Flinders Üniversitesi araştırmacıları, TikTok ve Instagram’da #healthylifestyle, #nutrition ve #cleaneating etiketleriyle paylaşılan toplam 300 videoyu inceledi. Araştırmada her platformdan 150 video değerlendirmeye alındı.
Videoların içerikleri; beslenme bilgilerinin doğruluğu, kısıtlayıcı yeme davranışları, vücut algısı, egzersiz önerileri ve yiyeceklerin “iyi” veya “kötü” olarak sınıflandırılması gibi farklı kriterler üzerinden değerlendirildi. 
Sonuçlar dikkat çekiciydi: Videolarda verilen beslenme ve egzersiz bilgilerinin yüzde 68’i yanıltıcı veya aldatıcı olarak değerlendirildi.
Araştırmanın en önemli bulgularından biri ise tavsiyeyi veren kişinin eğitim düzeyiyle içerik doğruluğu arasındaki fark oldu.
Diyet tavsiyesi verenlerin büyük bölümü uzman değil
İncelenen içerik üreticilerinin yaklaşık yüzde 78’inin beslenme, diyetetik veya egzersiz bilimi alanında gerçek bir yeterliliğe sahip olmadığı belirlendi.
Nitelikli içerik üreticilerinin verdiği bilgilerin yüzde 45,5’i doğru olarak değerlendirilirken, bu oran herhangi bir ilgili yeterliliği bulunmayan içerik üreticilerinde yalnızca yüzde 4,7’de kaldı.
Araştırmacılar, niteliksiz içerik üreticilerinin yanıltıcı veya zararlı olarak değerlendirilen içerikleri paylaşma olasılığının da daha yüksek olduğunu bildirdi.
Bu tablo, sosyal medyada çok izlenen bir videonun mutlaka güvenilir veya bilimsel olduğu anlamına gelmediğini gösteriyor.
“Ben yaptım, siz de yapın” yaklaşımı kilo verme sürecini zorlaştırabilir
Sosyal medyada kişilerin kendi beslenme düzenlerini anlatması, özellikle kilo vermeye çalışan kişiler için oldukça ikna edici olabiliyor. Ancak bir kişinin kendi vücudunda sonuç aldığını söylemesi, aynı beslenme modelinin başka bir kişide de aynı sonucu vereceği anlamına gelmiyor.
Yaş, cinsiyet, mevcut kilo, kas kütlesi, günlük enerji ihtiyacı, fiziksel aktivite, uyku düzeni ve kişinin sağlık durumu beslenme gereksinimlerini değiştirebiliyor.
Özellikle çok düşük kalorili beslenme, bütün bir besin grubunu tamamen hayatından çıkarma veya kısa sürede yüksek miktarda kilo verme hedefi içeren öneriler, sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturmak yerine kişinin yeme davranışını daha da kısıtlayabilir.
“Sağlıklı” ve “sağlıksız” yiyecek ayrımı da risk taşıyor
Araştırmada videoların yaklaşık yüzde 67’sinde “temiz” veya “sağlıklı” beslenme vurgusu bulunurken, yaklaşık yüzde 36’sında belirli bir beslenme düzeni önerildi.
Videoların yaklaşık üçte birinde ise izleyicilere belirli yiyecekleri tamamen bırakmak, belli protein hedeflerine ulaşmak veya öğünleri katı kurallara göre düzenlemek gibi kısıtlamalar önerildi.
İçeriklerin yaklaşık yüzde 20’sinde ise yiyecek seçimlerini kişinin karakteri veya değeriyle ilişkilendiren bir dil kullanıldı.
Oysa tek bir yiyeceği “iyi” veya “kötü” ilan etmek yerine, beslenmenin bütünü değerlendirilmelidir. Bir yiyeceğin tek başına sağlıklı ya da sağlıksız ilan edilmesi, kişinin günlük beslenme düzenindeki toplam dengeyi gözden kaçırmasına neden olabilir.
Instagram’da beden görünümü daha fazla öne çıktı
Araştırmada TikTok ve Instagram arasında da dikkat çekici farklılıklar görüldü.
İncelenen videoların yüzde 63’ünde bedenin görünümüyle bağlantılı mesajlar bulunurken, bu oran Instagram videolarında yüzde 78’e yükseldi. TikTok’ta ise yüzde 48 olarak belirlendi.
Instagram videolarında zayıf ve kaslı vücutların gösterilmesi, belirli vücut bölgelerinin öne çıkarılması ve fiziksel görünümün belirli bir beslenme düzeninin sonucu olarak sunulması daha sık görüldü.
Sosyal medyada “temiz beslenme” baskısına dikkat
Araştırmacılar, incelenen videolarda ortoreksiya nervoza ile ilişkilendirilen bazı davranış kalıplarına da dikkat çekti.
Ortoreksiya nervoza, kişinin “temiz” veya “sağlıklı” kabul ettiği yiyecekleri tüketmeye aşırı odaklanması ve beslenme konusunda giderek daha katı kurallar geliştirmesiyle ilişkilendirilen bir kavram.
Çalışma, sosyal medya içeriklerinin ortoreksiyaya neden olduğunu göstermiyor. Araştırmacılar yalnızca videolarda bu durumla ilişkilendirilebilecek davranış ve söylemlerin ne kadar yaygın olduğunu inceledi.
Bir diyet videosunu görmeden önce bu soruları sorun!
Sosyal medyada karşılaşılan bir beslenme önerisini uygulamadan önce birkaç temel soruya yanıt aramak, yanlış yönlendirilme riskini azaltabilir:
• Bu öneriyi paylaşan kişinin beslenme veya sağlık alanında eğitimi var mı?
• Önerinin dayandığı bilimsel bir araştırma var mı?
• “Herkeste işe yarar” veya “kesin kilo verdirir” gibi iddialar kullanılıyor mu?
• Çok kısa sürede yüksek miktarda kilo verme vaadi var mı?
• Bir besin grubunu tamamen bırakmam öneriliyor mu?
• Günlük alınması gereken yiyecek miktarı olağandışı derecede düşük mü?
• Öneri benim yaşımı, sağlık durumumu ve fiziksel aktivite düzeyimi dikkate alıyor mu?
• İçerik, sağlıklı beslenmeden çok belirli bir vücut görünümünü mü vaat ediyor?
Bu sorulardan birkaçına “evet” yanıtı veriliyorsa, sosyal medyadaki öneriyi doğrudan uygulamak yerine konuyu bir diyetisyen veya ilgili sağlık profesyoneliyle değerlendirmek daha güvenli bir yaklaşım olabilir.
