Beslenme, kanser riskini etkileyen önemli bir yaşam tarzı faktörüdür. Yüksek risk oluşturan beslenme özelikleri şunlardır:
- Aşırı şekerli ve işlenmiş gıda tüketimi
- Fazla kırmızı ve işlenmiş et ürünü tüketimi
- Düşük lif, sebze ve meyve tüketimi
- Aşırı kalori alımı. Obezite (birçok kanser türü için risk faktörü)
Yukarıda sıraladığımız gibi besleniyorsanız, bu beslenme modelleri inflamasyonu artırabilir, insülin direnci ve oksidatif stresi tetikleyebilir; bu süreçler zaman içinde potansiyel olarak kanser gelişimini destekleyebilir.
Gıda katkı maddeleri tartışma konusu
Gıda katkı maddeleri, yiyeceklerin raf ömrünü uzatmak, mikrobiyal bozulmayı önlemek ve gıda güvenliğini sağlamak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bazı katkı maddeleri, özellikle uzun süreli ve yüksek miktarda alındığında, kanser riski açısından tartışma konusu olmuştur.
NutriNet-Santé, 2009 yılında Fransa’da başlatılmış internet tabanlı büyük ölçekli bir beslenme ve sağlık kohortu çalışmasıdır. Araştırma, yetişkin gönüllüleri uzun süreli takip ederek diyet alışkanlıkları ile sağlık sonuçları arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlar.
- On yıllar içinde yüz binlerce kişi katılmıştır (ör. 174,000+ katılımcı)
- Geniş kapsam: Diyet, fiziksel aktivite, kilo, kronik hastalık, yaşam tarzı ve sosyodemografik veriler toplanır.
- Klinik ve biyolojik veriler: Bir alt grupta kan ve idrar örnekleri de toplanarak biyobelirteç analizlerine olanak sağlar.
İşlenmiş gıdalar diyabet riskini yükseltti
Bu çalışmada amaç:
1- Beslenme ile sağlık sonuçları arasındaki bağlantıları incelemek: Kardiyovasküler hastalıklar, kanser, tip 2 diyabet, obezite ve diğer kronik durumlar dahil.
2- Diyet seçimlerinin belirleyicilerini anlamak: Sosyoekonomik, kültürel, psikolojik ve davranışsal faktörlerin diyetle ilişkisi.
Yüksek işlenmiş gıda ve katkı maddeleri ile risk ilişkileri: Bazı çalışmalarda yüksek işlenmiş gıda ve katkı maddesi alımının tip 2 diyabet riskini yükselttiği bulunmuştur.
Diyet kalitesine göre hastalık riski: Akdeniz diyeti gibi daha kaliteli beslenme desenleri daha iyi beslenme profili ve çevresel faydalar ile ilişkilidir.
Bu çalışmanın kısıtlayıcı yönleri de akılda tutulmalıdır. Katılımcı profili tipik nüfusu tam temsil etmeyebilir (daha eğitimli/hassas bireyler). Gözlemsel tasarım, nedensel sonuçlar çıkarmaya uygun değildir. Kalıntı etkiler ve ölçüm hataları diyette yanlış ölçümlere yol açabilir.
Kanser ile İlişkili Bulgular
- Yapay tatlandırıcılar ve kanser: NutriNet-Santé verileriyle yapılan bazı analizlerde, özellikle yüksek düzeyde yapay tatlandırıcı tüketen bireylerde (ör. aspartam) genel kanser riskinde artış gözlemlendiği bildirilmiştir (Ör. meme kanseri ve obezite ilişkili kanserler). Bu tür bulgular nedensellik değil ilişki gösterir ve farklı klinik ve metodolojik sınırlamalar içerebilir.
- Yüksek yapay tatlandırıcı tüketimi, özellikle aspartam (E951) ve acesulfame-K (E950) ile ilişkili kişilerde genel kanser riskinde artış görüldü:
- Toplam kanser riski: %13 daha yüksek bulundu (HR ≈ 1.13)
- Aspartam: daha belirgin ilişki (kanser riski artışı)
- Bazı spesifik kanser türlerinde: (ör. meme kanseri) aspartam tüketimiyle anlamlı artış gözlemlendi
- Obeziteye bağlı kanserlerde de daha yüksek riskler görüldü
Diyetin glisemik yükü ve kanser: Yüksek glisemik yükü olan diyetler bazı analizlerde yüksek genel kanser ve postmenopozal meme kanseri riskleri ile ilişkili bulunmuştur.
Takviye kullanımı ve yaşam biçimi: Kanserli bireylerde vitamin/mineral takviyelerinin yaygınlığı ve potansiyel zararlı etkileşimler raporlanmıştır.
Birçok uluslararası gıda güvenliği otoritesi (EFSA, FDA, WHO gibi), mevcut epidemiyolojik verilerin yapay tatlandırıcıların doğrudan kanser oluşturduğunu kanıtlamadığını belirtir.
NutriNet-Santé çalışması önemli bir uyarı sunuyor olsa da, tek bir çalışma üzerinden kesin kanıt çıkarmak bilimsel olarak yeterli değildir; bu tarz sonuçlar daha fazla araştırmayı teşvik eder.
Özellikle yüksek riskli gruplarda, sıvı tatlandırıcılar ve ultra-işlenmiş içeceklerin yerine daha doğal alternatiflerin (su, doğal meyve tatları gibi) tercih edildiği sağlıklı beslenme modelleri önerilmektedir.
Sodyum Nitrat kanser riskini artıran en güçlü katkı maddesi
Gıda katkı maddelerinden özellikle Sodyum Nitrata dikkat çekmek istiyorum.
Sodyum Nitrat (E 251)
Kullanım alanı: İşlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis, pastırma) ve bazı peynirlerde koruyucu ve renk sabitleyici olarak kullanılır.
Kanser ile ilişkisi
Sodyum nitrat, vücutta veya yüksek ısıda pişirme sırasında nitrite, ardından N-nitrozo bileşiklerine (nitrozaminler) dönüşebilir.
Nitrozaminler, Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından kanserojen olarak sınıflandırılmıştır.
Özellikle kolorektal kanser ve mide kanseri riski ile ilişkilidir.
Bu nedenle işlenmiş et tüketimi, IARC tarafından Grup 1 kanserojen olarak tanımlanmıştır.
Genel değerlendirme: Sodyum nitrat, kanser riski ile en güçlü ilişkiye sahip katkı maddesidir, özellikle sık ve fazla tüketimde risk yükselir.
İşlenmiş et ürünleri tüketimi sınırlanmalı
Gıda katkı maddeleri ve kanser ilişkisi konusunda kapsamlı ve kişiye özel değerlendirme yapmak önemlidir.
Gıda katkı maddeleri tek başına değil, maruziyet süresi, doz, beslenme alışkanlıkları ve bireysel yatkınlık ile birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle işlenmiş et ürünlerinin tüketimi sınırlandırılmalı, taze ve doğal gıdalar tercih edilmelidir.
Antioksidanlardan zengin (C vitamini içeren) sebze ve meyveler, nitrozamin oluşumunu azaltabilir.
Kanserden korunmada en etkili yaklaşım
- Dengeli beslenme
- İşlenmiş gıdalardan kaçınma
- Fiziksel aktivite
- Sigara ve alkolden uzak durmadır.
Not: Yazıdaki görseller yapay zeka ile oluşturulmuştur..
