Hayykitap etiketiyle yayımlanan Beni Büyüten Çocuk, çocukların ilk üç yılında yaşadıklarını ve ebeveynleriyle kurdukları duygusal bağı mercek altına alıyor. Gazeteci Mert İnan’ın sorularıyla şekillenen 240 sayfalık nehir söyleşide gelişim psikoloğu Sinem Özen Canbolat; bağlanma, uyku, ayrılık kaygısı, korkular ve sınır koymanın yanı sıra çocukların beslenme sorunlarını ve ebeveyn tutumlarının bu süreçteki etkisini ele alıyor.
SOFRADAKİ BASKIYI KALDIRIN
Çocuğun yemekle kurduğu ilişkinin yalnızca fiziksel açlıkla açıklanamayacağını belirten Canbolat, beslenmenin yaşamın en erken dönemlerinden itibaren güven ve kabul duygularıyla da bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yemek seçme ve reddetme davranışlarının ardında farklı duygusal süreçlerin bulunabileceğine dikkat çeken Canbolat, kitapta şu uyarıyı yapıyor:
"Beslenmeyi iyileştirmek istiyorsak orada kontrolü, zorlamayı, diretmeyi, stresi geri çekmemiz gerekiyor. Beslenmeyi çocuğun kabul ve keyif ile eşleştirebileceği bir alan oluşturmalıyız."
ANNE-BABALARIN GEÇMİŞİ DE SOFRADA
Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise anne-babaların kendi beslenme geçmişlerinin çocukları üzerindeki olası etkilerine ayrılıyor. Canbolat'a göre çocukluğunda yemek yemeye zorlanan, yemediğinde cezalandırılan ya da sürekli baskıyla karşılaşan ebeveynler, farkında olmadan benzer davranışları kendi çocuklarına taşıyabiliyor.
Canbolat, "Bizim yemek ile ilişkimiz nasıl? Bize yemek nasıl sunuldu? Biz yemediğimizde nasıl tepki verildi? Yediğimizde nasıl tepki verildi?" sorularıyla ebeveynleri kendi çocukluk sofralarını yeniden düşünmeye çağırıyor.
YEMEK SAATİ MÜCADELEYE DÖNÜŞMEMELİ
Beslenmenin yalnızca çocuğun ne kadar yemek tükettiği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini anlatan kitap, sofrada güvenli ve huzurlu bir ilişkinin önemini öne çıkarıyor. Çocuğun yemekle olumlu bağ kurabilmesi için ebeveynin kaygısını, kontrol etme isteğini ve baskıcı tutumunu fark etmesi gerektiği vurgulanıyor.
Beni Büyüten Çocuk, çocukların ilk üç yılına ilişkin bir gelişim rehberi olmanın ötesinde, anne-babalara kendi geçmişleriyle yüzleşme çağrısında bulunuyor. Kitabın beslenme bölümünde verilen temel mesaj ise oldukça açık: Çocuğun yemekle ilişkisini değiştirmeye çalışırken önce sofradaki yetişkinin tutumuna bakmak gerekiyor.
