Gıda Bülteni Yazarlar Brokoli Devrimi: Bir Televizyon Arşivinin Peşinden Bilimin İzini Sürmek

Brokoli Devrimi: Bir Televizyon Arşivinin Peşinden Bilimin İzini Sürmek

6 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Bazı televizyon görüntüleri vardır; program biter ama hikâyesi bitmez. Yıllar sonra yeniden karşınıza çıkar ve bu kez başka sorular sordurur. Benim için brokoli, tam olarak böyle bir hikâyeye dönüştü.

Yıllar önce Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ile birlikte hazırladığımız bir programda brokoliyi ve özellikle prostat sağlığıyla ilişkisini konuşmuştuk. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Kuzey Carolina tarlalarından ve yüksek teknolojiyle çalışan araştırma merkezlerinden görüntüler ekrana getirmiştik.

Kuzey Karolina Devlet Üniversitesi’nin Plants for Human Health Institute  - İnsan Sağlığı İçin Bitkiler Enstitüsü, 2008 yılında faaliyete başlayan, binlerce metrekareye yayılan, meyve ve sebzelerin (özellikle süper olarak adlandırılan besinlerin) sağlığa faydalarını moleküler düzeyde inceleyen dünyaca ünlü bir merkezdi.

Kuzey Karolina Devlet Üniversitesi Plants for Human Health Institute


O gün izleyiciye gösterdiğimiz şey, ilk bakışta sadece uçsuz bucaksız brokoli tarlaları ve laboratuvar görüntüleriydi. 
Oysa bugün geriye dönüp baktığımda, o görüntülerin arkasında çok daha büyük bir hikâye olduğunu görüyorum: 

Bir sebzenin içindeki maddelerin insan sağlığı üzerindeki olası etkilerini anlamaya çalışan büyük bir bilim dünyası…

Geçtiğimiz günlerde eski yayın kayıtlarını yeniden tararken, yıllar önce ekrana taşıdığımız o görüntülerin izini tekrar sürmeye başladım. Ve karşıma yine aynı soru çıktı:
Brokoliyi bu kadar özel yapan neydi?

Bir sebzeden fazlası: brokoli

Brokoli, mutfağımızda belki de hak ettiği ilgiyi görmeyen sebzelerden biri. Ben de dahil çoğumuzun özellikle haşlanırken çıkardığı kokudan hoşlanmadığımız kesin! 

Çocukların çoğunun burun kıvırdığı, yetişkinlerin ise sağlıklı olduğu için tabağına koyduğu sıradan bir sebze… 

Ama bilim dünyasının baktığı yerden tablo biraz farklı. Brokolinin içinde bulunan bazı doğal bileşikler, yıllardır insan sağlığı açısından araştırılıyor.
Bunların başında sülforafan geliyor ki kendisi mutfaktaki kokunun müsebbbi! 

Brokoli doğrandığında, parçalandığında ya da çiğnendiğinde bitkinin içindeki bazı maddeler birbiriyle etkileşime giriyor ve sülforafan oluşumuyla sonuçlanan biyokimyasal süreçler başlıyor.    

İşte hikâyenin bilimsel tarafı da tam burada başlıyor.
Çünkü mesele artık sadece “Brokoli faydalı mı?” sorusu değil. Faydalı olduğuna dair bir şüphe yok. Asıl soru şu: Bir sebzenin içindeki doğal bir bileşik, hücrelerimiz üzerinde nasıl bir etki yapabilir?

Laboratuvarın dikkatini çeken molekül…
Sülforafan ve brokolide bulunan diğer bileşikler üzerine yapılan laboratuvar ve hayvan çalışmaları, bu maddelerin neden bilim insanlarının ilgisini çektiğini gösteriyor.
Özellikle kanser biyolojisi alanındaki deneysel çalışmalar, brokolinin içerdiği bazı bileşiklerin hücresel süreçlerle ilişkisini ortaya koymaya çalışıyor. Ama burada önemli bir ayrım var.
Laboratuvarda elde edilen bir sonuçla, insanlarda kanıtlanmış bir tedavi arasında büyük bir fark bulunuyor. Bu nedenle brokoliyi bir “kanser ilacı” olarak görmek doğru değil.

Ama aynı şekilde, brokolinin içerdiği bileşikler üzerine yapılan araştırmaları da görmezden gelmek mümkün değil. Çünkü bilim bazen cevabı bulmadan önce doğru soruyu sormakla başlıyor. Brokolinin hikâyesi de biraz böyle...

