Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) ortak gıda standartları kuruluşu olan Codex Alimentarius Komisyonu, gıda etiketlerinde kullanılan ihtiyati alerjen uyarıları (Precautionary Allergen Labelling-PAL) için yeni uluslararası rehberi kabul etti.
Karar, 6-10 Temmuz 2026 tarihleri arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen Codex Alimentarius Komisyonu'nun 49. toplantısında alındı.
"İçerebilir" uyarıları artık bilimsel değerlendirmeye dayanacak
Bugün birçok gıda ürününde; "İçerebilir", "Eser miktarda fındık içerebilir", "Aynı üretim hattında işlenmiştir", “İz miktarda süt içerebilir” gibi ifadeler yer alıyor.
Ancak bu uyarılar ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkedeki üreticiler arasında bile farklı uygulandığı için tüketiciler gerçek riskin ne olduğunu çoğu zaman anlayamıyor.
Yeni Codex rehberine göre bu tür ihtiyati alerjen uyarıları, yalnızca bilimsel risk değerlendirmesi sonucunda gerçekten gerekli olduğu durumlarda kullanılabilecek.
Amaç tüketicinin kafasını karıştırmamak
Codex'e göre bazı üreticiler, hukuki sorumluluktan kaçınmak amacıyla çok düşük risk bulunan ürünlerde bile "içerebilir" uyarısını kullanabiliyor.
Bu durum ise iki önemli soruna yol açıyor; Bazı tüketiciler aslında güvenle tüketebilecekleri ürünlerden gereksiz yere uzak duruyor. Bazıları ise bu uyarıların sürekli kullanılması nedeniyle etiketleri ciddiye almamaya başlıyor.
Yeni yaklaşım, bu ifadelerin yalnızca gerçekten kalıntı alerjen riski bulunan ürünlerde kullanılmasını hedefliyor.
Önce iyi üretim uygulaması, sonra etiket
Yeni rehbere göre üreticiler, "içerebilir" ifadesini kullanmadan önce; üretim hattında çapraz bulaşmayı önlemeye yönelik tedbirleri alacak, iyi üretim uygulamalarını (GMP) uygulayacak,
temizlik ve alerjen yönetimi süreçlerini yürütecek, buna rağmen risk tamamen ortadan kaldırılamıyorsa bilimsel risk değerlendirmesi yapacak.
Ancak bu aşamalardan sonra ihtiyati alerjen uyarısı kullanılabilecek. Başka bir ifadeyle, "içerebilir" ibaresi artık iyi üretim uygulamalarının yerine geçen rutin bir uyarı olarak görülmeyecek.
Çikolata örneği
Örneğin fındık içermeyen bir çikolata, aynı hatta fındıklı ürünlerle üretiliyorsa çok küçük miktarda fındık kalıntısı oluşma ihtimali bulunabiliyor.
Benzer şekilde süt tozu, susam, yer fıstığı veya un gibi hammaddeler de depolama, taşıma ya da üretim sırasında istemeden başka ürünlere bulaşabiliyor.
Yeni Codex yaklaşımı, bu risk gerçekten bilimsel olarak ortaya konulmuşsa "İçerebilir: Fındık" gibi uyarıların kullanılmasını öngörüyor.
Türkiye'deki etiketler de etkilenebilir
Codex standartları doğrudan bağlayıcı mevzuat niteliği taşımıyor.
Ancak Codex kararları, dünya genelinde birçok ülkenin gıda mevzuatına yön veren uluslararası referans standartları arasında yer alıyor.
Bu nedenle yeni rehberin ilerleyen dönemde Türkiye dahil birçok ülkedeki alerjen etiketleme uygulamalarına da yön vermesi bekleniyor.
Gıda alerjileri milyonlarca kişiyi etkiliyor
FAO ve WHO verilerine göre gıda alerjileri dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 4,3'ünü etkiliyor. Alerjik reaksiyonlar; ağız ve dudaklarda kaşıntı, kurdeşen, kusma, nefes darlığı gibi belirtilerle başlayabiliyor.
Bazı vakalarda ise yaşamı tehdit eden anafilaksi tablosuna kadar ilerleyebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, özellikle süt, yumurta, yer fıstığı, kabuklu yemişler, susam, soya, balık ve kabuklu deniz ürünlerine alerjisi bulunan kişilerin etiket bilgilerini dikkatle okumaya devam etmeleri gerektiğini vurguluyor.
Etiketlerde ne değişecek?
Yeni Codex rehberi, ürün ambalajlarının tasarımını değiştirmiyor ve belirli bir logo ya da simge zorunluluğu getirmiyor.
Değişen nokta, "içerebilir" gibi alerjen uyarılarının hangi koşullarda kullanılabileceğine ilişkin uluslararası bilimsel kriterlerin ilk kez ortak bir çerçeveye bağlanması oldu.
Bu sayede, dünya genelinde gıda etiketlerinde daha tutarlı, daha güvenilir ve tüketicinin karar vermesini kolaylaştıran bir alerjen bilgilendirme sisteminin oluşturulması hedefleniyor.
