Gıda Bülteni Sektörden Yapay aroma dönemi bitiyor mu?

Yapay aroma dönemi bitiyor mu?

Küresel gıda aroması sektörüne ilişkin yeni rapor, gıda endüstrisinde büyük bir dönüşüm yaşandığını ortaya koydu. Şirketler artık yalnızca tat vermeye değil; bitki bazlı protein ürünlerindeki “istenmeyen tatları” gizlemeye odaklanıyor. Bezelye ve soya bazlı ürünlerdeki yoğun tatları maskeleyen yeni aroma teknolojileri, 2035’e kadar sektörün yönünü belirleyecek başlıklardan biri olarak görülüyor.

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Bitki bazlı etler, protein içecekleri, vegan sütler ve fonksiyonel gıdalar büyürken, küresel aroma sektörü de sessiz bir dönüşüm geçiriyor.

IndexBox tarafından yayımlanan yeni küresel rapora göre, tüketici eğilimleri artık klasik “yapay aroma” anlayışından uzaklaşıyor. Bunun yerine şirketler, doğal içerik, temiz etiket, biyoteknoloji kaynaklı aroma, tat maskeleme sistemleri gibi alanlara yatırım yapıyor.

Şirketler artık “tat gizlemeye” çalışıyor

Rapora göre özellikle bitki bazlı protein sektöründeki büyüme, aroma endüstrisinin yönünü değiştiriyor.

Bezelye, soya ve bazı alternatif protein kaynakları; tüketiciler tarafından “topraksı”, “fasulyemsi”,
“acımsı” olarak tanımlanan güçlü tatlara sahip olabiliyor.

Bu nedenle gıda şirketleri artık yalnızca lezzet üretmiyor; aynı zamanda bu istenmeyen tatları “gizleyen” karmaşık aroma sistemleri geliştiriyor.

Raporda, bu durumun “yüksek değerli yeni bir uygulama alanı” oluşturduğu belirtiliyor.

Yapay aromadan “doğal benzeri” döneme geçiş

Küresel pazarda dikkat çeken bir diğer dönüşüm ise “clean label” yani temiz etiket hareketi.

Tüketiciler artık içerik listesinde, yapay aroma, sentetik katkı, kimyasal çağrışımlı ifadeler görmek istemiyor.

Bu nedenle şirketler doğal aroma, doğaya özdeş aroma, biyotransformasyon teknolojileri gibi yeni üretim yöntemlerine yöneliyor.

Rapora göre düzenleyici baskılar ve tüketici algısı, yatırımları hızla bu alana kaydırıyor.

Gıdanın yeni savaş alanı: Duyusal mühendislik

Sektörde artık en yüksek kârın hammaddeden değil; “tescilli harmanlama sistemleri”, duyusal bilim ve aroma formüllerinden elde edildiği belirtiliyor.

Başka bir ifadeyle şirketler yalnızca aroma satmıyor; tüketicinin algısını yöneten duyusal sistemler geliştiriyor.

Özellikle, düşük şekerli ürünler, bitki bazlı sütler, protein içecekleri, fonksiyonel gıdalar

için geliştirilen aroma sistemlerinin önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşması bekleniyor.

Matcha, yuzu ve hibiskus yükselişte

hibiskus aroması son trend olan tatlardan biri

Rapora göre tüketici eğilimleri yalnızca “doğal aroma” tarafında değil; egzotik tatlarda da değişiyor.

Özellikle, matcha, hibiskus, yuzu, botanik aromalar gibi tatların küresel içecek ve atıştırmalık sektöründe daha fazla kullanılacağı öngörülüyor.

Bu eğilim, fonksiyonel içecekler ve premium ürün kategorilerinde yeni aroma yarışını da hızlandırıyor.

Aroma sektöründe yeni darboğaz

Raporda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise “duyusal bilim uzmanı” eksikliği oldu. Aroma uygulamaları ve duyusal analiz alanındaki yetenek açığının, sektörün büyümesini yavaşlatabilecek önemli risklerden biri olduğu belirtiliyor.

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde gıda şirketleri ile aroma üreticileri arasındaki Ar-Ge iş birlikleri daha da artacak.

2035’e kadar büyüme sürmesi bekleniyor

Rapora göre küresel gıda aroması pazarı, 2035’e kadar, bitki bazlı proteinler, temiz etiket trendi,
fonksiyonel beslenme, şeker azaltılmış ürünler sayesinde büyümeye devam edecek.

Ancak uzmanlar, tüketicilerin giderek daha fazla “ultra işlenmiş gıda” tartışmalarına odaklandığı bir dönemde, aroma teknolojilerinin şeffaflığı ve güvenilirliğinin de daha fazla sorgulanabileceğine dikkat çekiyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *