Bir düşünün…
Telefonunuzu elinize alıyorsunuz ve yapay zekâya şu soruyu yöneltiyorsunuz: “35 yaşındayım, 80 kiloyum. Bir ayda 5 kilo vermek istiyorum. Bana bir diyet listesi hazırlar mısın?”
Birkaç saniye sonra karşınızda kahvaltısından akşam yemeğine kadar planlanmış, kalori değerleri hesaplanmış, hatta alışveriş listesi bile hazırlanmış bir beslenme programı beliriyor.
Üstelik ücretsiz, hızlı ve son derece ikna edici.
Peki, bu liste gerçekten size uygun mu?
Asıl sorulması gereken soru belki de bu.
Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji dünyasının değil, mutfaklarımızın ve sofralarımızın da bir parçası. İnsanlar ne yemeleri gerektiğini, hangi besinin daha sağlıklı olduğunu, nasıl kilo verebileceklerini, hatta diyabet veya böbrek hastalığı gibi durumlarda nasıl beslenmeleri gerektiğini bu sistemlere soruyor.
Ancak burada çok önemli bir ayrım var: Bir soruya yanıt verebilmek, o yanıtın bilimsel açıdan doğru ve birey için güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Yapay zeka iyi bir diyetisyen mi?
Bilim ne söylüyor? Yapay zekâ gerçekten iyi bir diyetisyen olabilir mi?
Bu sorunun yanıtı düşündüğümüzden daha karmaşık.
2026 yılında The Journal of Nutrition dergisinde yayımlanan bir araştırmada, ChatGPT'nin obezite, hipertansiyon ve tip 2 diyabet gibi kardiyometabolik hastalıklara yönelik hazırladığı beslenme planları, diyetisyenlerin oluşturduğu planlarla karşılaştırıldı.
Araştırma, yapay zekânın belirli standart senaryolarda beslenme önerileri geliştirme ve rehberlere uygunluk açısından diyetisyenlere yakın sonuçlar verebildiğini gösterdi.
Bu elbette önemli bir gelişme.
Ancak aynı yıl yayımlanan başka bir araştırmada, ergenler için beş farklı yapay zekâ modelinin hazırladığı beslenme planları incelendi.
Sonuçlar, enerji ve çeşitli besin ögelerinin karşılanmasında önemli farklılıklar bulunduğunu ve modellerin hiçbirinin bütün besin ögelerinde tutarlı biçimde diyetisyen referansına yaklaşamadığını ortaya koydu.
Yani bilimsel veriler bize ne yapay zekânın tamamen başarısız olduğunu ne de bir diyetisyenin yerini güvenle alabileceğini söylüyor.
Dahası, bu araştırmaların önemli bir bölümü yapay zekânın hazırladığı örnek planları değerlendiriyor. Bu planların gerçek bireylerde uzun vadede nasıl sağlık sonuçları oluşturduğunu ise henüz yeterince bilmiyoruz.
Burada kritik nokta şu: Yapay zekânın doğru yanıt verme kapasitesi ile klinik açıdan güvenilir karar verme kapasitesi aynı şey değil.
Yapay zeka yemeğin kalorisini hesaplayabilir mi?
Fotoğrafını çektiğiniz yemeğin kalorisini gerçekten biliyor mu?
Son dönemde popülerleşen uygulamalardan biri de tabağımızın fotoğrafını çekerek kalori hesaplatmak.
Bir tabak makarna, biraz salata ve bir dilim ekmek…
Yapay zekâ bunları tanımlayıp saniyeler içinde bir enerji değeri verebiliyor.
Peki, tabağa eklenen zeytinyağının miktarını biliyor mu? Makarnanın tam ağırlığını görebiliyor mu? Yemeğin hazırlanmasında kullanılan diğer malzemeleri değerlendirebiliyor mu?
Her zaman değil.
2025 yılında Current Developments in Nutrition dergisinde yayımlanan, 52 standart yemek fotoğrafının değerlendirildiği bir araştırma, yapay zekâ modellerinin porsiyon ağırlığı ve enerji içeriğini tahmin ederken önemli hatalar yapabildiğini gösterdi. Özellikle büyük porsiyonların olduğundan düşük tahmin edilmesi dikkat çekiciydi.
Bu bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Yapay zekânın verdiği kalori değeri, ölçülmüş bir sonuç değil, çoğu zaman tahmindir.
Günlük beslenmesini kabaca takip etmek isteyen sağlıklı bir birey açısından bu tahmin yararlı olabilir. Ancak diyabet yönetiminde, klinik nütrisyon uygulamalarında veya hassas enerji ve besin ögesi hesaplaması gereken durumlarda aynı hatanın sonuçları çok daha önemli olabilir.
Yapay zeka halüsinasyon mu görüyor?
En büyük tehlike: Yanlış bilginin doğruymuş gibi sunulması.
Yapay zekânın belki de en dikkat çekici özelliği, oldukça akıcı ve kendinden emin yanıtlar üretmesi.
