Hayvansal süt tüketmeyenlerin veya azaltmak isteyenlerin sıkça tercih ettiği yulaf, badem ve soya bazlı içecekler bu kez besin değerleriyle değil, mantarların ürettiği toksinlerle araştırmaya konu oldu.
Food Control dergisinin Mayıs 2026 sayısında yayımlanan çalışmada İngiltere'nin önde gelen beş perakendecisinden satın alınan 212 bitkisel ürün incelendi. Bunların 92'sini bitkisel et alternatifleri, 120'sini ise süt alternatifi olarak tüketilen bitkisel içecekler oluşturdu.
Araştırmacılar ürünleri 19 farklı mikotoksin açısından LC-MS/MS yöntemiyle analiz etti. Sonuç çarpıcıydı: İncelenen 120 bitkisel içeceğin tamamında en az bir kif toksini (mikotoksin) bulundu.
Yulaf sütlerinde daha fazla toksin türü
Bitkisel içecekler kendi içinde de önemli farklılıklar gösterdi. Araştırmada 57 yulaf bazlı, 32 badem ve diğer kuruyemiş bazlı, 31 soya bazlı içecek incelendi.
En fazla farklı mikotoksinin tespit edildiği grup yulaf bazlı içecekler oldu. Bunları soya ve badem/kuruyemiş bazlı içecekler izledi.
Kanserojen küfler bitkisel içeceklerde
Yulaf bazlı ürünlerde özellikle HT-2 ve T-2 toksinleri ile fumonisinler dikkat çekti. Soya bazlı içeceklerde ise başka bir bulgu öne çıktı: Araştırmacılar okratoksin A'nın (OTA) görülme sıklığını yüzde 90 olarak bildirdi.
Badem ve diğer kuruyemiş bazlı içeceklerde genel kontaminasyon daha düşük olmakla birlikte, yeni ortaya çıkan veya henüz yaygın biçimde düzenlenmeyen bazı mikotoksinler bu ürünlerde de sık görüldü.
Peki bitkisel süt içmek riskli mi?
Çalışmada ölçülen mikotoksin konsantrasyonları genel olarak tahıl ve ilgili hammaddeler için uygulanan Avrupa Birliği limitlerinin altında kaldı.
Araştırmacıların üzerinde durduğu asıl konu tek tek değerlerden çok, aynı üründe birden fazla mikotoksinin birlikte bulunması ve bu ürünleri düzenli tüketen kişilerin zaman içerisindeki toplam maruziyeti.
Mikotoksinler, tahıl, baklagil, kuruyemiş ve tohum gibi tarımsal ürünlerde gelişebilen bazı küflerin ürettiği doğal toksinler. Dolayısıyla sorun yalnızca bitkisel içeceklere özgü değil; hammaddenin yetiştirilmesi ve özellikle depolanmasıyla yakından ilişkili.
Araştırmacıların dikkat çektiği noktalardan biri de regülasyon. Avrupa'da bazı mikotoksinler için tahıllar ve belirli gıda gruplarında maksimum seviyeler bulunmasına karşın, bitkisel et alternatifleri ve bitkisel içecekler için özel bir mikotoksin mevzuatı veya izleme programı bulunmadığını belirtiyorlar.
