Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe olarak yayımlanan “Yoğurt Uygarlığı”, İngilizce baskısıyla uluslararası okurla buluştu.
Tanıtımı Emine Erdoğan tarafından yapılan kitabın İngilizce çevirisini Feyza Howell üstlendi. “Yogurt Civilisation” adıyla yayımlanan 400 sayfalık eser, sert kapaklı ve mat kuşe baskısıyla hazırlandı. Kitabın İngilizcenin ardından üç farklı dile daha çevrilmesi için çalışmalar sürüyor.
Bir yiyeceğin değil, kültürün yolculuğu
Süleyman Dilsiz’in uzun yıllara yayılan araştırmalarının ürünü olan kitap, yoğurdu yalnızca bir gıda veya tarif malzemesi olarak ele almıyor. Yoğurdun Orta Asya’dan Anadolu’ya, buradan da başta Balkanlar olmak üzere farklı coğrafyalara uzanan yolculuğu; insan, hayvan, göç, iklim ve saklama yöntemleri üzerinden anlatılıyor.
Kitabın temelini oluşturan “Yoğurt Yolu” yaklaşımı, yoğurtla birlikte taşınan üretim bilgisinin ve mutfak kültürünün izlerini sürüyor. Bu yönüyle eser, yemek kitabının ötesine geçerek yoğurdun çevresinde oluşan kültürel belleği kayıt altına almayı amaçlıyor.
440 tarifin 65’i yoğurt çorbası
Kitapta Anadolu’nun farklı bölgelerinden derlenen 440 tarif bulunuyor. Bu tariflerin 65’ini yoğurtla hazırlanan çorbalar oluşturuyor.
Çorbalardan ana yemeklere, içeceklerden tatlılara uzanan tarifler, yoğurdun Anadolu mutfağında yardımcı bir malzemeden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Dilsiz, tarifleri aynı zamanda farklı coğrafyalarda yaşayan toplulukların yoğurtla kurduğu ilişkinin kültürel izleri olarak değerlendiriyor.
“Yoğurdun öyküsünü kendi coğrafyasından anlatmak istedim”
İngilizce baskının Türkiye’nin gastronomi mirasının dünyaya aktarılması açısından önemli olduğunu belirten Süleyman Dilsiz, “Yoğurdun arkasında insan, hayvan, göç, iklim, coğrafya ve binlerce yıllık mutfak bilgisi var. Yoğurt Yolu, yalnızca bir yiyeceğin değil, insanların ve bilginin yolculuğudur” dedi.
Dilsiz, İngilizce baskıyı ulusal bir gastrodiplomasi dili oluşturmak açısından önemli bir eşik olarak gördüğünü belirterek, yoğurdun kültürel öyküsünü üç yeni dille daha geniş bir coğrafyaya taşımaya hazırlandıklarını söyledi.
