Tarımda son yılların en önemli gündemlerinden biri haline gelen iklim değişikliği, Türkiye'nin tohum üretimine de doğrudan yansımaya başladı.
Yağış rejimindeki değişiklikler, kuraklık ve aşırı hava olaylarının üretim üzerindeki etkisi arttıkça, değişen koşullara dayanabilecek çeşitlerin önemi de büyüyor.
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Güvenilir Ürün Platformu tarafından yürütülen “Tarım Varsa Hayat Var” projesi kapsamında tarım ve gıda sektörü temsilcileri TİGEM Karacabey İşletmesi’nde bir araya geldi.
Toplantıda TİGEM'in bitkisel üretimden hayvancılığa, sertifikalı tohumdan gen kaynaklarının korunmasına kadar yürüttüğü çalışmalar hakkında Gıda Bülteni'ne bilgi veren TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, iklim değişikliğine karşı tohum üretimindeki yeni planlamaya dikkat çekti.
Tohumluk alanlarının yüzde 40'ında kuraklığa toleranslı çeşitler
Gezginç'in verdiği bilgiye göre TİGEM'in tohumluk üretim alanlarının yüzde 40'ı kuraklığa toleranslı çeşitlerden oluşuyor.
Türkiye genelinde 17 işletmesi ve yaklaşık 3,5 milyon dekar arazi varlığı bulunan TİGEM, sertifikalı tohum pazarında yaklaşık yüzde 25 paya sahip. Kurum, 2026 yılı bitkisel üretim döneminde 380 bin ton hububat rekoltesi ve 233 bin ton sertifikalı tohum üretimi hedefliyor.
TİGEM'in üretimdeki temel işlevinin doğrudan sofralık ürün üretmekten çok çiftçinin kullanacağı üretim materyalini çoğaltmak olduğuna işaret eden Gezginç, bunu “Biz buğdayı ekmek olsun diye değil, tohum olsun diye üretiyoruz” sözleriyle anlattı.
Bu nedenle kuraklığa dayanıklı çeşitlerin tohum üretimindeki payının artırılması, yalnızca TİGEM arazilerindeki üretimi değil, sertifikalı tohumların çiftçiye ulaşmasıyla çok daha geniş tarım alanlarını ilgilendiriyor.
İklime uyum sağlanırken ata tohumları da korunuyor
Tohumculuktaki dönüşümün diğer ayağını ise Türkiye'nin yerel gen kaynaklarının korunması oluşturuyor.
Gezginç, Anadolu'nun dünyadaki önemli bitkisel gen merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek buğdaydan üzüm ve zeytine kadar çok sayıda tarımsal ürünün genetik mirasının korunmasının stratejik önem taşıdığını söyledi.
TİGEM'e bugüne kadar yaklaşık 1.150 yerel tohum örneği teslim edildi. Bu materyaller içerisinden tescil ve sertifikasyon süreçlerini tamamlayan çeşitler çoğaltılarak yeniden üretime kazandırılıyor.
1 milyon paket ata tohumu satışa çıktı
Ata tohumu çalışmasının ölçeği de büyüyor. İlk etapta 11 çeşitte yaklaşık 106 bin paketle başlayan çalışma, 2026 yılında önemli ölçüde genişletildi.
Gezginç'in verdiği bilgiye göre 25 çeşitten toplam 1 milyon paket sertifikalı yerel tohum üretildi ve Tarım Kredi Kooperatif Marketleri aracılığıyla tüketicilere sunuldu.
Çalışmanın dikkat çeken tarafı, yerel tohumların yalnızca gen bankalarında muhafaza edilmesi yerine sertifikasyon sürecinden geçirilerek yeniden üretime sokulması.
TİGEM böylece tohumculukta iki yönlü bir strateji izliyor: Bir tarafta kuraklık ve değişen iklim koşullarına tolerans gösterebilecek çeşitlerin üretimdeki ağırlığı artırılırken, diğer tarafta Anadolu'nun yerel çeşitlerinin kaybolmasının önüne geçilmeye çalışılıyor.
İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki baskısı arttıkça, Türkiye açısından yalnızca ne kadar ürün üretildiği değil, hangi tohumla ve değişen koşullara ne kadar dayanıklı üretim yapılabildiği de gıda arz güvenliğinin temel başlıklarından biri haline geliyor.
