Akdeniz kıyılarında bu yaz denize girenlerin karşılaştığı plastik parçaları, sosyal medyada paylaşılan görüntülerle gündeme geldi.
Mersin'den Antalya'ya kadar farklı noktalardan gelen görüntüler üzerine "Bu plastikler nereden geliyor?" sorusu tartışılmaya başlandı.
Change.org'da başlatılan kampanyada da özellikle Mersin, Adana ve Antalya kıyılarındaki mikroplastik kirliliğine dikkat çekilirken, denize girmenin güvenli olup olmadığı tartışılıyor. Ancak son araştırmalar sorunun plajlardan çok daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.
Bakanlık 23 tesise 47,6 milyon TL ceza kesti
Akdeniz'de deniz ve kıyılarda mikroplastik kirliliği oluştuğuna ilişkin iddialar üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı 1 Temmuz'dan itibaren seri denetimler başlattı.
Adana, Antalya, Hatay, Mersin ve Muğla'da denetlenen 23 tesise toplam 47 milyon 599 bin TL idari para cezası uygulandı.
Kirletici vasfı yüksek 142 tesis ayrıca denetim planına alındı. Denetimlerde dikkat çeken bulgulardan biri Adana'daki ASKİ Seyhan Atıksu Arıtma Tesisi'nde ortaya çıktı. Bakanlık, atık suyun bir bölümünün arıtma prosesinden geçirilmeden deşarj edildiğini tespit etti.
Alanya'da Akdeniz ortalamasının 60-65 katı
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Gündoğdu'nun ekibinin Alanya kıyılarında yaptığı araştırma ise kirliliğin boyutuna ilişkin çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
Dört farklı istasyon ve iki arıtma tesisi çıkışından örnekler alındı.
Gündoğdu, bazı noktalarda tespit edilen mikroplastik miktarının Akdeniz'deki mevcut kirlilik seviyesinin 60-65 katına ulaştığını açıkladı.
İncelenen bazı istasyonlardaki plastiklerin yüzde 60 ila yüzde 93'ünün, geri dönüşüm tesislerinde parçalanmış plastiklerle ilişkilendirildiğini belirtti.
Kirliliğin izi Adana'ya kadar uzanıyor
Gündoğdu'ya göre sorun yalnızca sahilde oluşan plastik çöplerinden kaynaklanmıyor.
Adana bölgesindeki kanallardan Akdeniz'e ulaşan deşarjların önemli bir kaynak olabileceğine dikkat çekiliyor.
Araştırmalarda tek bir kanaldan, saatte 1 metreküp su üzerinden yaklaşık 1,5-2 milyar mikroplastik parçacığın Akdeniz'e taşınabildiği hesaplandı.
Yoğun yağışların da açıkta depolanan veya çevreye bırakılan plastikleri kanallara, oradan da denize taşıdığı belirtiliyor.
Plastik denizden önce tarlaya ulaşıyor
Kirliliğin gıda açısından asıl dikkat çekici tarafı ise burada başlıyor.
İngiliz The Guardian gazetesinin bu hafta yayımladığı araştırmada, Adana'daki plastik geri dönüşüm tesislerinin yakınındaki sulama kanallarından örnekler incelendi.
Geri dönüşüm tesislerinin aşağı kesiminden alınan örneklerde mikroplastik yoğunluğunun yukarı kesimdeki örneklere göre 10 kat daha yüksek olduğu bildirildi.
Plastik peletler, film parçaları ve geri dönüşüm faaliyetleriyle ilişkilendirilen plastik kırıntıları da tespit edildi.
Tarım alanlarında plastik kirliliği
Daha önemlisi, bu sular Çukurova'daki tarım alanlarıyla bağlantılı. Yoğun yağışlarda kirlenmiş suyun tarım arazilerine taşabildiği, ardından bölgenin sulama sistemlerine karışabildiği belirtiliyor.
Mikroplastikler yalnızca deniz canlıları açısından bir sorun değil. FAO'nun 2025'te yayımladığı bilimsel değerlendirmeye göre plastik kirliliği tarım toprağının fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini değiştirebiliyor.
Mikroplastik toprağa karışırsa ne oluyor?
Toprağın yapısı, su tutma kapasitesi, besin döngüsü ve mikroorganizma toplulukları bundan etkilenebiliyor. Bitkilerin plastik parçacıkları ve bunlarla ilişkili kimyasalları bünyelerine alabilme ihtimali nedeniyle gıda güvenliği açısından da araştırılması gereken riskler bulunuyor. Bununla birlikte insan sağlığı üzerindeki uzun dönemli etkiler konusunda halen önemli bilimsel belirsizlikler var.
Yani "Çukurova'da yetişen ürünlerde mikroplastik var" sonucuna mevcut bulgulardan doğrudan ulaşmak doğru değil. Ancak sulama suyunda mikroplastik bulunması, tarım topraklarının uzun vadeli kirlenmesi açısından önemli bir uyarı işareti.
Avrupa'nın plastik atıkları Türkiye'ye geliyor
Tartışmanın bir başka boyutu ise plastik atık ithalatı. İngiltere 2025 yılında yaklaşık 675 bin ton plastik atık ihraç etti; bunun yaklaşık 139 bin tonu Türkiye'ye gönderildi.
Environmental Investigation Agency verilerine göre Mayıs 2021-Temmuz 2024 arasında 13 İngiliz şirketinden Adana'daki sekiz geri dönüşüm tesisine 545 sevkiyatla yaklaşık 52 bin ton plastik atık ulaştı. Haberde bu şirketlerin yasa dışı ihracat yaptığına ilişkin bir iddia bulunmadığı da özellikle belirtiliyor.
Türkiye, Çin'in 2018'de plastik atık ithalatını büyük ölçüde durdurmasının ardından Avrupa'nın plastik atıkları için önemli destinasyonlardan biri haline geldi.
Deniz, tarım ve gıda aynı kirlilik zincirinde
Bu yaz Akdeniz sahillerinde görünür hale gelen plastik kirliliği bu nedenle yalnızca turizm veya "denize girilir mi?" tartışması olarak değerlendirilmiyor.
Ortaya çıkan tablo daha uzun bir zincire işaret ediyor:

Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, geri dönüşüm tesislerinde mikroplastik deşarjını engelleyecek standartların getirilmesi, tesis çıkış sularının düzenli izlenmesi ve plastik atık ithalatının durdurulması gerektiğini savunuyor.
Bakanlığın temmuz ayında başlattığı denetimler ve verilen cezalar ise mikroplastik tartışmasının artık yalnızca bilim insanlarının uyarılarından ibaret olmadığını gösteriyor.
Akdeniz kıyılarında bu yaz gözle görülür hale gelen plastikler, çok daha büyük ve görünmeyen bir sorunun yüzeye çıkan kısmı olabilir.
