Gıda Bülteni Gündem Artık gıda ambalajları da analiz edilecek; "Sonsuz kimyasallar" varsa yasak gelebilir!

Artık gıda ambalajları da analiz edilecek; "Sonsuz kimyasallar" varsa yasak gelebilir!

Avrupa Birliği, gıda ile temas eden ambalajlarda “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS’lara yönelik yeni sınırlamaları uygulamaya aldı. Yeni düzenleme, belirlenen PFAS limitlerini aşan gıda ambalajlarının AB pazarına sunulmasını yasaklarken, sektör için PFAS’sız ambalaj geliştirme zorunluluğunu da gündeme taşıdı. Uzmanlara göre asıl zorluk ise yalnızca PFAS’ı ambalajdan çıkarmak değil; yağ, su ve oksijene karşı gerekli korumayı gıdanın kalitesini bozmadan sağlayabilmek.

4 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Avrupa Birliği, gıda ambalajlarında per- ve polifloroalkil maddeler (PFAS) için yeni bir dönemi başlattı. Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yönetmeliği (PPWR) kapsamında getirilen kurallar, gıda ile temas eden ambalajlarda belirli PFAS konsantrasyonlarının üzerindeki ürünlerin AB pazarına sunulmasını engelliyor.

PFAS’lar; suya, yağa ve lekelere karşı direnç sağladıkları için özellikle fast-food ambalajları, paket servis kutuları, fırın kâğıtları, patlamış mısır poşetleri ve pizza kutuları gibi ürünlerde kullanılabiliyor. Avrupa Komisyonu, yeni sınırlamaların hem insan maruziyetini hem de çevreye PFAS salımını azaltmayı amaçladığını belirtiyor.

AB’nin PFAS ambalaj düzenlemesinde hangi limitler var?

Yeni düzenleme, gıda ile temas eden ambalajlar için üç ayrı PFAS eşiği getiriyor:

Tek bir hedeflenmiş PFAS için: 25 ppb
Hedeflenmiş PFAS’ların toplamı için: 250 ppb
Polimerik PFAS’lar da dahil olmak üzere PFAS toplamı için: 50 ppm

Bu sınırların üzerindeki PFAS konsantrasyonlarına sahip gıda ile temas eden ambalajlar, düzenlemenin uygulama tarihinden itibaren AB pazarına sunulamıyor.

Avrupa Komisyonu ayrıca Haziran 2026’da PPWR'nin uygulanmasına ilişkin bir rehber yayımlayarak PFAS kısıtlamasının uygulanması konusunda işletmelere yönelik açıklamalar getirdi.

PFAS’sız ambalajda yeni sorun

PFAS’ların ambalajlardan çıkarılması ilk bakışta yalnızca bir kimyasalın başka bir maddeyle değiştirilmesi gibi görünebilir. Ancak gıda ambalajlarında kullanılan malzemenin aynı anda birçok görevi yerine getirmesi gerekiyor.

Özellikle yağlı ve sıcak yiyeceklerde ambalajın yağ ve neme karşı direnç göstermesi, gıdanın dokusunu koruması ve ambalajın bütünlüğünü kaybetmemesi gerekiyor.

New Food tarafından Finlandiya Teknik Araştırma Merkezi (VTT) uzmanlarıyla yapılan değerlendirmede de bu noktaya dikkat çekiliyor. VTT Araştırma Ekibi Lideri Dr. Hannes Orelma, flor bazlı bileşiklerin düşük yüzey enerjisi sayesinde hem suya hem de yağa karşı etkili direnç sağladığını; elyaf bazlı malzemelerin ise doğal olarak bu maddeleri emmeye eğilimli olduğunu belirtiyor.

VTT Endüstriyel Kimya Satış Direktörü Jouni Lattu ise flor kimyasının ambalaj geliştiricileri açısından çok sayıda özelliği aynı anda sağlayabildiğine dikkat çekiyor.

PFAS’sız ambalajda patates kızartması yumuşar mı?

PFAS’ın ambalajlarda kullanımındaki temel nedenlerden biri yağ direnci.

Örneğin patates kızartması veya çıtır tavuk gibi sıcak ve yağlı ürünlerde ambalajın yağı dışarı sızdırmaması isteniyor. Ancak ambalajın bariyer özelliği aşırı artırıldığında bu kez ambalajın içindeki yağ ve nemin gıdayla etkileşimi değişebiliyor.

VTT uzmanlarının değerlendirmesine göre ambalajın yağ hareketini nasıl yönettiği, patates kızartması gibi ürünlerin çıtırlığı üzerinde etkili olabiliyor. Çok yoğun bir bariyer yapısı, yağ ve nemin gıdanın çevresinde kalmasına ve ürünün yumuşamasına yol açabiliyor.

Her gıda için aynı ambalaj bariyeri gerekir mi?

PFAS’sız ambalaj geliştirme sürecinde önemli noktalardan biri de ambalajın kullanılacağı gıdanın özellikleri.

Un ve tahıl gibi ürünlerin ambalaj ihtiyaçları ile sıvı gıdaların ihtiyaçları aynı değil. Yağ oranı yüksek gıdalarda yağ ve nem bariyeri öne çıkarken, modifiye atmosfer ambalajlarında oksijen ve gaz geçirgenliği kritik hale geliyor.

Bu nedenle uzmanlar, öncelikle “Bu gıdanın gerçekten ne kadar bariyere ihtiyacı var?” sorusunun yanıtlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Ambalaj performansının değerlendirilmesinde oksijen geçirgenlik oranı (OTR), su buharı geçirgenlik oranı (WVTR) ve yağ direnci gibi farklı kriterler kullanılıyor. Sıcak yemeklerde ise laboratuvar testlerinin yanı sıra gerçek gıda ile yapılan uygulamalı testler de önem taşıyor.

PFAS düzenlemesi Türkiye'deki ambalaj sektörünü etkiler mi?

AB'nin yeni PFAS kuralları doğrudan AB pazarındaki ambalajları hedeflese de Avrupa'ya gıda ve ambalaj ürünü ihraç eden Türk firmaları açısından da yakından takip edilmesi gereken bir gelişme.

Özellikle gıda ile temas eden kâğıt ve karton ambalajlar, paket servis ürünleri ve yağ bariyeri kullanılan ambalajlar açısından PFAS içeriğinin ve alternatif malzemelerin değerlendirilmesi önem kazanıyor.

AB'nin yeni yaklaşımı, gıda ambalajında yalnızca “PFAS var mı, yok mu?” sorusunu değil; PFAS’sız alternatifin gıdayı koruyup korumadığı, raf ömrünü etkileyip etkilemediği, geri dönüştürülebilirliği ve gerçek kullanım koşullarındaki performansının ne olduğu sorularını da gündeme taşıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *