Gıda Bülteni Beslenme Sofradaki bazı gıdalar otizm riskini bağışıklık yoluyla etkiliyor olabilir mi?

Sofradaki bazı gıdalar otizm riskini bağışıklık yoluyla etkiliyor olabilir mi?

Yeni bir bilimsel çalışma, uzun vadeli beslenme alışkanlıklarının bağışıklık sistemi üzerinden otizm spektrum bozukluğu (OSB) riskiyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor. Araştırma, özellikle glüten ve kazein içeren bazı gıdaların öne çıktığını gösterirken, beslenmenin bir tedavi değil ancak destekleyici bir unsur olabileceğinin altını çiziyor.

3 Dakika
OKUNMA SÜRESİ

Frontiers in Nutrition dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar, genetik veriler ve klinik gözlemler ışığında, belirli gıdaların otizm riskiyle potansiyel nedensel ilişkilerini inceledi.

Beslenme ve Otizm birbiriyle ilişkili mi?

Otizm spektrum bozukluğu, dünya genelinde giderek daha fazla çocuğu etkilerken, ailelerin aklındaki en önemli sorulardan biri şu:
“Çocuğumun yediği gıdalar otizmi etkiliyor olabilir mi?”

OSB’li çocuklarda sık görülen sindirim problemleri, gıda hassasiyetleri ve bağışıklık sistemi düzensizlikleri, beslenmeyi aileler için doğal bir odak noktası haline getiriyor. Bu nedenle glütensiz ve kazeinsiz diyetler uzun süredir gündemde. Ancak bugüne kadar elde edilen bilimsel kanıtlar sınırlı ve zaman zaman çelişkiliydi. Yeni çalışma, bu karmaşık ilişkiye genetik bir perspektiften bakarak dikkat çekici ipuçları sunuyor.

Genetik Veriler Ne Diyor?

Araştırmada, Mendel rastgeleleştirme adı verilen bir yöntem kullanıldı. Bu yaklaşım, kişilerin genetik yatkınlıklarını uzun vadeli beslenme alışkanlıklarının bir göstergesi olarak ele alıyor ve çevresel karışıklıkları en aza indirmeyi amaçlıyor.Toplamda 199 farklı beslenme faktörü, keton cisimleri ve gıda alerjileri analiz edildi. Ayrıca 2–7 yaş arası, OSB tanısı almış 78 çocuk üzerinde geriye dönük bir klinik değerlendirme yapıldı.

Hangi gıdalar otizmi tetikler?

Genetik analizler, tüm gıdaların otizm riski açısından eşit olmadığını ortaya koydu. Özellikle iki gıda dikkat çekti: Bunlar, tam buğday makarnası ve peynir ezmesi. Gluten içeren tam buğday makarnasının ve yoğun kazein kaynağı olan peynir ezmesinin, genetik olarak daha yüksek tüketiminin OSB riskinde artışla ilişkili olabileceği görüldü.

Araştırmacılar, bunun tek bir öğünün otizme yol açtığı anlamına gelmediğini vurguluyor. Bulgular, yaşam boyu süren ve genetik olarak şekillenen beslenme alışkanlıklarını yansıtıyor. Öte yandan, muz tüketimi için ters bir tablo ortaya çıktı. Genetik olarak daha fazla muz tüketme eğilimi olan bireylerde OSB riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Ancak uzmanlar, bunun doğrudan koruyucu bir etki değil, genel beslenme kalitesinin bir göstergesi olabileceğini belirtiyor.

Bağışıklık Sistemi otizmde etkili mi?

Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, bağışıklık sistemiyle ilişkili mekanizmalar. Özellikle peynir ezmesi tüketiminin, bazı bağışıklık hücrelerinde değişimlere yol açarak otizm riskiyle bağlantılı olabileceği görüldü. Araştırmacılar, bu bağışıklık göstergelerinin normalde koruyucu roller üstlenebileceğini ve beslenmenin bu dengeyi etkileyebileceğini ifade ediyor.

Glütensiz ve Kazeinsiz Diyetler Ne Kadar Etkili?

Klinik analizlerde, glütensiz ve kazeinsiz diyetlerin otizm belirtilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme sağlamadığı görüldü. Ancak bu diyetleri uygulayan çocuklarda zaman içinde daha büyük sayısal iyileşmeler dikkat çekti. Buna karşılık, süt ve buğdaya özgü bağışıklık göstergelerinde belirgin düşüşler tespit edildi. Yani bağışıklık sistemi, davranışsal ölçümlere kıyasla diyete daha net yanıt verdi.

Umut Var, Ama Mucize Beklenmemeli

Uzmanlara göre bu bulgular, beslenmenin otizmi önleyen ya da tedavi eden bir yöntem olmadığını net biçimde ortaya koyuyor. Ancak doğru beslenme yaklaşımları, bağışıklık sistemiyle ilişkili biyolojik süreçleri destekleyebilir. Beslenmenin, ailelerin aktif olarak müdahale edebileceği nadir alanlardan biri olması nedeniyle önem taşıdığı vurgulanıyor. Yine de diyet değişikliklerinin, mutlaka uzman kontrolünde ve mevcut tedavilere destekleyici olarak ele alınması gerektiği belirtiliyor. Araştırmacılar, farklı popülasyonları kapsayan, daha geniş ve uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç olduğunun da altını çiziyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *