Dondurulmuş gıdalarda yıllardır değişmeyen -18°C kuralı yeniden tartışmaya açıldı. Üstelik konu artık yalnızca gıda şirketlerinin enerji tasarrufu arayışından ibaret değil.
FAO ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 13 Mart 2026'da farklı dondurma ve depolama sıcaklıklarının gıdaların mikrobiyolojik güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin küresel veri çağrısı yaptı.
Çağrının arkasında Codex Gıda Hijyeni Komitesi'nin mevcut -18°C referansının olası değişikliğini değerlendirebilmek için bilimsel görüş istemesi bulunuyor.
FAO/WHO'nun hazırlayacağı bilimsel değerlendirme, Codex'teki olası standart değişikliği tartışmalarına temel oluşturacak. Yani henüz -18°C standardı değişmiş değil; bilimsel değerlendirme süreci devam ediyor.
18 ay boyunca -18, -15, -12 ve -9 derece denendi
Tartışmayı güçlendiren son gelişme ise Nomad Foods tarafından finanse edilen araştırmanın hakem değerlendirmesinden geçerek Nature bünyesindeki npj Science of Food dergisinde yayımlanması oldu.
Araştırmacılar farklı ticari dondurulmuş gıdaları -18°C, -15°C, -12°C ve -9°C'de 18 aya kadar sakladı. Mikrobiyolojik göstergelerin yanı sıra duyusal özellikler ve farklı kalite kriterleri takip edildi.
Sonuçlara göre sıcaklığın -18°C'den -15°C'ye çıkarılması enerji kullanımını yaklaşık yüzde 7 azaltabiliyor. İncelenen kalite özelliklerinin çoğunda -15°C'deki ürünler kabul sınırlarını aşmadı. Ancak araştırmacılar bunun bütün dondurulmuş ürünlerin koşulsuz biçimde -15°C'de saklanabileceği anlamına gelmediğinin de altını çiziyor; ürün ve raf ömrüne göre değerlendirme gerekiyor. Nature
Sadece 3 derece: Türkiye'nin 25 günlük elektriğine denk

Üç derecelik fark küçük görünüyor. Ancak dondurulmuş gıdaların üretimden depoya, soğutmalı araçlardan dağıtım merkezlerine ve marketlere kadar sürekli enerji tüketmesi, küresel ölçekte çok büyük bir rakam ortaya çıkarıyor.
Birmingham Üniversitesi ve Uluslararası Soğutma Enstitüsünün de yer aldığı Three Degrees of Change araştırması, küresel dondurulmuş gıda zincirinin -18°C yerine -15°C'ye geçmesi halinde yılda yaklaşık 25 TWh elektrik tasarrufu sağlanabileceğini hesapladı. Aynı senaryoda yıllık sera gazı emisyonundaki potansiyel azalma 17,7 milyon ton CO₂ eşdeğeri olarak hesaplandı.
Eksi 3 derece Türkiye'nin yüzde 7'sine bedel
25 TWh'nin büyüklüğünü Türkiye üzerinden görmek mümkün.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin 2025 yılı toplam elektrik tüketimi 360,9 TWh oldu. Buna göre küresel soğuk zincirde hesaplanan 25 TWh'lik potansiyel tasarruf, Türkiye'nin yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 7'sine karşılık geliyor.
Günlük ortalamaya çevrildiğinde ise bu miktar Türkiye'nin yaklaşık 25 günlük toplam elektrik tüketimine eşdeğer.
Peki -18 derece nereden çıktı?
Tartışmanın ilginç taraflarından biri de -18°C'nin kökeni.
Dondurulmuş gıdaların endüstriyel gelişimi sırasında standartlaşan sıcaklık yaklaşık 0°F, yani -17,8°C seviyesine karşılık geliyor.
Zamanla -18°C, gıdaların uzun süre güvenli ve kaliteli biçimde muhafazası için uluslararası soğuk zincirin temel referanslarından biri haline geldi.
Birmingham Üniversitesinin araştırmacıları da standardın yaklaşık 93 yıl önce belirlendiğine ve o tarihten bu yana büyük ölçüde değişmediğine dikkat çekiyor.
Evdeki dondurucunun ayarını değiştirmek için erken
FAO ve WHO özellikle farklı sıcaklıkların bakteriyel patojenlerin canlılığı, parazitler, raf ömrü, kalite ve soğuk zincirde meydana gelen sıcaklık dalgalanmaları üzerindeki etkilerine ilişkin daha fazla veri istiyor. İncelenen sıcaklıklar arasında -18°C'nin yanı sıra -15°C ve -12°C de bulunuyor.
Dolayısıyla bugün için uluslararası referans -18°C olmaya devam ediyor.
Ancak yanıtı aranan soru şu: Yaklaşık 100 yıldır kullanılan -18°C standardı, gıda güvenliğinden ödün vermeden üç derece yukarı çekilebilir mi?
