Gıda Bülteni Yazarlar Laktoz İntoleransı: Süt düşmanlığı mı, sindirim gerçeği mi?

Laktoz İntoleransı: Süt düşmanlığı mı, sindirim gerçeği mi?

Süt ve süt ürünlerinden uzak durmanın gerekçelerinden biri laktoz intoleransı... Oysa laktoz intoleransı öldürücü sonuçları olabilecek süt alerjisi ile karıştırılıyor. Süt alerjisi ile laktoz intoleransının farkları ne? Laktoz intoleransı olanlar süt ürünleri kullanabilir mi? Gıda Mühendisi Osman Işık yazdı...

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Toplumda en sık karşılaşılan beslenme yanlışlarından biri, laktoz intoleransı ile süt alerjisinin aynı durum olarak değerlendirilmesidir. Oysa bu iki kavram, nedenleri ve sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklıdır. 

Ne yazık ki bu karışıklık, birçok insanın herhangi bir tıbbi gereklilik olmaksızın süt ve süt ürünlerini hayatından tamamen çıkarmasına neden olmaktadır. 

Öncelikle şu soruyu soralım: Süt içtikten sonra yaşanan her rahatsızlık gerçekten "süt alerjisi" midir? 

Cevap oldukça nettir: Hayır.

Laktoz intoleransı, süte karşı gelişen alerjik bir reaksiyon değildir. Bu durum, sütte doğal olarak bulunan "laktoz" isimli süt şekerinin sindirim sisteminde yeterince parçalanamaması sonucu ortaya çıkan bir sindirim problemidir. 

Normal şartlarda ince bağırsağımızda bulunan "laktaz" enzimi, laktozu glikoz ve galaktoza ayırarak emilmesini sağlar. Ancak bazı bireylerde bu enzimin üretimi çocukluk döneminden sonra azalmaktadır. Böylece tüketilen laktozun bir kısmı sindirilemeden kalın bağırsağa ulaşmakta ve burada bağırsak bakterileri tarafından fermente edilmektedir. 

Sonuç mu? 

Karın ağrısı, şişkinlik, gaz, bağırsak seslerinde artış ve bazen de ishal... 

İşte laktoz intoleransının en yaygın belirtileri bunlardır. 

Dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisinde erişkin dönemde değişen derecelerde laktaz aktivitesi azalması görülmektedir. Aslında memelilerin büyük çoğunluğu sütten kesildikten sonra süt şekerini sindirme kapasitesini önemli ölçüde kaybetmektedir.

İnsanlarda ise bazı topluluklar genetik özellikleri sayesinde yaşam boyu yüksek laktaz aktivitesini sürdürebilmektedir. 

Peki laktoz intoleransı olan bireyler artık süt ve süt ürünlerini tamamen hayatlarından çıkarmalı mıdır? 

Kesinlikle hayır. 

Bu noktada toplumda yaygın olan bir başka yanlış inanışla karşılaşıyoruz. Laktoz intoleransı tanısı alan birçok kişi, süt ürünlerinin tamamını tüketmeyi bırakmaktadır. Oysa bilimsel çalışmalar, bu bireylerin önemli bir kısmının belirli miktarlardaki laktozu tolere edebildiğini göstermektedir. 

Özellikle laktozsuz sütler, yoğurt, kefir ve olgunlaştırılmış peynirler çoğu zaman daha rahat tüketilebilmektedir. Çünkü laktozsuz sütlerde laktoz önceden parçalanmış durumdadır. Yoğurt ve kefirde bulunan yararlı bakteriler ise laktozun sindirimine katkı sağlamaktadır. 

Kaşar ve benzeri olgunlaştırılmış peynirlerde ise üretim ve olgunlaşma süreci boyunca laktoz miktarı önemli ölçüde azalmaktadır. 

Burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta, laktoz intoleransının süt alerjisi ile karıştırılmamasıdır. Süt alerjisi bağışıklık sisteminin süt proteinlerine karşı geliştirdiği bir reaksiyondur ve bazı durumlarda hayati tehlike oluşturabilecek anafilaksiye kadar ilerleyebilir. 

Laktoz intoleransı ise sindirim sistemi kaynaklıdır ve genellikle yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açmaz.

Süt ve süt ürünleri; kaliteli protein, kalsiyum, fosfor, B grubu vitaminler ve birçok önemli besin ögesinin kaynağıdır. Bu nedenle yalnızca kulaktan dolma bilgilerle veya yanlış yönlendirmelerle bu besin grubunu tamamen hayatımızdan çıkarmak doğru bir yaklaşım değildir. 

Beslenmede temel ilke, yasaklar değil bilimsel gerçekler olmalıdır. 

Eğer süt tüketimi sonrasında sürekli rahatsızlık hissediyorsanız, kendi kendinize tanı koymak yerine bir sağlık profesyoneline başvurmanız en doğru yaklaşım olacaktır. Çünkü doğru tanı, doğru beslenme yönetiminin ilk basamağıdır. 

Unutmayalım; süt herkes için aynı şekilde tolere edilmeyebilir. Ancak laktoz intoleransı, sütle yolları tamamen ayırmak anlamına gelmez. Bilimsel bilgiler ışığında yapılacak doğru tercihlerle hem yaşam kalitesini korumak hem de süt ürünlerinin besinsel faydalarından yararlanmak mümkündür. 

Çünkü güvenilir bilgi, sağlıklı yaşamın en önemli besinidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *