Tarım arazisine ihtiyaç duymadan, çok katlı raflarda, yılın her döneminde sebze yetiştirmek mümkün. Güneş ışığının yerini LED lambaların, toprağın yerini ise su ve besin çözeltilerinin aldığı dikey tarım sistemleri, özellikle su ve arazi tasarrufu vaatleriyle son yıllarda büyük ilgi gördü.
Ancak bu üretim modelinin önemli bir maliyeti var: Elektrik.
Journal of Cleaner Production dergisinde yayımlanan ve dikey tarımın enerji tüketimini ele alan bilimsel çalışmada aktarılan 4,4 kilovatsaatlik elektrik tüketimi, teknolojinin ekonomik sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Bir kilogram marulun elektrik maliyeti 17,60 TL
Dikey çiftliklerde bitkiler, kapalı alanlarda üst üste yerleştirilen raflarda yetiştiriliyor. Bitkilerin gelişmesi için gerekli ışık LED lambalarla sağlanırken sıcaklık, nem ve havalandırma da elektrikli sistemlerle kontrol ediliyor.
Araştırmada belirtilen kilogram başına 4,4 kilovatsaatlik tüketim üzerinden yapılan örnek hesaplama, elektrik giderinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Elektriğin kilovatsaat fiyatı 4 TL kabul edildiğinde bir kilogram marulun üretimi için 17,60 TL elektrik harcaması ortaya çıkıyor.
Öte yandan elektrik gideri, toplam üretim maliyetinin yalnızca bir bölümü. Tesisin kurulumu, LED aydınlatma sistemleri, iklimlendirme ekipmanları, bakım, işçilik, kira ve finansman giderleri de üretim maliyetine ekleniyor.
Daha az su ve arazi, daha fazla enerji
Dikey tarımın en önemli avantajları arasında suyun yeniden kullanılabilmesi, küçük alanlarda yoğun üretim yapılabilmesi ve mevsim koşullarından daha az etkilenmesi bulunuyor.
Ancak açık alanda yetişen bitkiler güneş ışığından ücretsiz yararlanırken, tamamen kapalı dikey çiftliklerde aydınlatmanın elektrikle sağlanması gerekiyor.
Bu nedenle dikey tarımın çevresel etkisi değerlendirilirken yalnızca su ve arazi tasarrufuna bakılması yeterli değil. Elektriğin hangi kaynaktan üretildiği, tesisin verimliliği ve kullanılan ekipmanların ömrü de önem taşıyor.
Yenilenebilir enerji kullanımı ve verimli aydınlatma teknolojileri maliyetleri azaltabilse de elektrik tüketimi, kapalı dikey tarım sistemlerinin temel giderlerinden biri olmaya devam ediyor.
Milyonlarca dolarlık yatırımlar iflasla sonuçlandı
Dikey tarımın ekonomik sınırları, son yıllarda sektörde yaşanan şirket iflaslarıyla da gündeme geldi.
ABD'de faaliyet gösteren AeroFarms, 2023 yılında iflas koruma sürecine başvurdu. Dikey tarım alanının önde gelen girişimlerinden Bowery Farming ise 2024 yılında faaliyetlerini durdurdu.
Sektörde dikkat çeken bir başka örnek de Plenty oldu. Büyük ölçekli kapalı tarım tesisleri geliştiren şirket, 2025 yılında yeniden yapılanma amacıyla iflas koruma sürecine başvurdu.
Bu gelişmeler, yüksek teknolojiye dayalı tarım tesislerinin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, ürünlerini hangi maliyetle yetiştirip satabildikleriyle de değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi.
İflasların nedenleri yalnızca elektrik faturalarıyla sınırlı değil. Yüksek kuruluş maliyetleri, finansman ihtiyacı, hızlı büyüme stratejileri ve beklenen satış gelirlerine ulaşılamaması da sektörün karşılaştığı sorunlar arasında.
Dikey tarımda yatırımcıların beklentileri neden karşılanmadı?
Economic Anthropology dergisinde yayımlanan bir başka bilimsel çalışma da dikey tarım sektöründeki yatırım ve iflas süreçlerini ele aldı.
Mark Bomford tarafından hazırlanan araştırmada, 2018-2023 yılları arasında büyük yatırımlar çeken kapalı tarım girişimlerinin ekonomik yapısı incelendi.
Çalışma, dikey tarım şirketlerinin yatırımcılara yüksek verimlilik ve otomasyon vaat ederken büyük miktarda sermayeye ihtiyaç duyduğuna dikkat çekiyor.
Geleneksel tarıma göre daha az arazi kullanmak, tek başına daha düşük maliyetli üretim anlamına gelmiyor. Özellikle enerjiye, teknolojiye ve sürekli bakım gerektiren ekipmanlara bağımlılık işletmeler üzerinde önemli bir mali yük oluşturabiliyor.
Dikey tarımın geleceğini elektrik maliyeti belirleyebilir
Dikey tarım, su kaynaklarının sınırlı olduğu veya yıl boyunca taze sebze üretiminin zorlaştığı bölgelerde önemli avantajlar sağlayabiliyor.
Ancak bilimsel çalışmalar ve sektördeki iflas örnekleri, teknolojinin ticari başarısı için yüksek üretim kapasitesinin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.
Elektrik tüketimnin azaltılması, tesislerin verimli işletilmesi ve üretim maliyetleriyle satış fiyatları arasında sürdürülebilir bir denge kurulması, dikey tarım yatırımlarının geleceğinde belirleyici olacak.
