Almanya’da 23 farklı kurutulmuş bitki ve baharat karışımı üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde, birçok üründe birden fazla pestisit kalıntısına rastlandı. Bazı örneklerde aynı üründe 10 farklı pestisit izine kadar ulaşıldığı bildirildi.
Analizlerde ayrıca doymuş mineral yağ hidrokarbonları (MOSH/MOSH benzeri bileşikler) ile kirlenme tespit edildi. Bu bileşikler, insan vücudunda yağ dokusunda, karaciğerde ve lenf düğümlerinde birikebilen kirleticiler arasında yer alıyor.
Hangi maddeler bulundu?

Testlerde tespit edilen bazı pestisitler “özellikle endişe verici” kategorisinde değerlendiriliyor:
Difenokonazol: AB mevzuatına göre kanser şüphesi bulunan aktif madde olarak sınıflandırılıyor.
Dimetomorf: İnsan üreme sistemi için potansiyel risk taşıdığı belirtiliyor ve AB’de tarımsal kullanımına sınırlamalar getirildi.
Uzmanlar, birden fazla pestisite aynı anda maruz kalmanın (çoklu kalıntı etkisi) yeterince araştırılmadığını ve farklı kimyasalların etkileşiminin risk oluşturabileceğini vurguluyor.
Mineral yağ bileşenleri (MOSH/MOAH) neden önemli?
Mineral yağ kirleticileri, üretim sürecinde makine yağlarıyla temas gibi nedenlerle gıdalara bulaşabiliyor.
Özellikle, MOAH'ın (mineral yağ aromatik hidrokarbonları) bazı bileşenleri kanserojen olarak kabul ediliyor.
MOSH; Vücutta birikebiliyor; uzun vadeli etkileri tam olarak bilinmiyor.
AB’de bu maddelere ilişkin yasal düzenlemelerin 2027’ye ertelendiği belirtiliyor. Bu da denetim ve sınır değer tartışmalarının devam ettiğini gösteriyor.
Bitkisel karışımlarda başka hangi riskler var?

Analizlerde yalnızca pestisit ve mineral yağ değil, başka riskli bileşenler de bulundu:
Pirolizidin alkaloidleri (PA): Bazı yabani bitkiler tarafından üretilen doğal toksinlerdir. Yanlış hasat veya ayıklama hataları nedeniyle karışımlara girebilir. Hayvan deneylerinde kanserojen ve mutajenik etkiler gösterdiği biliniyor.
Bacillus cereus: Yetersiz hijyen koşullarında görülebilen bir bakteri. Sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Uzmanlara göre bu tür bulgular üretim ve depolama zincirinde hijyen zafiyetine işaret ediyor.
“Kış çayı” karışımlarında da benzer risk olabilir mi?
Almanya’daki testler, menşe ve içerik konusunda ciddi belirsizlikler olduğunu ortaya koydu. Karışımlarda kullanılan otların dünyanın farklı bölgelerinden geldiği, etiket bilgilerinin ise çoğu zaman tüketiciye net bir kaynak sunmadığı bildirildi.
Türkiye’de ise özellikle kış aylarında aktar ve baharatçılarda “kış çayı”, “grip çayı”, “bağışıklık çayı” gibi isimlerle satılan karışım bitki çayları yaygın şekilde tüketiliyor. Bu karışımlar genellikle, kekik, adaçayı, ıhlamur, zencefi, biberiye, kuşburnu, tarçın ve papatya gibi birçok bitkiyi aynı pakette bir araya getiriyor. AB Gıda Alarm Sistemi'ne yansıyan bildirilerde, Türkiye'den ihraç edilen kekiklerde Pirolizidin alkaloidleri açısından sakıncalı bulunan örnekler var.
Ancak bu ürünlerin çoğu açıkta satılıyor veya içeriği ayrıntılı analizden geçirilmeden piyasaya sunulabiliyor. Uzmanlar, karışım ürünlerde çoklu pestisit kalıntısı, mineral yağ bulaşması veya yabani ot kaynaklı toksin riskinin teorik olarak mümkün olduğunu belirtiyor.
Çoklu pestisit maruziyeti neden tartışılıyor?
Laboratuvar sonuçlarında aynı üründe birden fazla pestisit kalıntısına rastlanması dikkat çekti. Araştırmacılar, farklı aktif maddelerin birlikte oluşturabileceği etkinin yeterince çalışılmadığını ve bu durumun uzun vadeli sağlık riskleri açısından soru işareti oluşturduğunu ifade ediyor.
Bazı bilimsel çalışmalar, çoklu pestisit maruziyeti ile nörolojik hastalıklar arasında olası bağlantılara işaret ediyor. Ancak bu alanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Tüketiciler ne yapmalı?
Karışım bitki çayları tüketirken şu noktalara dikkat edilmeli: “Mümkünse içeriği net, tekli bitki ürünleri tercih edilmeli, Organik sertifikalı ve analiz raporu sunabilen markalar seçilmeli, Açıkta ve kaynağı belirsiz karışımlardan kaçınılmalı, Aşırı ve uzun süreli tüketimden uzak durulmalı.”