Tarladan sofraya uzanan kritik ayrıntı

İşin belki de en ilginç taraflarından biri, brokolinin nasıl hazırlandığı. Çünkü brokolide sülforafan oluşumunda rol oynayan miyrosinaz enzimi, ısıya karşı oldukça hassas. Dolayısıyla brokolinin nasıl pişirildiği, içerisindeki bazı bileşiklerin ortaya çıkması ve vücutta kullanılabilirliği açısından önem taşıyor.
Bu araştırmalardan yıllar önce programımızda da brokolinin uzun süre kaynatılmaması gerektiği özellikle vurgulanmıştı Prof.Saraçoğlu… Televizyon ekranlarında brokolinin hazırlanma biçimine dikkat çekip özellikle pişirme süresi ve şekli üzerinde ısrarla durmuş ve brokoli kürünü, iyi huylu prostat büyümesi ve ilişkili konular üzerinden detaylıca anlatmıştı.
Bugün o yayını yeniden düşündüğümde, televizyon ekranında birkaç dakika içinde anlattığımız konunun artık laboratuvarlarda çok daha ayrıntılı biçimde araştırıldığını görüyorum. Bu da bize basit ama önemli bir şeyi hatırlatıyor: Bir gıdanın hikâyesi tarlada bitmiyor. Toprakta başlayan yolculuk; laboratuvara, mutfağa, soframıza ve sonunda sağlığımıza kadar uzanıyor.

Prof. Saraçoğlu’nun yıllar önce açtığı tartışma

Türkiye’de brokoli denildiğinde akla gelen ilk isimdir Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu. 90’lı yıllardan beri brokoli üzerine çalışıyordu. Hayatının tamamını, bitkilerin hastalıklara karşı koruyucu ve iyileştirici etkilerini araştırmaya adamıştı; günümüzde fitoterapi olarak adlandırdığımız, artık kabul görmüş bir bilim dalına… 
Sunuculuğunu yaptığım 300’den fazla programda Saraçoğlu hocamla bu görüşleri izleyiciyle buluşturmuştuk.
Bugün, yıllar sonra aynı konuya yeniden baktığımda dikkatimi çeken şey, tek bir kişinin söylediklerinin doğrulanıp doğrulanmadığından çok daha geniş bir tablonun olduğu.
Brokolinin içerisindeki bileşikler bugün de bilimsel araştırmaların konusu. Yani yıllar önce televizyon ekranında başlayan tartışmanın bilimsel tarafı hâlâ kapanmış değil.
Tam tersine, yeni sorularla devam ediyor.

“Mucize” kelimesine biraz mesafeli durmak

Sağlık söz konusu olduğunda “mucize” kelimesini kullanmak çok kolay. Bir gıdayı öne çıkarmak için birkaç güçlü cümle yeterli. Ama bilim, güçlü cümlelerden çok güçlü kanıt istiyor. Bu nedenle brokoliyi olduğundan daha büyük göstermek de, sıradan bir sebze gibi görmek de doğru değil.
Özellikle de yıllar içerisinde Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu ile yaptığımız programlarda, ilk yıllarda elektronik posta, sms ve sonrasında X’ten gelen, kürleri uygulayanların geri dönüşlerine baktığımda, sadece brokoli de değil, birçok bitkiden insanların fayda gördüğüne şahit olduktan sonra…

Bugün bildiğimiz şu: Brokoli çeşitli biyolojik olarak aktif bileşikler içeriyor ve bu bileşikler özellikle hücresel mekanizmalar açısından yoğun biçimde araştırılıyor. 
Bundan sonrası ise araştırmaların konusu. Bence brokolinin asıl hikâyesi de burada.

Yıllar sonra aynı görüntülere bakınca…

Televizyonculukta bazı görüntüler hafızaya kazınır.
Kuzey Carolina’nın geniş brokoli tarlaları da benim için onlardan biri.
Yıllar önce o görüntüleri ekrana getirirken, belki de sadece bir sebzenin hikâyesini anlattığımızı düşünüyorduk.

Bugün ise aynı görüntülere başka bir gözle bakıyorum. Gıpta ederek ve biraz da üzülerek… 

İnternette Kuzey Karolina Üniversitesi’nde brokoli, yaban mersini, tatlı patates gibi besinleri araştırmak için kurulan enstitüyü, binaları, laboratuvarları gördüğünüzde buraya kadar okuduğunuz şeyleri daha iyi anlamış olacaksınız. 
O tarlalarda yetişen brokolinin içinde hangi maddelerin bulunduğunu anlamaya çalışan bilim insanlarını…

Bu maddelerin hücrelerle nasıl etkileştiğini araştıran laboratuvarları…

Ve bütün bu çalışmaların sonunda, soframızdaki küçücük bir brokoli dalına yeniden bakmamızı sağlayan bilimsel araştırmaları düşünüyorum.    
 Belki de yıllar önce ekranda gördüğümüz şeyin gerçek adı “Brokoli Devrimi” değildi. Hatta çoğumuzun brokoliden haberi bile yoktu. 
Ama bugün şunu söylemek mümkün:
Bazen büyük hikâyeler, büyük manşetlerle değil; soframızdaki küçücük bir sebzenin içindeki bir molekülle başlıyor.
Ve bazı televizyon hikâyeleri, yayın bittikten yıllar sonra bile anlatılmaya devam ediyor.



 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *