Gıda Bülteni Yazarlar Çay Türkiye’ye gelmeden çay fabrikası kurduran basın ve Fenerbahçe sponsorunun batışı!

Çay Türkiye’ye gelmeden çay fabrikası kurduran basın ve Fenerbahçe sponsorunun batışı!

6 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Türkiye’nin büyük haber sitelerinde “121 yıllık çay markası resmen iflas etti” haberlerini okuyunca şöyle bir durdum.

121 yıl önce dediğiniz 1905 yılına denk geliyor. Türk topraklarına çay bitkisi daha girmemiş. Rizelinin bile çay bitkisini görmesine yıllar, ilk çay fabrikanın kurulmasına onlarca yıl var! 

Yetişmeyen ürünün fabrikasını kuran yiğit kim diye siz olsanız merak etmez misiniz? 

Hele hele “Tirebolu 42” markasını görünce habere kayıtsız kalmam imkansızlaştı.
Tirebolu doğduğum ilçe.

“121 yıllık çay firması nasıl olur, hem de doğduğum ilçede” diye soru işareti balonlarıyla gezinmeye başladım. 
“Baksana bütün basın yazmış, benim cahilliğimmiş” deyip geçecek değilim. 
Güzide basınımızın haberleri nasıl kopyala yapıştır yöntemiyle okura ulaştırdığını bildiğim için biraz araştırayım dedim.

Birkaç telefon ettim, internette gezindim, eski haberleri okudum, akademik çalışmalara göz attım.
Diyorsunuz, uzatma sonuç ne?
Sonuç ne olacak, araştırılmamış, kopyala yapıştır yapılmış bir haber daha karşıma çıktı.
Çay ülkeye gelmeden fabrika kuracak enayi mi var!
121 yıllık denen firma hepi topu 34 yıllık. Zaman içinde de isim değiştirmişti.
Ayrıntılara geleceğim.

Bu vesileyle size Türkiye’nin en özel çaylarından birinin hikayesi ile Fenerbahçe’ye sponsor olmuş bir firmanın batış hikayesini anlatmak istiyorum. 
İçinde biraz basın eleştirisi olacak elbette.
Kemerlerinizi bağlayın gibi olacak ama okumadan önce arkanıza yaslanın, ince belli ajda bardaktaki çayınızdan bir yudum alın…
Önce yayınlanan habere bir bakalım: 
“Kuruluşu 1905 yılına dayanan Tirebolu 42 Çay Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. yaşadığı mali sorunların ardından resmen iflas etti. Uzun süredir finansal sıkıntılarla mücadele eden şirket hakkında mahkeme tarafından iflas kararı verildi.”

Bu haber cebimizde dursun. Hikayeye başlayalım.
Bilmeyenler için söyleyelim. Tirebolu, Giresun’un güzel bir sahil kasabası. Orada çay ne alaka demeyin.
Rize’nin dışında Doğu Karadeniz’in birçok il ve ilçesinde çay yetişiyor. Tirebolu ise farklı aroması ile özel bir isimle anılmayı hak etmiş bir çay…
Tirebolu’nun çay fabrikası ile tanışmasının temeli ise, 1956 yılında resmi gazetede yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla atılıyor.
1961 yılında Tekel Genel Müdürlüğü ve Tarım Bakanlığı işbirliği ile faaliyetlerine başlıyor.
Fabrika dediysem o dönem atölye tarzı bir işletmeden bahsediyorum.
Tirebolu çayının markalaşması ise yıllar sonra başlıyor.
Tirebolu Çay Fabrikası Çaykur’un 46 çay fabrikasından biri. Kurum’un en batıdaki fabrikası özelliğini de taşıyor. 
42 numarası, Çaykur’un Tirebolu Çay Fabrikası’na verdiği kodu temsil ediyor. Çaykur’un 42’nci fabrikası olması nedeniyle bu adın verildiği söyleniyor.
1990’lı yıllarda yörenin çaylarından oluşan, elle paketlenen ilk Tirebolu çayı üretiliyor. Fabrikanın Tirebolu’nun Körliman Mahallesi’nde, sahil yolu geçiş güzergahında satış mağazası bulunuyor. Burada da Tirebolu çayı satılmaya başlıyor.

Çaykur'un mavi paketli Tirebolu çayının batan 42 Tirebolu firmasıyla bir ilgisi yok

Gurbetçiler ve şehirlerarası çalışan kamyon şoförlerinin katkısıyla çay tanınıyor ve seviliyor. Anlayacağınız, reklam ve tanıtımsız bir şekilde marka büyüyor.
Günümüzde Çaykur’un alt markası olan 42 No’lu Tirebolu Çayı hediyelik çaylar kategorisinde yer alıyor ve Türkiye’nin hemen her yerinde ve yurt dışında da satılıyor.

ABD’de akademisyen olan, ailemizin gurur kaynaklarından Merve heyecanla anlatmıştı:
“Ohio Colombus’taki Mediterranean markette mavi kutulu 42 No’lu Tirebolu Çayı’na rastladım.”
Mavi kutusuna kadar hatırlıyordu.
Tirebolu çayını görmek gurbette aileden birini görmek gibiydi. Uzun uzun, sevgiyle bakılası bir çaydı anlayacağınız.
Merve’nin bahsettiği devlet kurumu Çaykur’un ürettiği 42 No’lu Tirebolu Çayı…
Ta Ohio’lara kadar gitmiş…

Gelelim 42 Tirebolu markalı çayı üreten batık şirkete…

Haliyle isim bu kadar benzer olunca Çaykur’un 42 Tirebolu çayıyla sıklıkla karıştırılıyor.
Basınımızın 121 yıllık köklü çay şirketi dediği şirket 1992 yılında kuruluyor.
Bu bilgiyi Fenerbahçe Kulübü’nün resmi açıklamasından ve firma sahibi Yusuf Şahin’in röportajlarından aldım. Ticaret sicil gazetelerini inceledim ama şirketin ilk ilan bilgisi maalesef sistemde yok. 
Firma, Tirebolu Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş ismiyle faaliyetine başlıyor. 
2000’li yılların sonunda “42 Tirebolu” isimli çayı piyasaya sürüyor.

İflas eden Tirebolu 42 Çay Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin ürettiği çaylar

42 rakamı Tirebolu için çok önemli simge. Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan Bey Tirebolulu.
42. Giresun Gönüllü Alayı’nın kurucusu ve komutanı.
Hüseyin Avni Alparslan Bey 42. Giresun Gönüllü Alayı ile Sakarya Meydan Muharebesi’nde savaşırken şehit oluyor.
Firma, 42. Alay’ın anısına bu çaya 42 Tirebolu adını verdiklerini vurguluyor.
Ancak o sırada Çaykur’un 42 No’lu Tirebolu Çayı’nın satışı sürüyor.
Çaykur fiilen kullandıkları 42 Tirebolu rakam ve kelimesi için marka tescili yaptırmadığından özel firma da benzer isimle satışa çıkıyor ve marka tescili yaptırıyor.
Çaykur fark ettiğinde dava açıyor ve bu davalar da yıllarca sürüyor. O ayrı bir konu…

Tirebolu Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş adını 2022 yılında Tirebolu 42 Çay Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş olarak değiştiriyor. Şirketin uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığını yürüten Füsun Şahin son dönemde görevi Yusuf Şahin’e devrediyor.

Pandemi döneminde 42 Tirebolu satışlarını artırıyor, şirket ürünlerini çeşitlendiriyor. Hatta Mart 2022 yılında Fenerbahçe’nin sponsorlarından biri oluyor.

Tirebolu 42 Çay firması Fenerbahçe'nin sponsoru olmuş, imza törenine dönemin FB Genel Sekreteri Burak Çağlan Kızılhan, Futbol Akademisinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Özaktaç ve Tirebolu 42 Çay Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Şahin katılmıştı

Ancak sonrasında firma için düşüş dönemi başlıyor. Borçlar döndürülemez hal alıyor, 2025 yılında konkordato ilan ediliyor. Yılın bu ayına gelindiğinde de iflas kaçınılmaz oluyor ve basınımıza göre 121 yıllık şirket tarih oluyor!
Gazetecilik sorumluluk ister.
Son dönemin baş belası kopyala yapıştır, kaynak belirtmeden yayında tarzı habercilik nedeniyle yanlış bilgi bir kere sisteme girmeye görsün…
40 kadı gelse düzeltemiyor.
Biraz genel kültürü olan bir kişi Osmanlı döneminde bu topraklarda çay fabrikası olmadığını, hatta çay bitkisinin sınırlardan geçmediğini bilir. En azından şüpheye düşer, bir bakar.
Ayrıca 121 yıllık firma iflas ettiyse hakkı 2 satır haber yazmak mı?
Bu başlı başına ayrı bir haber inceleme konusu olmaz mı?
Olmaz elbette.
Kim uğracak?
Kopyala yapıştır, olsun bitsin.
Haberdeki sorun sadece firmanın kaç yıllık olduğu değil.
Birçok kişi Çaykur’un “42 No’lu Tirebolu Çayı”ndan bahsedildiğini sandı. Mavi kutulu Çaykur çayını artık içemeyeceğini düşündü.
Oysa batan firma ile Çaykur’un Tirebolu çayının bir ilgisi olmadığını da anlatmak gerekiyordu.
Kendi didaktik yazı tarzımdan da bana sıkıntı geldi.
Öyle olmalıydı, böyle yapılmalıydı, falan filan…
Medyanın tabutuna son çivi çoktan çakılmış,
ne anlatıyorum ki ben…

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *