Türkiye’de bitkisel protein pazarı henüz emekleme aşamasında. Küresel ölçekte hızla büyüyen plant-based ürün segmentine karşın, yerli üretim, fonksiyonel protein altyapısı ve tüketici bilinirliği açısından ciddi bir boşluk bulunuyor. Bu tabloyu değiştirmeyi hedefleyen yeni bir girişim, kamuoyuna ilk kez duyuruldu: Rubisco®.
Girişimin arkasındaki isim, daha önce geliştirdiği mor ekmek ile dikkat çeken, bitkisel hammaddelerden yararlı biyobileşenler üretimi üzerine çalışan endüstriyel bilim insanı Can Kayacılar.
“Üretimden önce ekosistem” yaklaşımı
Rubisco®, klasik anlamda bir protein üretim şirketi olarak konumlanmıyor. Girişimin ilk hedefi, Türkiye’de bitkisel protein konusunda bir ekosistem inşa etmek.
Kayacılar, vizyonunun yalnızca bir ürün satmak değil; bitkisel proteinin, anlaşılmasını, güvenilir hale gelmesini, günlük hayata entegre edilmesini ve uzun vadede yerli üretimin yapılmasını sağlamak olduğunu kaydetti.
Bu yaklaşım, özellikle Türkiye’de bitkisel protein kategorisinin henüz net bir kimlik kazanmadığı düşünüldüğünde stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
İlk adım: 35 gramlık tek rukullanımlık paketler

Rubisco®’nun piyasaya sunduğu ilk ürün, 35 gramlık tek kullanımlık bitkisel protein paketleri oldu.
Ürün, %80 saflıkta bezelye proteini konsantresinden üretiliyor, porsiyon başına 27 gram saf protein içeriyor, 142 kalori sunuyor ve aroma, tatlandırıcı, şeker içermiyor.
Yalnızca iki bileşenden oluşuyor
Küçük paket tercihinin arkasında ise bilinçli bir strateji var. Türkiye’de bitkisel protein tüketimi yaygın olmadığı için, tüketicilerin “deneme bariyerini” azaltmak hedefleniyor.
Smoothie, yoğurt veya pancake gibi günlük tüketim alışkanlıklarına kolay entegre edilebilen format, ürünü erişilebilir kılmayı amaçlıyor.
Uzun vadeli hedef: Türkiye’nin ilk hidrolize bitkisel protein tesisi
Rubisco® girişimi, TÜBİTAK Marmara Teknokent’te faaliyet gösteren Localvore Biotechnology çatısı altında yürütülüyor.
Uzun vadeli hedef ise Türkiye’nin ilk hidrolize ve fonksiyonel bitkisel protein tesisini kurmak.
Hidrolize proteinler, sindirilebilirliği artırılmış ve fonksiyonel özellikleri geliştirilmiş ürünler olarak özellikle sporcu beslenmesi, klinik beslenme ve fonksiyonel gıda sektöründe önemli bir yer tutuyor.
Atıktan biyobileşene: Biyorafineri vizyonu

Can Kayacılar’ın daha önceki çalışmaları, yalnızca protein üretimiyle sınırlı değil. Girişimci, LinkedIn paylaşımlarında sıklıkla bitkisel hammaddelerin işlenmesi sonrası ortaya çıkan yan ürünlerden yüksek katma değerli bileşenler elde edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu yaklaşım, “biyorafineri” modeliyle örtüşüyor. Biyorafineri sistemlerinde, tarımsal yan ürünler, gıda işleme atıkları, bitkisel artıklar; yeniden işlenerek, fonksiyonel proteinler, lifler, antioksidanlar ve diğer biyobileşenler üretilebiliyor.
Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyeli düşünüldüğünde, bu model hem sürdürülebilirlik hem de katma değerli üretim açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor.
Bitkisel protein pazarı büyüyor
Bitkisel protein pazarı küresel ölçekte büyürken, Türkiye’de bu alandaki yerli girişimlerin artması; hem ithalat bağımlılığını azaltma hem de yeni nesil gıda teknolojilerinde söz sahibi olma açısından kritik görülüyor.
Rubisco®’nun küçük paketle başlayan yolculuğu, önümüzdeki dönemde Türkiye’de bitkisel protein alanında daha geniş bir dönüşümün habercisi olabilir.
