Dünyanın gıda üretimi, beslenme alışkanlıkları, tarımsal kaynak kullanımı ve gıda güvenliği alanlarında ne kadar ilerlediği kapsamlı bir araştırmayla mercek altına alındı.
Food Systems Countdown Initiative'ın 2026 değerlendirmesinde 197 ülkenin gıda sistemleri; beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, üretim, geçim kaynakları ve eşitlik, yönetişim ile dayanıklılık başlıkları altında incelendi.
Nature Food dergisinde yayımlanan araştırma, ülkelerin yalnızca doğru yönde ilerleyip ilerlemediğine değil, 2030 hedeflerine ulaşmak için ne kadar yol kat etmeleri gerektiğine ve mevcut değişim hızının yeterli olup olmadığına da baktı.
2030 hedeflerinin büyük bölümü için hız yetersiz
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, incelenen göstergelerin büyük bölümünde ülkelerin 2030 hedeflerine ulaşabilecek hızda ilerlememesi oldu.
Araştırmacılar 30 gösterge için ülkelerin 2030 hedeflerine ulaşma durumunu değerlendirdi. Bu göstergelerden yalnızca cep telefonu aboneliği, bağlantılılık ve dayanıklılığın bir göstergesi olarak, ülkelerin büyük bölümünde hedefe ulaşılmış bir alan olarak öne çıktı.
Buna karşılık 22 göstergede ülkelerin üçte birinden daha azının 2030 hedefine veya belirlenen kıyas noktasına ulaşması bekleniyor.
Gıda sistemlerinin sera gazı emisyonlarında açık büyüyor
Araştırmada en büyük sorun alanlarından biri gıda sistemlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları oldu.
Çalışmaya göre küresel ortalama, belirlenen 2030 hedefinden yaklaşık yüzde 75 uzaklıkta bulunuyor. Üstelik mevcut ilerleme hızı değişmediği takdirde hiçbir ülkenin bu hedefe ulaşması beklenmiyor.
Araştırmacılar, gıda sisteminin yalnızca tarlada başlayan bir süreçten olmadığına dikkat çekerek, üretim, işleme, taşıma, dağıtım, satış ve tüketim aşamalarının tamamının bu sistemin parçası olarak değerlendiriyor.
Bu nedenle gıdanın çevresel etkisini azaltmak için yalnızca çiftliklerdeki üretim yöntemlerinin değil, tedarik zincirinin tamamının ele alınması gerektiğini vurguluyorlar.
Ultra işlenmiş gıda ve pestisit kullanımı da dikkat çekti
Araştırmada bazı göstergelerin yalnızca yeterince hızlı ilerlemediği değil, istenmeyen yönde değiştiği de görüldü.
Bunlar arasında ultra işlenmiş gıda satışları, tarımsal su kullanımı, pestisit kullanımı, gıda sistemlerinden kaynaklanan emisyonlar, sivil toplum katılımı ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik gibi göstergeler yer aldı.
Özellikle ultra işlenmiş gıda satışlarındaki yön, sağlıklı beslenme açısından dikkat çekiyor. Araştırma tek tek ürünlerin sağlık üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışma değil; ancak gıda sistemlerinin genel performansını değerlendiren göstergeler arasında ultra işlenmiş gıda satışlarının da bulunduğunu ortaya koyuyor.
Sağlıklı beslenmeye ulaşmak hâlâ önemli bir sorun
Gıda sistemlerinin başarısı yalnızca ne kadar gıda üretildiğiyle ölçülmüyor. İnsanların sağlıklı bir beslenmeye ekonomik olarak ulaşabilmesi de araştırmanın önemli başlıklarından biri.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) araştırmaya ilişkin değerlendirmesine göre özellikle düşük gelirli bölgelerde sağlıklı beslenmenin karşılanabilirliği konusunda ciddi farklar bulunuyor.
Örneğin Afrika ülkelerinin ortalaması, sağlıklı beslenmenin karşılanabilirliği konusunda belirlenen küresel kıyas noktasının yüzde 58,7 gerisinde bulunuyor. Ancak bölgesel kıyaslama kullanıldığında bu fark yüzde 32,2'ye düşüyor.
Araştırmacılar bu nedenle yalnızca küresel hedeflere bakmak yerine ülkelerin ve bölgelerin kendi koşullarına uygun, ulaşılabilir ara hedefler belirlemesinin de önemli olduğunu belirtiyor.
Asya'da gıda güvencesi için çok daha hızlı ilerleme gerekiyor
Bölgesel farklılıklar da araştırmanın önemli sonuçları arasında. Çalışmaya göre Asya'nın 2030 hedeflerine ulaşabilmesi için gıda güvencesizliğinde her yıl yüzde 63'ün üzerinde bir iyileşme sağlaması gerekiyor.
Afrika'da ise 23 gösterge açısından her yıl en az yüzde 15 ila 20 oranında iyileşme sağlanması gerektiği hesaplandı. Yüksek gelirli ülkeler de bu tablonun dışında değil. Avrupa'da 19 göstergenin 2030 yılına kadar ulaşılması mümkün görünmüyor.
Dünyanın gıda sistemi için kritik soru: Ne kadar hızlı değişebiliriz?
Food Systems Countdown Initiative'ın 2026 değerlendirmesi, dünya genelinde gıda sistemlerinin mevcut haliyle 2030 hedeflerinin önemli bölümüne ulaşamayacağını ortaya koyuyor.
Ancak araştırmanın verdiği mesaj yalnızca olumsuz bir tablo çizmek değil. Çalışma, ülkelerin hangi alanlarda geride kaldığını ve hedeflere ulaşabilmek için değişimin hangi hızda gerçekleşmesi gerektiğini de ortaya koyuyor.
FAO'nun baş istatistikçisi José Rosero Moncayo, bu tür kapsamlı değerlendirmelerin hükümetlerin önceliklerini belirlemesi, yatırımları yönlendirmesi ve politikalarını yeniden şekillendirmesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.
Önümüzdeki yıllarda dünyanın gıda sistemi açısından belirleyici soru yalnızca “Daha fazla gıda üretebilecek miyiz?” olmayacak.
Asıl soru; üretilen gıdanın sağlıklı, erişilebilir, sürdürülebilir ve krizlere dayanıklı bir sistem içinde tüketiciye ulaşıp ulaşamayacağı olacak.
