1907 yılında ABD’nin San Francisco kentinde doğan ve yaşamının büyük bölümünü İspanya’da geçiren Maria Branyas Morera, Ağustos 2024’te 117 yıl 168 günlükken hayatını kaybetti. Ölümünden önce dünyanın yaşayan en yaşlı insanı olarak kabul edilen Branyas, bilim insanlarının vücudunu incelemesine izin verdi.
En yaşlı insanın uzun yaşam sırrı araştırıldı
Josep Carreras Lösemi Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Manel Esteller’in yönettiği ekip; Branyas’tan alınan kan, tükürük, idrar ve dışkı örneklerini genom, epigenetik, proteinler, metabolizma, bağışıklık sistemi ve bağırsak mikrobiyotası açısından analiz etti.
Cell Reports Medicine dergisinde yayımlanan çalışma, bir süper asırlık üzerinde bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı biyolojik incelemelerden biri olarak nitelendirildi.
Sonuçlar, Branyas’ın vücudunda ileri yaşlanmanın izleriyle genç ve sağlıklı bir biyolojik yapının aynı anda bulunabildiğini gösterdi. Cell Reports Medicine araştırması
Hücreleri 23 yıl daha genç görünüyordu
Branyas’ın telomerleri, yani kromozomların uçlarını koruyan yapılar son derece kısaydı. Bağışıklık sisteminde ileri yaşla uyumlu bazı değişimler ve kan kök hücrelerinde biriken mutasyonlar da saptandı.
Buna karşılık DNA üzerindeki kimyasal işaretleri inceleyen epigenetik saatler, hücrelerinin kronolojik yaşından yaklaşık 23 yıl daha genç bir biyolojik yaşa sahip olduğunu gösterdi.
VÜCUDUNU KORUYAN GENETİK ÖZELLİKLER
Araştırmacılar ayrıca Branyas’ta kalp-damar sağlığını, bağışıklığı, beyin fonksiyonlarını ve yağ metabolizmasını destekleyebilecek bazı koruyucu genetik özellikler belirledi. Vücudundaki kronik iltihaplanma düzeyi de yaşına göre düşüktü.
Bilim insanlarına göre bu sonuç, çok yaşlanmak ile yaşa bağlı hastalıklara yakalanmanın bütünüyle aynı süreç olmayabileceğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle insanın kronolojik yaşı ilerlerken bazı biyolojik sistemleri daha genç ve dayanıklı kalabiliyor.
Her gün üç porsiyon yoğurt yiyordu
Araştırmanın gıdayla ilgili en dikkat çekici sonucu Branyas’ın bağırsaklarında ortaya çıktı. Mikrobiyota analizinde, genellikle gençlerde daha fazla bulunan ve yaş ilerledikçe azalan Bifidobacterium cinsine ait bakterilerin yüksek düzeyde olduğu belirlendi.
Branyas’ın uzun yıllar boyunca her gün üç porsiyon yoğurt tükettiği biliniyordu. Araştırmacılar, fermente gıdaların ve yoğurdun bu sıra dışı bağırsak yapısına katkı sağlamış olabileceğini değerlendiriyor.
Ancak araştırma, yoğurdun Bifidobacterium miktarını artırdığını veya Branyas’ın 117 yıl yaşamasını sağladığına yönelik kesin bir kanıt niteliği taşımıyor.
Çünkü çalışma yalnızca bir kişiyi kapsıyor ve bağırsak örnekleri yaşamının son döneminde alınmış durumda.
Diğer yandan yoğurt, Branyas'ın Akdeniz tipi beslenme düzeninin yalnızca bir parçasıydı. Branyas sigara ve alkol kullanmıyor, zeytinyağı ağırlıklı besleniyor, fiziksel olarak aktif kalıyor ve güçlü aile ilişkileri sürdürüyordu. Genetik avantajlarının da en az yaşam biçimi kadar önemli olduğu düşünülüyor.
YOĞURT UZUN YAŞAMIN SIRRI MI?
Branyas vakası tek kişiye dayanıyor. Ancak yoğurt ile ölüm riski arasındaki ilişkiyi inceleyen daha geniş çaplı araştırmalar da var.
2023 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analiz, toplam 896 bin 871 kişiyi kapsayan 17 kohort çalışmasının sonuçlarını bir araya getirdi. Takip dönemlerinde 75 bin 791 ölüm kaydedildi.
Yoğurt tüketimi en yüksek olanlarla en düşük olanlar karşılaştırıldığında, yüksek tüketim grubunda:
Herhangi bir nedene bağlı ölüm riski yüzde 7, Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riski yüzde 11 daha düşük bulundu. Kanserden ölüm açısından ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmedi.
Araştırmacılar ayrıca günde yarım porsiyonun üzerinde tüketimde koruyucu ilişkinin daha fazla güçlenmediğini belirledi.
Yoğurt Kadınlarda düşük ölüm riskiyle bağlantılı bulundu

American Journal of Clinical Nutrition dergisinde 2020 yılında yayımlanan başka bir çalışmada, 82 bin 348 kadın ile 40 bin 278 erkeğin sağlık verileri 2012 yılına kadar takip edildi.
Üç milyon 354 bin kişi-yıllık takip sırasında 20 bin 831 kadın ve 12 bin 397 erkek hayatını kaybetti. Düzenli yoğurt tüketen kadınlarda genel ölüm riskinin, hiç yoğurt tüketmeyenlere göre daha düşük olduğu görüldü. Ancak aynı ilişki erkeklerde belirlenmedi.
Uzun yaşayanların bağırsaklarında ne farklı?
Yoğurdun uzun yaşamla olası bağlantısının merkezinde bağırsak mikrobiyotası bulunuyor. Yoğurttaki canlı mikroorganizmalar, bağırsak ortamını ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı süreçleri etkileyebiliyor. Ancak her yoğurt aynı bakteri türlerini ve aynı miktarda canlı kültürü içermiyor.
Nature dergisinde 2021 yılında yayımlanan ayrı bir araştırma, 100 yaşını aşmış kişilerin bağırsaklarında bazı özel bakterilerin ve bunların ürettiği ikincil safra asitlerinin daha fazla bulunduğunu gösterdi.
Bunlardan biri olan isoalloLCA, laboratuvar deneylerinde Clostridioides difficile ve Enterococcus faecium gibi bazı hastalık yapıcı bakterilere karşı güçlü etki gösterdi.
Araştırmacılar, bu mikrobiyal yapının bağırsak dengesinin korunmasına ve enfeksiyonlara karşı dirence katkıda bulunabileceğini bildirdi. Ancak bu çalışma da söz konusu bağırsak yapısının doğrudan yoğurt tüketiminden kaynaklandığını göstermedi.
