun sıcaklıkta saklanması ve taze tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.