Ancak bu sistemler zaman zaman gerçekte var olmayan bilimsel kaynaklar önerebilir, bir araştırmanın sonuçlarını yanlış yorumlayabilir veya eksik bilgilerle kesin ifadeler kullanabilir.
Bu duruma yapay zekâ literatüründe sıklıkla halüsinasyon adı veriliyor.
Beslenme alanında bunun sonuçlarını düşünelim.
Böbrek hastalığı olan bir kişiye protein veya potasyum içeriği uygun olmayan bir beslenme planı hazırlanması, diyabet tedavisi gören bir bireyin kullandığı ilaçlar dikkate alınmadan öğün düzeninin değiştirilmesi veya büyüme çağındaki bir ergene gereğinden düşük enerjili bir diyet önerilmesi yalnızca teknik bir hesaplama hatası değildir.
Bunlar doğrudan sağlıkla ilgili riskler oluşturabilir.
Dünya Sağlık Örgütü de sağlık alanında kullanılan üretken yapay zekâ sistemlerinin yanlış, eksik veya yanıltıcı bilgi üretme ve kişisel sağlık verilerinin gizliliğini tehlikeye atma risklerine dikkat çekiyor.
Üstelik bir önerinin güvenilirliği yalnızca kaç bilimsel makaleye dayandığıyla ölçülemez. O bilginin doğru kişiye, doğru koşullarda ve doğru şekilde uygulanması da gerekir.
Yapay zekayı beslenmede nasıl kulanmalı?
Peki, yapay zekâyı beslenmede hiç mi kullanmayalım?
Elbette kullanalım.
Ancak nasıl kullandığımızı değiştirelim.
Yapay zekâdan mevsim sebzeleriyle hazırlanabilecek yemek tarifleri istemek, besin etiketlerinde yer alan kavramların anlamını öğrenmek, ekonomik alışveriş listeleri oluşturmak veya sağlıklı beslenme ilkeleri hakkında genel bilgi almak oldukça yararlı kullanım alanları olabilir.
Hatta sağlık profesyonelleri açısından bilimsel bilgiye erişim, hasta eğitimi materyallerinin hazırlanması ve klinik kararların desteklenmesinde de önemli bir potansiyel taşıyor.
Ancak burada kullanıcılara birkaç önemli önerim var.
Yapay zekâdan aldığınız beslenme önerilerinin bilimsel kaynağını sorgulayın.
Verilen kaynakların gerçekten var olup olmadığını kontrol edin. Kalori ve besin ögesi hesaplamalarını kesin değerler olarak kabul etmeyin. Kişisel sağlık verilerinizi paylaşmadan önce kullandığınız uygulamanın gizlilik koşullarını inceleyin.
Özellikle kronik hastalığınız varsa, düzenli ilaç kullanıyorsanız, hamileyseniz, büyüme çağındaysanız veya özel beslenme tedavisine ihtiyaç duyuyorsanız, yapay zekâ tarafından oluşturulan bir diyet listesini sağlık profesyonelinin değerlendirmesi olmadan uygulamayın.
Çünkü beslenme yalnızca matematiksel bir işlem değildir.
Bir insanın beslenmesini değerlendirirken laboratuvar sonuçlarını, hastalık öyküsünü, kullandığı ilaçları, günlük yaşamını, ekonomik koşullarını, kültürel alışkanlıklarını ve yemekle kurduğu ilişkiyi birlikte ele almak gerekir.
Aynı yaşta, aynı boyda ve aynı kiloda olan iki kişinin bile beslenme gereksinimleri birbirinden farklı olabilir.
Geleceğin beslenme danışmanlığı: İnsan mı, yapay zekâ mı?
Bence asıl tartışmamız gereken konu, yapay zekânın diyetisyenlerin yerini alıp almayacağı değil.
Daha önemli soru şu: Yapay zekâ ile insan uzmanlığı birlikte çalıştığında daha güvenilir ve erişilebilir bir beslenme hizmeti sunabilir miyiz?
Gelecekte yapay zekâ, bireylerin beslenme alışkanlıklarını değerlendiren, sağlık profesyonellerinin iş yükünü azaltan ve kişiye özgü önerilerin hazırlanmasına yardımcı olan güçlü bir araç hâline gelebilir.
Ancak bunun için sistemlerin bilimsel geçerliliklerinin gösterilmesi, farklı topluluklarda test edilmesi, hata oranlarının değerlendirilmesi ve insan denetiminin korunması gerekiyor.
Sonuç olarak yapay zekâya beslenme hakkında soru sormakta hiçbir sakınca yok. Önemli olan, alınan yanıtın sınırlarını bilmek ve gerektiğinde uzman değerlendirmesine başvurmak.
Çünkü yapay zekâ size ne yiyebileceğinizi söyleyebilir; ancak sizin için neyin uygun olduğuna karar vermek, yalnızca bir diyet listesi oluşturmaktan çok daha fazlasını gerektirir.
Yapay zekâyı soframızda bir yardımcı olarak ağırlayabiliriz. Ama sağlığımızla ilgili son sözü ona bırakmamalıyız.
