Sağlıklı beslenme gerçekten ömrü uzatır mı? Yoksa uzun yaşam biraz da “iyi genlerin” hediyesi midir? Bu soruya yanıt arayan yeni ve kapsamlı bir kohort çalışması, beslenme kalitesinin genetik yatkınlıktan bağımsız olarak yaşam süresini uzatabileceğini ortaya koydu.
Araştırma, 40–69 yaş aralığındaki 103 binden fazla yetişkinin verilerini içeren İngiltere Biobank kohortundan elde edilen bulgulara dayanıyor. Ortalama 10,6 yıllık takip süresinde 4 bin 314 ölüm kaydedildi ve sağlıklı beslenme modellerine daha yüksek uyum gösteren bireylerde belirgin bir hayatta kalma avantajı saptandı.
Hangi beslenme modeli ömrü uzatır?
Araştırmacılar, literatürde en çok kabul gören beş beslenme modelini değerlendirdi. Bunların arasında; Alternatif Sağlıklı Beslenme Endeksi-2010 (AHEI-2010), Alternatif Akdeniz Diyeti (AMED), Sağlıklı Bitki Bazlı Beslenme Endeksi (hPDI), Hipertansiyonu Durdurmaya Yönelik Beslenme Yaklaşımları (DASH) ve Diyabet Riskini Azaltma Diyeti (DDRD) yer aldı.
Sebze, meyve, tam tahıl, kuruyemiş, baklagil, sağlıklı yağlar ve sınırlı işlenmiş gıda tüketimi gibi ortak prensiplere dayanan bu beslenme modellerine göre, en yüksek düzeyde uyum gösteren bireylerde, en düşük uyum gösterenlere kıyasla tüm nedenlere bağlı ölüm riski yüzde 18 ila yüzde 24 oranında daha düşük bulundu.
45 Yaşında 3 Yıla Kadar Ekstra Yaşam
Çalışmada yalnızca göreceli riskler değil, mutlak yaşam beklentisi farkları da hesaplandı. 45 yaşındaki erkeklerde: 1,9 ila 3 yıl ek yaşam süresi 45 yaşındaki kadınlarda: 1,5 ila 2,3 yıl ek yaşam süresi gözlendi. Erkeklerde en yüksek yaşam süresi artışı Diyabet Riskini Azaltma Diyeti (DDRD) ile, kadınlarda ise Alternatif Akdeniz Diyeti (AMED) ile görüldü. Bu veriler, sağlıklı beslenmenin yalnızca hastalık riskini azaltmakla kalmayıp, somut biçimde yaşam süresine yıl ekleyebileceğini ortaya koyuyor.
uzun ömür genleri etkili mi?
Araştırmada ayrıca uzun ömürlülüğe genetik yatkınlığı ölçmek için çok genli risk skoru (PRS) kullanıldı. Genetik olarak daha avantajlı grupta ölüm riskinin yaklaşık yüzde 15 daha düşük olduğu görüldü. Ancak çalışma kapsamında kritik bulgu şu oldu; sağlıklı beslenme modellerinin sağladığı hayatta kalma avantajı, uzun ömür genlerinden bağımsız olarak ortaya çıktı.
Yani genetik olarak dezavantajlı bireyler bile kaliteli beslenme ile yaşam beklentisini anlamlı ölçüde artırabiliyor. Araştırmacılar, diyet ile genetik risk arasında güçlü bir etkileşim saptamadı. Bu durum, sağlıklı beslenmenin geniş toplum kesimleri için uygulanabilir ve etkili bir halk sağlığı stratejisi olduğunu gösteriyor.
