Geçen gün bir arkadaşım telefonuma bir video gönderdi.
Mesajı da kısaydı:
“Yapayım mı? İşe yarar mı?”
Videoyu açtım.
Bir vatandaş kameranın karşısına geçmiş, beş ayda 19 kilo verdiğini anlatıyordu.
103 kilodan 86 kiloya düştüğünü söylüyordu. Sonra da bunu nasıl başardığını açıklıyordu.
Bir aktardan aldığı karışımla...
Elma kurusu.
Limon kabuğu.
Hibiskus.
Frenk üzümü.
Aspir çiçeği.
Karadut kurusu.
Hepsini iki litre suyun içinde kaynatıyor ve her gün içiyordu.
Video milyonlarca kez izlenmişti. Altında yüz binlerce yorum vardı.
Arkadaşımın sorusu aslında bu yorumları yapan binlerce kişinin sorusuyla aynıydı:
"İşe yarar mı?"
Ben de ona başka bir soru sordum:
"Kime göre?"
Çünkü videoyu izlerken aklıma gelen ilk şey kilo vermek olmadı.
Sağlık oldu.
Bu videoyu izleyen insanların kaçının şeker hastası olduğunu biliyor muyuz?
Kaçının yüksek tansiyonu var?
Kaçı düzenli ilaç kullanıyor?
Kaçının böbrek rahatsızlığı var?
Kaçı hamile?
Kaçı emziriyor?
Cevap belli.
Hiçbirini bilmiyoruz.
Ama buna rağmen milyonlarca insan aynı tarifi uygulamaya hazır görünüyor.
Bir kişide işe yarayan şey herkeste işe yaramaz
Önce şunu söyleyelim. Videoyu çeken kişi kim? Bu konularda yeterlilik sahibi mi? Küçük bir araştırma ile beyefendinin bir restoran sahibi olduğunu gördüm. Peki ne kadar güvenilir? Bu kısmını hiç sorguluyor muyuz?
Videodaki kişi gerçekten kilo vermiş olabilir.
Buna itiraz etmiyorum. Beş ayda 19 kilo vermiş de olabilir. Ama burada gözden kaçan çok önemli bir ayrıntı var.
Bir kişinin kilo vermesi, bunun nedeninin mutlaka o karışım olduğu anlamına gelmez.
Belki daha az yemeye başladı.
Belki yürüyüş yapmaya başladı.
Belki ekmeği azalttı.
Belki gazlı içecekleri bıraktı.
Belki hayatında onlarca değişiklik yaptı.
Ama sosyal medya bunlarla ilgilenmiyor.
Çünkü bunlar sıkıcı.
Sosyal medya tek bir şeyi seviyor:
Mucize formül.
"Bu çayı içtim, 19 kilo verdim."
İşte milyonlarca izlenme getiren cümle bu.
Asıl sorun karışım değil
İsterseniz hibiskus kullanın.
İsterseniz limon kabuğu.
İsterseniz elma kurusu.
Buradaki mesele bitkiler değil.
Mesele, bir kişinin kendi deneyimini milyonlarca insan için reçeteye dönüştürmesi.
Çünkü sağlık böyle çalışmıyor.
Beslenme böyle çalışmıyor.
İnsan bedeni hiç böyle çalışmıyor.
Bir kişinin fayda gördüğü şey başka bir kişi için faydasız olabilir.
Hatta bazen zararlı da olabilir.
Ama videoyu paylaşan kişinin bunları düşünmek gibi bir derdi yok.
Çünkü onun anlattığı şey sağlık değil.
Bir başarı hikâyesi.
Sorun, insanların bunu sağlık tavsiyesi olarak algılaması.
Sağlık tavsiyesi vermek bu kadar kolay olmalı mı?
Beni düşündüren asıl konu bu.
Bugün sosyal medyada herhangi biri çıkıp milyonlarca insana ne içmesi gerektiğini söyleyebiliyor.
Ne yemesi gerektiğini söyleyebiliyor.
Nasıl kilo vereceğini anlatabiliyor.
Üstelik bunun için herhangi bir eğitim almış olması gerekmiyor.
Herhangi bir sorumluluk taşıması da gerekmiyor.
Oysa konu sağlık.
Yanlış bilgi bazen yanlış ilaç kadar tehlikeli olabilir.
Bu nedenle son günlerde dikkatimi çeken bir gelişme oldu.
Çin'de sağlık alanında içerik üretimine yönelik yeni düzenlemeler tartışılıyor.
Amaç, sağlık konusunda konuşan kişilerin belirli yeterliliklere sahip olması.
Bu yaklaşımın nasıl uygulanacağı ayrı bir tartışma konusu.
Ama şu soru oldukça önemli:
Milyonlarca insanın sağlığını etkileyebilecek tavsiyeleri herkes verebilmeli mi?
Arkadaşımın Sorusuna Verdiğim Cevap
Yazının başına dönelim.
Arkadaşım bana şu soruyu sormuştu:
"Yapayım mı? İşe yarar mı?"
Ona verdiğim cevap şuydu:
“Hiçbir gıda tek başına bir mucize yaratmaz. Düzenli ve dengeli beslen zaten kilo vereceksin”
Ama şunu biliyorum:
Bu videoyu izleyen milyonlarca insan için aynı cevabı vermek mümkün değil.
Çünkü sağlık tavsiyeleri yorum bölümünden yönetilemez.
Ve hiçbir karışım, herkes için mucize olamaz.
Belki videodaki kişi gerçekten 19 kilo verdi.
Ama beni düşündüren şey onun kaç kilo verdiği değil.
Milyonlarca kişinin, kendilerine bu tavsiyeyi veren kişinin kim olduğunu hiç sorgulamadan aynı tarife sarılması.
İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.
