Bisküvi, çikolata ve kek gibi atıştırmalıklar, yüksek şeker ve yağ içerikleri nedeniyle beslenme tartışmalarının odağında yer alıyor. Ancak gıda üreticileri için tüketicilerin alıştığı lezzeti değiştirmeden ürünlerin besin değerini artırmak kolay değil.
Türkiye'nin en bilinen atıştırmalık markalarından Ülker'in de içinde bulunduğu pladis, bu soruna çözüm aramak için dünyanın dört bir yanındaki gıda teknolojisi girişimlerine çağrıda bulundu.
Yıldız Holding bünyesindeki şirket, küresel Hızlandırma Programı'nın ikinci yılında, atıştırmalıkları daha besleyici ve sürdürülebilir hâle getirebilecek teknolojilere odaklanacak.
Şekerin yüzde 30'u life dönüşebilir mi?
Programın ilk yılında dikkat çeken teknolojilerden biri, Zya adlı girişimin geliştirdiği Convero enzimi oldu.
Şirketin açıklamasına göre bu enzim, tüketim sonrasında şekerin yüzde 30'una kadarını, tadı değiştirmeden life dönüştürme potansiyeline sahip.
Bu yaklaşım, ürünün üretim aşamasında şeker miktarını azaltmaktan farklı bir yöntem sunuyor. Amaç, tüketilen şekerin bir bölümünün sindirim sürecindeki dönüşümünü değiştirmek.
Ancak söz konusu oran teknoloji geliştiricisinin beyanına dayanıyor. Enzimin Ülker ürünlerinde kullanıldığına veya bu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin klinik çalışmalarla doğrulandığına ilişkin bir açıklama bulunmuyor.
Çikolatada kakaoya alternatif aranıyor
Pladis'in ilgilendiği bir başka alan ise kakao üretiminde yaşanan iklim ve tedarik sorunlarına yönelik çözümler.
Programın ilk döneminde yer alan Fermtech, gıda sanayisinde ortaya çıkan yan ürünleri fermantasyon yöntemiyle değerlendirerek kakaoya alternatif bileşenler geliştiriyor.
Bu tür teknolojiler, çikolata ve kakaolu atıştırmalık üretiminde kullanılan hammaddelerin çeşitlendirilmesini ve gıda sanayisi yan ürünlerinin yeniden değerlendirilmesini amaçlıyor.
Şirketin araştırdığı teknolojiler arasında fermantasyon, enzimatik işlemler, duyusal analiz yöntemleri ve yaygın katkı maddelerine doğal alternatifler de bulunuyor.
Yapay zekâyla yeni gıda bileşenleri geliştiriliyor
Programda dikkat çeken girişimlerden biri de İrlanda merkezli Nuritas.
Şirket, yapay zekâ ve genomik teknolojilerinden yararlanarak bitkilerde bulunan biyoaktif peptitleri belirliyor. Bu bileşenlerin fonksiyonel gıdalarda kullanılma potansiyeli araştırılıyor.
Pladis'in hedefi, yeni bileşenleri yalnızca besin değerleri açısından değil, ürünlerin tadı, kıvamı, dokusu ve endüstriyel üretime uygunluğu bakımından da değerlendirmek.
Ülker'in ürünleri değişecek mi?
Pladis'in Küresel İnovasyon ve Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tim Ingmire, yeni teknolojilerin başarılı olabilmesi için tüketicilerin sevdiği lezzetin korunması gerektiğini belirtti.
Ingmire, gıda teknolojisi girişimlerine yönelttikleri çağrıyı, insanların sevdiği tat ve dokuyu korurken beslenme özelliklerini iyileştirmenin ve kullanılan bileşenleri yeniden düşünmenin yollarını bulmak olarak tanımladı.
Ülker, McVitie's ve GODIVA gibi markaları kapsayan bu arayış, grubun atıştırmalık sektöründe yeni ürün geliştirme yaklaşımına işaret ediyor.
Bununla birlikte şirket, söz konusu teknolojilerin hangi markalarda veya ürünlerde kullanılacağını henüz açıklamadı. Dolayısıyla Ülker'in mevcut bisküvi ve çikolatalarında şeker oranlarının düşürüleceği ya da yeni bileşenlere geçileceği yönünde kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.
Gıda teknolojisi girişimlerine 15 Ocak'a kadar başvuru fırsatı
Pladis'in ilk Hızlandırma Programı'na beş kıtadan yaklaşık 300 girişim başvurdu. Bunlardan 12'si finalist olarak seçildi.
Girişimler, pladis ve Yıldız Holding'in küresel ve bölgesel ekiplerinden 37 mentörle çalışma fırsatı buldu. Program sonucunda altı farklı teknoloji için kavram kanıtlama iş birliği başlatıldı.
İkinci dönemde de en fazla 12 girişim seçilecek. Bunlardan üç ila altısının pilot uygulama veya ortak ürün geliştirme aşamasına ilerlemesi hedefleniyor.
Katılımın ücretsiz olduğu program için başvurular 3 Kasım 2026'da başladı. Son başvuru tarihi 15 Ocak 2027 olarak açıklandı. Seçilen girişimlerin Mart 2027'nin başında duyurulması planlanıyor.
