Gıda takviyesi pazarının Türkiye'de 2025 itibarıyla 1 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor. Türkiye’nin takviye gıda ihracatının ise yaklaşık 300 milyon doları bulduğu tahmin ediliyor.
Türkiye takviye edici gıda pazarının 2030 yılına kadar 1,5 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü belirten Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği Başkanı Samet Serttaş, bitkisel ve geleneksel takviyelerin 2,4 milyar TL’lik satış hacmiyle yüzde 37 büyüme kaydettiğini açıkladı.
Balık yağları en çok tercih edilen takviyeler

Serttaş, Dünya gazetesine verdiği demeçte, bitkisel olmayan takviyelerin ise 4,5 milyar TL ile pazarın en büyük payını oluşturduğuna vurgu yaparak, "Bu segmentte balık yağları ve omega yağ asitleri 1,27 milyar TL’ye, kombinasyon takviyeleri 1,17 milyar TL’ye ve mineral takviyeleri ise 507 milyon TL’ye ulaştı.
Probiyotik satışlar arttı
2025’te en dikkat çekici büyüme probiyotik takviyelerde yaşandı. Bu kategori yüzde 119,3’lük artışla sektörün en dinamik alanı haline geldi. Sindirim sağlığı ve bağışıklık sistemine yönelik artan tüketici farkındalığı temel itici unsur oldu” dedi.

Türkiye'nin biyoçeşitlilik avantajı
Önümüzdeki dönemde anti-aging (yaşlanma azaltıcı ürünler) pazarının büyümede belirleyici olacağını, hücresel sağlığı destekleyen ve NAD+ odaklı takviyelere ilginin hızla arttığına değinen Serttaş, “Türkiye, artan iç talep, yeni üretim yatırımları ve lojistik avantajlarıyla takviye edici gıdada üretim merkezi konumunu güçlendirecek. Zengin biyoçeşitlilik ve Anadolu’nun endemik bitkileri, bilimsel olarak desteklenen formülasyonlarla yerli üreticilere hem iç hem de ihracat pazarlarında önemli rekabet avantajı sağlıyor” ifadelerini kullandı.
