Gıda Bülteni Beslenme Kırmızı ve işlenmiş eti azaltmak ölüm riskini düşürebilir mi?

Kırmızı ve işlenmiş eti azaltmak ölüm riskini düşürebilir mi?

Yaklaşık 1 milyon kişinin verilerinin 38 yıla yaklaşan takip süresiyle incelendiği araştırma, kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltanlarda tüm nedenlere, kalp hastalıklarına ve kansere bağlı ölüm risklerinin daha düşük olabildiğini ortaya koydu. Ancak araştırma, eti tamamen bırakmanın herkes için ek bir sağlık avantajı sağladığını göstermedi.

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 1 milyon kişinin uzun yıllar boyunca takip edildiği kapsamlı bir araştırma, kırmızı ve işlenmiş et tüketimi ile ölüm riski arasındaki ilişkiye dair dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Amerikan Kanser Derneği'nin (ACS) Kanser Önleme Çalışması-II (CPS-II) verilerinin kullanıldığı araştırmada, farklı miktarlarda kırmızı ve işlenmiş et tüketenlerin yanı sıra yalnızca beyaz et tüketenler ve vejetaryenlerin; tüm nedenlere, kalp hastalıklarına, kansere ve inmeye bağlı ölüm oranları karşılaştırıldı.

Araştırmanın sonuçları, kırmızı ve işlenmiş et tüketimini azaltmanın küçük ancak anlamlı bir sağlık avantajıyla ilişkili olabileceğine işaret etti.

Araştırmada hangi guruplar dikkate alındı?

Current Developments in Nutrition dergisinde yayımlanan çalışmada, 1982 yılında beslenme ve yaşam tarzı bilgileri alınan katılımcılar uzun yıllar boyunca takip edildi.

Analize dahil edilen 988 bin 378 kişinin ortalama yaşı 56, ortalama takip süresi ise 27,5 yıl oldu. Çalışma süresince 626 bin 17 ölüm kayda geçti.

Katılımcıların yüzde 37'si yüksek, yüzde 31'i orta ve yüzde 31'i düşük düzeyde kırmızı veya işlenmiş et tüketen grupta yer aldı. Yalnızca yüzde 0,9'u sadece beyaz et tüketen, yüzde 0,4'ü ise et tüketmeyen veya vejetaryen gruptaydı.

Araştırmacılar ölüm kayıtlarını tüm nedenler, kalp hastalıkları, kanser ve inme açısından değerlendirdi.

Kırmızı et tüketimi hangi hastalıklarla bağlantılı?

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, yüksek miktarda kırmızı ve işlenmiş et tüketenlerle karşılaştırıldığında düşük tüketim grubunda daha düşük ölüm oranlarının görülmesi oldu.

Bu ilişki özellikle tüm nedenlere bağlı ölümler, kalp hastalıkları ve kanser açısından farklı alt gruplarda gözlendi.

Düşük kırmızı ve işlenmiş et tüketimi, genel değerlendirmede inmeye bağlı ölüm riskinde yüzde 4'lük daha düşük risk ile ilişkilendirildi.

Kanser kaynaklı ölüm açısından da düşük et tüketimi bazı gruplarda yüzde 2 ila 5 arasında daha düşük riskle ilişkilendirildi.

Ancak araştırmacılar, bu sonuçların doğrudan "kırmızı et ölüm nedenidir" şeklinde yorumlanamayacağının altını çizdi. Çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için ortaya çıkan ilişkiler nedensellik kanıtı olarak değerlendirilemiyor.

Beyaz et tüketenlerde risk ne kadar azaldı?

Araştırmada yalnızca beyaz et tüketenlerin sonuçları da ayrıca değerlendirildi. Yüksek kırmızı ve işlenmiş et tüketenlerle karşılaştırıldığında, sadece beyaz et tüketen erkeklerde tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin yüzde 7 daha düşük olduğu görüldü.

Sağlıklı vücut ağırlığına sahip katılımcılarda bu oran yüzde 5 olurken, 50-64 yaş grubunda ve takip süresince 80 yaş ve üzerine ulaşanlarda yaklaşık yüzde 6 daha düşük risk gözlendi.

Bununla birlikte, beyaz et tüketiminin genel olarak tüm katılımcılarda ölüm riskini kesin biçimde azalttığı sonucuna ulaşılamadı.

Vejetaryen beslenme ölüm riskini düşürüyor mu?

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise vejetaryen beslenmeyle ilgili oldu. Vejetaryen beslenen katılımcıların oranı oldukça düşüktü. Bu nedenle araştırmacıların vejetaryen beslenme ile ölüm oranları arasındaki ilişkileri değerlendirme gücü de sınırlı kaldı.

50-64 yaş grubunda vejetaryen beslenme, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinde yüzde 6 daha düşük riskle ilişkilendirildi.

Bunun dışında vejetaryen beslenme ile tüm nedenlere, kalp hastalıklarına veya kansere bağlı ölüm arasında genel ve güçlü bir ilişki bulunmadı.

Araştırmacılar, bu sonuçların "vejetaryen beslenme ölüm riskini azaltmıyor" şeklinde yorumlanmaması gerektiğini, vejetaryen gruptaki katılımcı sayısının çok düşük olmasının önemli bir sınırlılık olduğunu belirtiyor.

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *