Market raflarında her gün karşılaştığımız domateslerin ne kadar denetlendiği yeniden gündemde.
Greenpeace Türkiye’nin “İçinde Ne Var?” kampanyası kapsamında yaptığı çalışma, A101, BİM, CarrefourSA, Migros ve ŞOK marketlerinden alınan domateslerde dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.
İstanbul’un Ataşehir, Kadıköy, Sancaktepe ve Sultanbeyli ilçelerindeki marketlerden Temmuz ayında alınan toplam 20 domates numunesi, uluslararası akredite bir laboratuvarda analiz edildi.
Greenpeace’in açıkladığı sonuçlara göre 20 domatesin 3’ünde mevzuata aykırılık tespit edildi. Yani incelenen numunelerin yüzde 15’inde mevzuata aykırı pestisit kullanımı saptandı.
Dahası, bu ürünlerden birinde Türkiye’de 31 Aralık 2010 itibarıyla tamamen yasaklanmış Chlorfenapyr isimli etken madde bulundu.
Marketlerin yaptığı analizler neyi yakalıyor?
Greenpeace araştırmasının ardından tüketici açısından en kritik soru yalnızca “Domateste pestisit çıktı mı?” değil. Çünkü büyük market zincirleri, meyve ve sebze güvenliği konusunda kendi kontrol ve analiz sistemlerini uyguladıklarını açıklıyor.
Örneğin ŞOK, meyve ve sebzelerde pestisit analizleri yaptığını, ürünlerin kontrol süreçlerinden geçirildiğini ve uygun sonuç veren ürünlerin satışa sunulduğunu belirtiyor.
Migros da yıllardır meyve-sebzede pestisit analizleri ve izlenebilirlik uygulamalarına yer verdiğini açıklıyor. Şirketin kurumsal politikalarında ise birincil gıda üretiminde pestisit kullanımının azaltılması ve doğru-dengeli kullanımın desteklenmesi hedefleri yer alıyor.
Greenpeace’in bağımsız laboratuvar çalışması bu noktada önemli bir soru ortaya çıkarıyor: Marketler kendi denetimlerini yapıyorsa, raftan bağımsız olarak alınan bazı ürünlerde nasıl mevzuata aykırı pestisit tespit edilebiliyor?
20 domatesin 7’sinde üçten fazla pestisit
Greenpeace’in analizinde dikkat çeken tek sonuç mevzuat ihlalleri değil. 20 domatesin 7’sinde üçten fazla farklı pestisit etken maddesi tespit edildi. Bu da incelenen ürünlerin yüzde 35’inde birden fazla pestisit bulunduğunu gösteriyor.
Greenpeace, bu sonucu “kokteyl etkisi” tartışması kapsamında değerlendiriyor ve marketlerin yalnızca tek tek pestisitlerin yasal limitlere uyup uymadığına bakmamasını istiyor.
Örgüt, bir üründe yasal sınırların altında dahi olsa en fazla üç farklı pestisit etken maddesine izin verilmesini talep ediyor. Çünkü tüketicinin karşı karşıya olduğu tablo yalnızca “Bu pestisit yasal limitin altında mı?” sorusundan ibaret değil. Aynı üründe birden fazla kimyasalın bulunması, pestisitlerin birlikte maruziyetine ilişkin tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Bir domateste 15 yıl önce yasaklanan pestisit bulundu
Araştırmanın en çarpıcı bulgusu A101’den alınan numunede ortaya çıktı. Greenpeace’e göre bu domateste Chlorfenapyr tespit edildi. Greenpeace, söz konusu etken maddenin Türkiye’de 31 Aralık 2010 itibarıyla tamamen yasaklandığını belirtiyor.
BİM’den alınan bir numunede ise Cyromazine, CarrefourSA’dan alınan bir numunede Pirimiphos-methyl tespit edildi.
Greenpeace, bu iki etken maddenin domateste ruhsatlı olmadığını açıkladı.
Dikkat çeken başka bir ayrıntı ise bu iki mevzuat ihlali bulunan ürünün, reyonda yer alan Hal Kayıt Sistemi bilgilerinde “iyi tarım” logolu olarak görülmesi.
Bu durum, “İyi Tarım” ibaresinin tüketici açısından ne ölçüde güvence oluşturduğu konusunda da soru işaretleri yaratıyor.
Pestisitsiz domates sadece 1 tane çıktı
Greenpeace’in analizinde 20 domatesin yalnızca 1’inde hiçbir pestisit izine rastlanmadı. Başka bir ifadeyle incelenen numunelerin yüzde 95’inde en az bir pestisit etken maddesi tespit edildi.
