Türkiye’de gıda güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirecek sonuçlar, İzmir’de farklı kentleşme düzeylerinde yapılan kapsamlı bir araştırmayla ortaya kondu.
Pişirmek pestisiti yok etmiyor!
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Çevre Mühendisliği Bölümü ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Ziraat Fakültesi''nden 6 bilim insanın gerçekleştirdiği çalışmada, sofraya gelen bitkis ve et bazlı yemeklerdeki pestisit kalıntılarının miktarı ölçüldü.
HER YEMEKTE PESTİSİT VAR
Kırsal, banliyö ve kentsel bölgelerden toplanan toplam 96 öğün örneğinde yapılan analizlerde, 235 farklı pestisit incelendi ve tüm örneklerde en az bir pestisit kalıntısına rastlandı.
Araştırma sonuçları, yalnızca tek tek gıda ürünlerini değil, doğrudan tüketilen yemeklerin tamamını değerlendirmesi açısından dikkat çekiyor. Bu durum, sofraya gelen gıdalardaki toplam kimyasal yükün sanılandan çok daha yüksek olabileceğini gösteriyor.
kentte risk daha yüksek: pestisit yükü şehirde artıyor
Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, pestisit yoğunluğunun kentleşme arttıkça yükselmesi oldu. Kentsel bölgelerde ölçülen toplam pestisit konsantrasyonu, kırsal alanlara kıyasla anlamlı derecede daha yüksek çıktı.
DEPOLAMA ESNASINDA PESTİSİT UYGULANIYOR MU?
Özellikle tiametoksam ve dinoterb gibi yüksek riskli pestisitlerin şehirde daha yoğun bulunması, gıda tedarik zincirinde depolama, taşınma ve işleme süreçlerinin de kontaminasyonda etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Banliyö ve kentsel bölgeler arasında ise belirgin bir fark görülmedi.
yasal sınırlar aşıldı: en çok tespit edilen pestisitler hangileri?

Araştırmada en sık tespit edilen pestisitler tiametoksam, pirimetanil ve dinoterb oldu. Bu maddelerin büyük kısmı Avrupa Birliği’nin maksimum kalıntı limitlerini aşan seviyelerde bulundu.
Tiametoksamın neredeyse tüm örneklerde tespit edilmesi ve bazı ölçümlerde sınır değerlerin kat kat üzerine çıkması dikkat çekerken, pirimetanil ve dinoterb de benzer şekilde yaygın ve yüksek konsantrasyonlarda ölçüldü.
Bazı pestisitlerin tahmini günlük alım miktarlarının kabul edilebilir seviyelerin üzerine çıktığı hesaplandı. Bu durum, düzenli tüketimde kronik sağlık risklerinin oluşabileceğine işaret ediyor.
sağlık riski alarm veriyor: bazı senaryolarda eşik 10 kat aşıldı
Araştırmada yapılan risk analizleri, durumun ciddiyetini daha net ortaya koydu. Tehlike Katsayısı (HQ) ve Tehlike İndeksi (HI) hesaplamalarına göre, birçok pestisit için risk değerleri güvenli sınırların üzerine çıktı.
Bazı senaryolarda bu değerlerin 10 katı aştığı, hatta banliyö bölgelerde belirli pestisitler için 100 katın üzerine çıktığı belirlendi. Özellikle tiametoksam ve asetamidprid gibi maddeler, birden fazla senaryoda yüksek risk grubunda değerlendirildi.
BULGURDA MAKARNADA Yasaklı kalıntılar: kontaminasyon şüphesi
Çalışmada dikkat çeken bir diğer bulgu ise tahıl bazlı yemeklerde tespit edilen onaysız pestisit kalıntıları oldu.
Bu durum, üretim aşamasında ya da depolama sürecinde kontaminasyon yaşanmış olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmacılar, özellikle depolama koşulları ve tarımsal uygulamaların bu sonuçlarda belirleyici olabileceğini vurguluyor.
Sofradaki risk görünenden büyük
Araştırmanın genel sonucu, pestisitlere diyet yoluyla maruz kalmanın ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor.
Yemeklerin tamamında kalıntı tespit edilmesi ve birçok örnekte yasal sınırların aşılması, mevcut denetim ve uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
