Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini öneriyor. Altıncı aydan sonra ek gıdalara geçilse de emzirmenin en az 2 yaşına kadar sürdürülmesi tavsiye ediliyor.
Harvard Üniversitesi’nden beslenme epidemiyoloğu Walter Willett, anne sütüyle beslenen çocuklarda obezite ve tip 2 diyabet riskinin daha düşük olduğunu gösteren çok sayıda epidemiyolojik çalışma bulunduğunu belirtiyor.
Bağışıklık araştırmacısı Ardythe Morrow ise anne sütündeki immünoglobulinler, laktoferrin ve oligosakkaritlerin bebeğin bağırsak mikrobiyotasını şekillendirdiğini ve bunun yaşam boyu bağışıklık üzerinde etkili olduğunu vurguluyor.
Bilimsel literatüre göre anne sütü;
- Solunum yolu ve mide-bağırsak enfeksiyonlarını azaltıyor
- Alerjik hastalık riskini düşürebiliyor
- Prematüre bebeklerde hayatta kalma oranını artırıyor
- Bilişsel gelişime katkı sağlıyor
Bebek Ne Kadar Süre Anne Sütü Almalı?
Uzmanlara göre yenidoğanlar ilk haftalarda günde 8–12 kez emzirilmeli. İlk 6 ay boyunca su dahil hiçbir ek besin önerilmiyor. 6. aydan sonra tamamlayıcı beslenmeye geçilirken anne sütü temel besin kaynağı olmaya devam ediyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nden (CDC) Dr. Ruth Petersen, emzirme süresinin uzamasının hem bebek hem de anne sağlığı açısından koruyucu etkiler sağladığını belirtiyor. Emzirmenin anne açısından meme ve yumurtalık kanseri riskini azalttığına dair güçlü veriler bulunuyor.
Anne Sütünde Pestisit ve Plastik Türevleri Tespit Edildi
Ocak 2026’da McGill University araştırmacılarının yürüttüğü ve farklı ülkelerden 594 anne sütü örneğinin analiz edildiği geniş kapsamlı çalışma, kamuoyunda dikkat çekti. Araştırma ekibinin başında yer alan çevresel kimya uzmanı Stéphane Bayen, ileri analiz yöntemleri kullanarak anne sütünde; pestisit kalıntıları, antimikrobiyal koruyucular (örneğin bazı paraben türevleri) ve plastik üretiminde kullanılan antioksidan bileşikler tespit ettiklerini açıkladı.
Çalışmada bulunan maddelerin çoğunun düşük konsantrasyonlarda olduğu belirtilirken, araştırmacılar bu kimyasalların uzun vadeli etkilerinin daha fazla incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Epidemiyolog Jonathan Chevrier, bunun şimdiye kadar yapılmış en geniş kimyasal tarama çalışmalarından biri olduğunu belirterek, “Bu bulgular anne sütünü bırakmak için bir gerekçe değil; çevresel maruziyetleri daha iyi anlamamız için bir çağrı,” değerlendirmesinde bulundu.
anne sütündeki Kirleticiler Endişe Verici mi? 
Çevre sağlığı uzmanı Philip Landrigan, anne sütünün çevresel maruziyetin bir göstergesi olduğunu belirtiyor: “Sorun anne sütü değil, çevredeki kimyasal yük. Anne sütü hâlâ bebek için en güvenli ve en sağlıklı besindir.”
Uzmanlara göre bugüne kadar yapılan risk değerlendirmeleri, anne sütüyle beslenmenin sağladığı koruyucu etkinin, düşük düzeyli kimyasal maruziyet riskinden çok daha ağır bastığını gösteriyor.
anne sütü ile ilgili Türkiye’deki Çalışmalar Ne Gösteriyor?
Türkiye’de üniversiteler tarafından yürütülen araştırmalarda da anne sütünde zaman zaman; aflatoksin M1, kurşun ve kadmiyum ile pestisit kalıntıları tespit edildi. Ancak ölçümlerin büyük kısmı uluslararası güvenlik sınırlarının altında bulundu. Uzmanlar özellikle sanayi ve yoğun tarım bölgelerinde düzenli izleme çalışmalarının önemine dikkat çekiyor.
Anne Sütü Mikrobiyomu nedir?
2025–2026 literatüründe öne çıkan bir diğer başlık ise anne sütü mikrobiyomu. Araştırmalar, anne sütündeki yararlı bakterilerin bebeğin bağırsak florasını şekillendirdiğini ve bunun bağışıklık sistemi ile beyin gelişimini etkileyebileceğini gösteriyor. Bu alan, “bağırsak-beyin ekseni” çalışmalarıyla birlikte hızla büyüyor.
bilim anne sütüne nasıl yaklaşıyor?
2026’da yayımlanan yeni araştırmalar, anne sütünde modern çevrenin izlerini ortaya koysa da bilim dünyasının ortak görüşü değişmiş değil.
✔ Anne sütü bebekler için en ideal besindir.
✔ İlk 6 ay yalnızca anne sütü önerilir.
✔ Kirletici tespiti, emzirmenin bırakılması anlamına gelmez.
✔ Asıl çözüm, çevresel kimyasalların azaltılmasıdır.
Anne sütü, tüm tartışmalara rağmen hâlâ “en güçlü doğal koruma kalkanı” olarak görülüyor. Bilim insanları, emzirmenin desteklenmesi ve çevresel kirliliğin azaltılması için eş zamanlı adımlar atılması gerektiği konusunda da hemfikir.