20 ürünün 14’ünde ise PFAS içeren en az bir pestisit bulundu. Greenpeace, analiz kapsamında per- ve polifloroalkil maddeler (PFAS) içeren pestisitleri de inceledi ve bunların 20 numunenin 14’ünde bulunduğunu açıkladı.
Greenpeace marketlere karne verdi: ŞOK C, diğerleri D
Greenpeace, laboratuvar sonuçlarının yanı sıra beş market zinciri için “Market Karnesi” hazırladı.
Karnenin yüzde 75’i marketlerin kamuoyuna açıkladığı kurumsal taahhütlerden, yüzde 25’i ise bağımsız laboratuvarda analiz edilen ürünlerin “Raf Gerçekliği” sonuçlarından oluşuyor.
Greenpeace, numune sayısının sınırlı olması nedeniyle laboratuvar sonuçlarının puanlamadaki ağırlığını özellikle düşük tuttuğunu belirtiyor.
İlk karne şöyle:
| Market | Kurumsal Taahhütler | Raf Gerçekliği | Toplam | Not |
| A101 | 0/75 | 0 / 25 | 0 / 100 | D |
| BİM | 0/75 | 0 / 25 | 0 / 100 | D |
| CarrefourSA | 0/75 | 0 / 25 | 0 / 100 | D |
| Migros | 0/75 | 20/25 | 20/100 | D |
| ŞOK | 15/75 | 15/25 | 20/100 | C |
Greenpeace’in değerlendirmesinde ŞOK 30 puanla en yüksek puanı alan zincir oldu.
Migros 20 puan alırken, A101, BİM ve CarrefourSA puansız kaldı.
Özellikle ŞOK açısından önemli bir nokta var: Greenpeace’in çalışmasında ŞOK’tan alınan dört domates numunesinin hiçbirinde mevzuata aykırılık tespit edilmedi.
marketlerin analiz sistemi nasıl çalışıyor?
Tüketici marketten domates alırken, ürünün hangi aşamada analiz edildiğini bilmiyor. Her parti analiz ediliyor mu? Kaç numune alınıyor? Hangi pestisitler aranıyor?
Analiz hasattan sonra mı, depoda mı, mağazaya gelmeden önce mi yapılıyor? Bir üründe birden fazla pestisit tespit edildiğinde marketin kabul kriteri ne oluyor? Analiz sonuçları tüketiciye açık mı?
Ve en önemlisi: Marketin kendi kontrolünden geçen bir ürün ile bağımsız laboratuvarın raftan aldığı ürün arasında sonuç farklı çıkarsa ne oluyor?
Greenpeace marketlerden dört değişiklik istiyor
Greenpeace Türkiye, beş büyük zincirden dört temel konuda değişiklik talep ediyor:
Tam şeffaflık: Yaş meyve-sebze tedarik zincirinde bağımsız laboratuvar analizlerinin standartlaştırılması ve sonuçların kamuoyuna açıklanması.
Kokteyl etkisine sıfır tolerans: Bir üründe, yasal sınırların altında olsa dahi en fazla üç farklı pestisit etken maddesine izin verilmesi.
Daha sıkı kalıntı limitleri: Marketlerin kendi iç standartlarını oluşturarak devletin belirlediği maksimum kalıntı limitlerinden yüzde 20 daha katı kriterler uygulaması.
Çiftçinin desteklenmesi: Daha az pestisit kullanılan ve ekolojik üretime geçişte çiftçiye teşvik, teknik destek, prim ve adil sözleşme sağlanması.
Greenpeace neden marketleri hedef alıyor?
Greenpeace, kampanyanın odağına marketleri almasının nedenini organize perakendenin giderek artan pazar gücüyle açıklıyor.
Örgüt, Rekabet Kurumu verilerine dayanarak BİM, A101, Migros ve ŞOK'un hızlı tüketim malları perakendesindeki toplam pazar payının 2010'da yüzde 12,64 seviyesindeyken 2021'de yüzde 60'a yaklaştığını belirtiyor.
Greenpeace'e göre bu büyüyen pazar gücü, marketlerin yalnızca ürün satın alan işletmeler değil, aynı zamanda üretim koşullarını ve tedarik zincirini etkileyebilecek aktörler olduğu anlamına geliyor.
Bu nedenle örgütün mesajı açık: "Tarladaki üretimi yönlendirebilen marketler, pestisit kullanımının azaltılmasında da sorumluluk üstlenmeli"."
