Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) İstanbul'da düzenlediği İklim Haberciliği Konferansı'nda Türkiye'yi ve özellikle İstanbul'u bekleyen iklim risklerine ilişkin dikkat çekici bir projeksiyon paylaşıldı.
İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Önol, yapılan iklim simülasyonlarında İstanbul için günlük maksimum yağış miktarının 437 milimetreye kadar çıkabildiğini söyledi.
İSTANBUL BU YAĞIŞI KALDIRAMAZ

Bu değer, bir günde metrekareye 437 litre, yani yaklaşık 437 kilogram su düşmesi anlamına geliyor.
Önol, konferanstaki sunumunda sonucu şöyle değerlendirdi: “Bu çok uç bir değer. Böyle bir yağışı İstanbul'un kaldırması mümkün değil. Ve buna yönelik önlem alınması da kolay değil çünkü İstanbul'un yapılaşmaya açılan hemen birçok cadde ve sokağı dere yatağı.”
İstanbul'da günlük yağış iki katına çıkabilir
Önol'un uyarısının arkasında, doktora öğrencisi Mehmet Barış Kelebek ve Bern Üniversitesinden Dr. Fulden Batıbeniz ile yürüttüğü iklim projeksiyonu çalışması bulunuyor.
Araştırmada 2005-2014 dönemi ile yüksek emisyon senaryosu altındaki 2061-2070 dönemi karşılaştırıldı. Çalışmada İstanbul'da günlük maksimum yağışın günümüzdeki yaklaşık 210 milimetrelik seviyeden 437 milimetreye çıkabileceği hesaplandı. İstanbul ve Marmara çevresi, Doğu Karadeniz kıyıları, Gürcistan ve Romanya'nın bazı bölgeleriyle birlikte aşırı hava olayları açısından öne çıkan bölgeler arasında yer aldı.
“Felaket olduktan sonra harcıyoruz”
TGC konferansında “İklim Değişikliğinin Nedenleri ve Sonuçları” başlıklı oturum, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Göksel Göksu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Önol'un yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş de konuştu.
Önol, aşırı yağışların yanı sıra şehir altyapısının gelecekteki ekstrem hava olaylarına hazırlığına da dikkat çekti.
“Ekstrem hava olayları giderek şiddetlenecek. Şehirlerin altyapısı maalesef yetersiz” diyen Önol, Türkiye'de afet yönetiminin çoğunlukla olay gerçekleştikten sonra devreye girdiğini belirterek, “Kaynaklarımızı iyi kullanmalı, felaket olmadan önce harcamalıyız. Biz afetler olduktan sonra harcama yapıyoruz” ifadelerini kullandı.
Murat Türkeş: Hâlâ zamanımız var ama sınırsız değil
Prof. Dr. Murat Türkeş ise insan faaliyetlerinin küresel ısınmanın temel nedeni olduğunu belirterek iklim değişikliğine karşı hem emisyon azaltımının hem de uyum politikalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Türkeş, “Hâlâ zamanımız var; ancak zaman penceresi sınırsız değildir” diyerek her ilave ısınmanın iklim eşiklerine yaklaşma ihtimalini ve kayıp-zararların büyüklüğünü artırdığına dikkat çekti. Türkeş'e göre hızlı sera gazı azaltımı, doğal yutakların korunması, su yönetimi ve erken uyarı sistemleri birlikte ele alınmalı.
İklim krizi ekonomiden sağlığa uzanıyor

Konferansta yalnızca aşırı hava olayları değil, iklim krizinin enerji, ekonomi ve sağlık üzerindeki etkileri de ele alındı.
SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi'nden Hasan Aksoy, mevcut küresel taahhütlerin ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlamak için yeterli olmadığını söyledi. EMBER'den Ufuk Alparslan ise fosil yakıt ithalatına bağımlılığın Türkiye ekonomisini uluslararası fiyat dalgalanmalarına karşı kırılgan hale getirdiğini belirtti.
Kadir Has Üniversitesi'nden Prof. Dr. Erinç Yeldan, SEFİA'dan Bengisu Özenç ve Mekanda Adalet Derneği'nden Hülya Çeşmeci iklim krizinin ekonomik boyutunu; Prof. Dr. Gamze Varol, Doç. Dr. Melike Yavuz, Mesude Demir ve Ayşegül Atakan ise sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
Konferansın açılışında TGC Başkanı Vahap Munyar, gazetecilerin iklim krizini yalnızca felaket yaşandığında gündeme getirmemesi gerektiğini vurguladı.
İlk oturumda da gazeteci İhsan Yılmaz, Serkan Ocak ve Didem Eryar Ünlü iklim haberciliğinin etik ve gazetecilik boyutunu değerlendirdi.
