Türkiye'nin en önemli coğrafi işaretli tarım ürünlerinden biri olan Urla Sakız Enginarı, 36. NATO Zirvesi'nde dünya liderlerinin menüsünde yer alarak uluslararası vitrine çıktı.
İzmir'in tescilli lezzeti, zirvede Türkiye mutfağını temsil eden özel ürünlerden biri olurken, uzmanlar bu tanıtımın aynı zamanda üretimin korunması için de bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor.
NATO liderlerine sunulan enginar neden farklı?

Urla Sakız Enginarı, Türkiye'de yetiştirilen diğer enginarlardan sadece adıyla değil, fiziksel özellikleriyle de ayrılıyor.
Coğrafi İşaret Tescil Belgesi'ne göre ürünün en belirgin özellikleri şunlar:
Baş ağırlığı 175-250 gram arasında değişiyor.
Bayrampaşa enginarı gibi çeşitlerde baş ağırlığı 400 grama kadar çıkabiliyor.
Yaprakları ince, yumuşak ve gevşek yapılı.
Çiçek tablası daha küçük ve ince.
Tamamen yeşil renkte oluyor.
Gövdesi daha ince yapılı.
Türkiye'deki birçok enginardan farklı olarak Kasım ayında hasat edilmeye başlanıyor.
En dikkat çekici özelliği ise erkenci olması. Türkiye'nin birçok bölgesinde enginar hasadı mayıs-haziran döneminde yapılırken, Urla Sakız Enginarı kasımdan itibaren sofralara ulaşabiliyor.
Aynı çeşidi başka bölgede yetiştirince neden aynı kalite oluşmuyor?

Coğrafi işaret dosyasında yer alan bilimsel değerlendirmeye göre Sakız Enginarı başka bölgelerde yetiştirildiğinde aynı kaliteyi vermiyor.
İzmir Yarımadası'nın; ılık deniz iklimi, yüksek nemi, don riskinin düşük olması, toprak yapısı ürünün lezzetini ve erkencilik özelliğini doğrudan etkiliyor.
Araştırmalara göre aynı çeşit Ege ve Akdeniz'in başka bölgelerine taşındığında; verim düşüyor,
kalite geriliyor, çok yıllık yapısını kaybedebiliyor, erkenci olma özelliği zayıflıyor.
Bu nedenle Urla Sakız Enginarı yalnızca Urla, Çeşme, Karaburun, Balçova ve Mordoğan çevresinde aynı karakteristik özellikleri gösterebiliyor.
Dünya liderleri yedi, üretici gururlandı

Urla'nın Kuşçular Mahallesi'nde üretim yapan İlker Çapacı, NATO Zirvesi için gönderilen enginarların kendi üretimleri olduğunu belirterek doğal yöntemlerle ve ata tohumuyla üretim yaptıklarını söyledi.
Çapacı, enginarın lezzetini; ata tohumuna, toprağın yapısına, su kalitesine, bölgenin iklimine bağladıklarını ifade etti.
Ancak üretim artmıyor, aksine baskı altında
NATO Zirvesi sayesinde Urla Sakız Enginarı yeniden gündeme gelirken, son yıllarda üreticilerin en fazla dile getirdiği sorun ise üretim alanlarının daralması.
Yerel üretici örgütlerinin değerlendirmelerine göre özellikle Urla'da tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması nedeniyle birçok üretici enginar yetiştiriciliğini bırakıyor.
Üreticiler, artan arazi değerleri nedeniyle tarlaların satıldığını, bunun da coğrafi işaretli ürünün geleceğini tehdit ettiğini belirtiyor.
Bir diğer tehdit: Hibrit enginar
Sektörde dikkat çekilen ikinci risk ise hibrit (melez) çeşitler. Üreticilerin verdiği bilgiye göre; Sakız enginarında bir kökten ortalama 3-4 baş, hibrit çeşitlerde ise 25-30 başa kadar ürün alınabiliyor.
Yüksek verim nedeniyle hibrit çeşitlerin yaygınlaşması, coğrafi işaretli Urla Sakız Enginarı üretiminin ekonomik cazibesini azaltıyor.
Üreticiler, tüketicilerin iki ürün arasındaki farkı çoğu zaman anlayamadığını, bunun da gerçek Sakız Enginarı üreticisini olumsuz etkilediğini ifade ediyor.
Karaciğer dostu olarak biliniyor
Coğrafi işaret başvuru dosyasında yer alan bilimsel bilgilere göre enginar; potasyum açısından zengin, lif kaynağı, içerdiği cynarin maddesi sayesinde safra salgısını artırmaya yardımcı oluyor,
karaciğer fonksiyonlarını destekleyen sebzeler arasında gösteriliyor.
Bu nedenle hem sofralık tüketimde hem de sağlıklı beslenme programlarında önemli bir yere sahip bulunuyor.
Urla Sakız Enginarı nasıl anlaşılır?
Tüketiciler için ayırt edici özellikler şöyle sıralanıyor:
Başı iri değil, silindir (su bardağı) şeklindedir.
Tamamen yeşil renklidir. Yaprakları ince ve yumuşaktır.
Çiçek tablası diğer enginarlara göre daha küçüktür.
Lif yapısı ince olduğu için daha kolay pişer.
Kasım ayından itibaren pazara inmeye başlar.
NATO Zirvesi'nde dünya liderlerinin sofrasına kadar ulaşan Urla Sakız Enginarı, Türkiye'nin gastronomi değerlerinden biri olarak öne çıkarken; üreticiler bu tescilli ürünün geleceğinin korunabilmesi için coğrafi işaret denetimlerinin güçlendirilmesi, hibrit çeşitlerin etkisinin kontrol altına alınması ve tarım alanlarının yapılaşmaya karşı korunması gerektiğini vurguluyor.
